Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Paris’te doğan çocuğa ne oldu?
01 Ağustos 2019
21:41
128 Kez Okundu

Leyla Tavşanoğlu

Siyasetimizin usta isimlerinden hukukçu dostumuz Ertuğrul Mat, yıllar önce Türkiye’yle Yunanistan arasında yaşanan bir olayı anımsattı. Yazısında insanların nerelerden nerelere geldiğine dikkat çeken Mat yapılan iyiliklerin zman içinde karşılık bulmadığının da altını çiziyor. Buyurun, okuyun:

1967 Nisanında Yunanistan’da bizdeki 1960 darbesi gibi bir askeri darbe olmuş, albaylar cuntası iktidara el koymuş, hazırladıkları Anayasa da halk oylamasında, bizdeki 1982 Kenan Evren Anayasası gibi halkın yüzde 92’sinin ‘evet’ oyunu almıştı.

Yunanistan siyasetinin en önemli isimleri bizdeki 27 Mayıs 1960 vr 12 Eylül 1980 darbelerinde olduğu gibi içeri tıkılmış, diğerlerinin de siyaset yapması yasaklanmıştı. Darbeyi yapanlar Varşova Paktı’nın komünist üyelerinin Yunanistan’ı işgali halinde uygulanacak NATO planını devreye sokmuşlardı. Tıpkı 1980’in ‘Our boys- Bizim Çocuklar’ gibi…

O sırada Türkiye Yunanistan’daki olayları doğru tahlil etmeye, bu darbenin Türkiye-Yunanistan münasebetlerine ve Kıbrıs meselesine tesirini ölçmeye çalışıyordu. Dışişleri Bakanımız İhsan Sabri Çağlayangil’di. Darbeden (Yunanistan’daki) kısa bir müddet sonra bir gün İhsan Sabri Bey’in özel kalem müdürünün telefonu çaldı. Arayan Kuşadası Kaymakamıydı.

Özel Kalem Müdürü’ne Sakız Adası’ndan kaçak olarak Türkiye’ye gelen bir Yunan’ın kendisinin Yunanistan Dışişleri Bakanı olduğunu iddia ettiğini ve İhsan Sabri Bey’le görüşmek istediğini söylüyordu. Özel kalem durumu hemen İhsan Sabri Bey’e intikal ettirdi.

Gerçekten telefonun ucundaki şahıs Yunanistan’ın darbeyle devrilen hükümetinin Dışişleri Bakanı Miçotakis’ti. İhsan Bey kendisiyle konuşup Kuşadası Kaymakamı ve Aydın Valisi’ne talimat verdi. Misafirin ihtiyaçları karşılandı. Özel bir uçakla Ankara’ya getirilip birkaç gün misafir edildikten sonra Paris’e gönderildi.

Yunanistan’ın en önemli politikacılarından Karamanlis 1964 seçimlerini kaybedince Paris’e yerleşmişti. Miçtotakis onunla birlikte çalıştı. Beraberce Yunanistan’ın darbe sonrası günlerini planladılar.

Albaylar Cuntası 1974’te Kıbrıs’ta Makarios’a karşı da darbe planlamış, bunun üzerine Türk askeri Kıbrıs’a çıkmış, Yunanistan’daki Albaylar Cuntası da devrilmişti.Yunanistan’da Cumhuriyet ilan edilmiş, seçimler yapılmıştı. Paris’te yaşayan Karamanlis (Yunanistan’a dönmüştü) önce Başbakan, sonra da Cumhurbaşkanı olmuştu.

1967’de Yunanistan’dan kaçıp Bodrum’a gelen ve sonra Türkiye üzerinden Paris’e geçen Miçotakis de Karamanlis Cumhurbaşkanı seçilince uzun yıllar Başbakanlık yapmıştı. Bu sene 18 Temmuz’da Yunanistan genel seçimlerini kazanan ve Başbakanlık koltuğuna oturan Miçotakis o firasi Miçotakis’in oğludur. Doğum tarihi de 1968.

Belli ki babası Türkiye üzerinden Paris’e gidince yaşanan bir aşk gecesinde doğmuş. İşte o aşk gecesinin meyvesi şimdi ‘Stratejik dış politika hedeflerinin adadaki Türk işgalini sona erdirmek olduğunu’ söylüyor.

Sayın Miçotakis, o işgalci dediğiniz Türk askeri Kıbrıs’a çıkmasa, bunun sonucu olarak o cunta (Albaylar Cuntası) tarihe karışmasa siz Paris’te yaşanan bir aşk gecesinin meyvesi olarak belki de Montmartre (Ressamlar) Tepesindeki ressamlardan birisi olarak yaşayacaktınız. Türk askerinin kıymetini biliniz.

Şu insanoğlu gerçekten çok garip. Geçmişte kendisine ya da ailesine iyilik edene mutlaka kötülük etmek için bir yolunu buluyor. Bir de bu yazıyla geçmişe yolculuk yaparken, “Hey gidi günler, nerede o zamanki devlet adamlığı kalibresi” demekten kendimi alamıyorum.

Yurt Gazetesi
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Paris’te doğan çocuğa ne oldu?" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    fatma gurman

    besle kargayı oysun gözümü…

Cevap Yazın


3 × 5 =

FpsAgency