Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Edgar Allen Poe ve 15 Temmuz
17 Temmuz 2019
07:44
117 Kez Okundu

Mine Söğüt

Ünlü gerilim yazarı Edgar Allan Poe’nun “Doktor Tarr ve Profesör Fether’in Sistemi” isimli bir hikâyesi vardır.
Hikâye “kendi haline bırak” sistemi uygulanan özel bir akıl hastanesinde geçer.
Meraklı bir yolcu, ününü çok duyduğu bu hastaneyi ziyarete gider. Anlatılanlara göre burada farklı bir tedavi yöntemi uygulanmaktadır ve hastalar fazla müdahale edilmeden istedikleri gibi yaşama ve davranma hakkı verilerek kontrol altında tutulmaktadır.
Şehir dışında, ormanlık bir alanın kuytusundaki bir şatoda bulunan bu özel hastanenin kapısını çalan yolcu, birdenbire tuhaf bir kalabalığın ortasına düşer.
Onu konuk eden hastane müdürü ortalarda gösterişli ama eski kıyafetlerle dolaşan ve çoğu kadın olan kalabalığı hastabakıcılar ve birtakım dostlar olarak tanıtır.
Hastalarsa maalesef artık zindandadır. Çünkü “kendi haline bırak” sistemi tehlikeli bir hal almış, hastalar sinsice organize olmuş, neticede ayaklanıp doktorlara ve hastabakıcılara aniden saldırmış, onları katrana ve tüye bulayıp zindanlara kapatmış, aylarca sadece su ve ekmekle beslemişlerdir.
O yüzden hastane bu yöntemden vazgeçmiş ve yeniden eski katı tedavi yöntemine geri dönerek hastaları kapatma yoluna gitmiştir.
Konuk, yemek masasında kendisine anlatılan bu hikâyeyi ürkerek dinlerken birden dışarıda bağrışmalar olur ve ortalık karışır.
Aslında konuğu karşılayan ekip hastaneyi ele geçirmiş delilerdir ve gerçek doktorlar ve hastabakıcılar tam o an zindandan çıkmayı başarıp duruma yeniden el koymaya çalışmaktalardır.
O an anlaşılır ki, hastaneyi ele geçiren deliler kendi hikâyelerini başkalarının hikâyesi gibi anlatıp konuğu kandırmışlardır.
15 Temmuz’da ve Ergenekon’da ve Balyoz’da ve 17-25 Aralık’ta bu ülkede ne olduğunu anlamak istiyorsanız bu hikâyeyi bulun ve detaylarını dikkat ede ede yeniden okuyun.
Kimin terörist, kimin vatansever olduğunun anlaşılmasını imkânsız kılmak niyetiyle ortalığı karıştıran fırtınanın kimler tarafından nasıl bir süreçte nasıl çıkarıldığının…
Fırtınayı çıkaranların aynı şekilde o fırtınayı dindirişlerindeki sinsiliğin bu ülkeye nelere mal olduğunun…
Gerçekte kimin kimi nasıl kandırdığının…
Sizin kandırılma hikâyeleri arasında karışan aklınızın nelere nasıl kandığının anahtarını belki Poe’nun bu hikâyesinde bulabilirsiniz.
1800’lerde Fransa’da özel bir akıl hastanesinde kurgulanan bir iktidar oyunu üzerine yazılmış bir gerilim hikâyesinin aynasında, bir bakın…
Belki sonunda anlarsınız…
Gülen örgütünün ve işbirlikçilerinin yıllar boyu neye, neden hizmet ettikleri, halen hukuken net bir şekilde neden kayda geçirilmiyor?
Bir zamanlar hukukun önünü kesmeye çalıştığı Gülen örgütünün mensuplarının önlerinin kimler tarafından nasıl açıldığının adı neden konulmuyor?
Aynı kişilerin, tüm engelleri aşarak, laikliğe, demokrasiye, hukuka, Cumhuriyet rejimine rağmen tırmandıkları tepelerden 15 Temmuz bahanesiyle alaşağı edilişlerinin gerçek analizi hukuken hâlâ neden yapılmıyor?
Onları alaşağı edenlerin niyetleri otopsiye neden yatırılmıyor?
Alaşağı edilmeyenlerin hâlâ iktidardaki paylarına kuşkuyla neden bakılmıyor?
15 Temmuz şaibeli darbesinin gerçek adı hâlâ ama hâlâ neden konulmuyor?
Ve baştan düşünün… her şeyi en baştan bir daha düşünün.
Bugün bu ülkenin mahzenlerinden kulağınıza gelen sesler gerçekten delilerin sesleri mi?
Ve sofrasına oturduğunuz doktorlar ve hastabakıcılar gerçekten sandığınız kişiler mi?
Belki de…
Gerçek deliler hâlâ kendi hallerine bırakılmış haldeler;
Kendi hikâyesini başkasının hikâyesi gibi anlatan suçlular da hâlâ ve hâlâ gözünüzün içine baka baka suç işlemekteler;
En fenası, belki de 15 Temmuz’da için için bambaşka bir şeye bayram etmekteler?

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


8 + = 11

FpsAgency