Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
S-400 sıradan bir tercih değildir… Politik güç takviye
04 Ağustos 2019
09:02
30 Kez Okundu

obursa

ABD baskısını bu kez “S-400’leri al ama kullanma” üzerinde yoğunlaştıracak gibi. Çok yönlü olarak ülkeyi mengeneye almaya çalışıyor Pentagon ve Beyaz Saray. Suriye’de PKK hamiliği, Doğu Akdeniz’de ülkemize karşı uluslararası hukuka uymayan haksız politik ve askeri tavır. Şüphesiz ki FETÖ hamiliği..
Türkiye’yi zor durumda bırakacak ne kadar konu varsa, hepsinin ardında bu büyük gücü görüyoruz.
ABD, ülkemizdeki neredeyse tüm askeri darbe ve darbe girişimlerinin ardındaki güçtür. Ülke yönetimlerini, kontrol altında tuttuğu askeri mekanizma ile belirlemiştir, tasarlamıştır ve kendi yörüngesinde tutma gayreti içinde olmuştur. FETÖ’nün darbe girişimini de selamlamıştır.
Türkiye, adeta ABD’nin çok yönlü sıkıştırmasına karşı bir “savunma mücadelesi” içindedir. ABD, FETÖ silahını tüketmiş, ancak PKK silahını hâlâ elinde tutmakta ve Doğu Akdeniz’de yeni bir cephe açmaktadır..
Türkiye’ye, “ulusal bütünlüğüne” ve ülke iradesine tehdit nereden geliyor, sorusunu sormak gereksizleşmiştir.
S-400 füze savunma sistemini alma kararlılığı belirlendiğinde, siyasal ve askeri manzaraya baktığınızda bu savunma sisteminin, şüphesiz ki çok yönlü olmakla birlikte, ABD’den ve Ortadoğu üzerinden gelebilecek bir saldırı tehdidinin öncelikli düşünüldüğünü yazdım.
ABD böyle bir saldırı yapar mı, hayır derim. Bekler miyim, yine hayır. Bu başka bir konu.
Ama ülkelerin kendini savunma politika ve stratejileri “hayır”lar üzerinde kurulmaz. Caydırıcılığınızı güçlendirmek zorundasınız.
S-400’lerin alınması savunma ihtiyacının ötesinde, Türkiye’nin şu aşamada ihtiyacı olan bir politik güç takviyesidir ve ittifaklar meselesini tartışmaya açma iradesidir..

Rusya ile yakınlaşma
Politik güç derken şüphesiz ki arka planda hissedilen bir Rusya ile yakınlaşmadır.
ABD’nin çok yönlü sıkıştırma politikası karşısında, S-400 gibi güçlü bir savunma aracıyla sağlanan bu siyasi ve ekonomik temas, ülkenin ihtiyacı olan bir desteği gündeme getirmektedir.
Zaten S-400 alımıyla kopan kıyameti seyredince bunu görüyoruz.
ABD’nin “al ama depoya kaldır, kurma” önerisini kabul ettirmek istiyor, buradan koparmak istediği de, kaybettiği bir oyundan son anda kendisi için siyasi faydadır.
Böyle bir isteği kabul eder mi Ankara? Hiç sanmıyorum.
Derseniz ki karşılıklı al vere girmez mi bu konu, şüphesiz ki girer: PKK’ni çek, Dahası Suriye’den çekil, Doğu Akdeniz’de adil davran!
Bunu kabul etmesi zaten mümkün değil.

Avrupa, Mısır ve Şam ile dostluk dengeleri bozar
Fakat Ankara, baştan beri yanlış inşa ettiği dış politikasında şu an ihtiyacı olan en büyük siyasi desteği Avrupa’dan alabilirdi. AB ile ABD arasındaki bağlar, göründüğünden de kopuktur. ABD en son Almanya’yı Suriye’deki kirli savaşına alet etmek isteğine ret yanıtı aldı.
Ankara’nın AB ile derdi, insan hak ve özgürlükleri, hukuk, adalet, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı konularıdır. Bu talepler hepimizin ihtiyacıdır.
Ankara’daki otoriter ve tek adam yönetim anlayışı, demokrasiden uzak olduğu ve keyfilikle iç içe olduğu için, bu taleplerle ilişkisi adeta sıfırdır.
Dolayısıyla, AB ile bir siyasi destek ilişkisi kurulamıyor.
Sadece bu mu… Müslüman Kardeşler dış politikası da ülkemizin büyük bir ayak bağıdır. Mesela Mısır… Mesela Libya… Tek adamın ruhunun “ihvansız” rahat edemeyeceği ve ihvansız bir politika izleyemeyeceği görüntüsü egemendir ülke dış politikasına.
Şam ile ciddi bir karşılıklı tanıma politikasına girişememe de büyük bir ayak bağıdır. Şam ile doğrudan bir kardeşlik bağı, Suriye ve Ortadoğu’da ve dahası Doğu Akdeniz petrol sahaları konusunda dengeleri değiştirecek büyük bir etki yaratacağını görmekten aciz bir dış politika var.
Bu politika değişiklikleri olsa, ekonomik krizin etkileri de hafifleşir.

Cumhıuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


× 9 = 18

FpsAgency