Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
BOP’un “Müptezel”leri?!
15 Temmuz 2019
12:06
422 Kez Okundu

hamahmut

Soru şu:
Eyfel Kulesi nereden gözükmez?
El cevap:
Tam altından bakıldığında!
https://fehmikoru.com/15-temmuz-bana-ulkemizin-darbeci-gelenegi-ile-din-kisvesi-altinda-yapilan-yanlislari-hatirlatti/
https://odatv.com/tekrar-darbe-girisimi-olsa-sokaga-cikar-misiniz-15071902.html
https://www.medyaradar.com/dilipaktan-15-temmuz-yazisi-bir-cemaatten-yakamizi-kurtaralim-derken-haberi-2011146

Neden bu benzetmeyi kullanıyorum.
Çünkü, karikatür gibi, iki çizgi ya da iki cümle ile devasa mevzuları özetlemek mümkün.
BOP’un şarki oryantal kalem’leri, ana meselenin etrafında tur’lamayı seviyor.
Ne de olsa, sponsor’la gidilen Umre, Hac sırasında Mekke’nin etraf’ında -tavaf- tur’lamayı öğrenmişler.
Etraf’ında döndükleri kutsal’ın içine baksalar, ana meseleyi anlayacaklar; şöyle ki:
Kıble’niz burası ise “Kul hakkı yemeyeceksiniz, kula kulluk etmeyeceksiniz, yardımlaşacaksınız, dünya malının dünyada kaldığını bileceksiniz, tefecilik yapmayacaksınız, gıybet’e bulaşmayacaksınız, kefenin cebi yok” vb dipnot’uyla.
Kabe’nin içinde bir şey yok ya da görmesini bilen için “içinde saklı hakikat” budur.

Demem o ki:
Basit soru:
Darbe, İhtilal vb müdahaleleri yaşayanların anıları üzerinden okumak kişiye ne kazandırır?
El cevap:
Genel kültür, artı içeriden bir yaşayan olarak, anılarını yazan kişi neyi ne kadar gördü, anladı ise…
Yüksek siyaset okumasına gelince, cevap ortada:
Güncellenmiş Prusya operasyonu “AB” ya da Matruşka BOP güncesi ve/veya  Neo Sevr büyük barzan vs.

Demem şu ki:
Levent Kırca’nın deyişi ile “tam yerine geldik”, bu anlamda bir fıkra:
İki eski arkadaş yıllar sonra karşılaşmış. Hal hatır sorduktan sonra biri diğerine, “Senin cin gibi bir kızın vardı, ne oldu, okudu mu, şimdi ne yapıyor?” demiş.
Adam hemen anlatmaya başlamış:
“Yok” demiş, “Okumadı ama bir şirkette küçük bir işe girdi. Şefi hemen değerini kavradı, maaşını artırdı. Sonra patronunun da gözüne girmeyi başardı, öyle ki patron onu kendi bölümüne aldı. Çalışmasından o kadar memnun kaldı ki, maaşını daha da artırdı, hatta altına araba dahi çekti. Sonra patronunun bir arkadaşı, başka bir şirket sahibi, benim kızı kendi firmasına transfer etti; daha yüksek maaşla üstelik.  Ev de aldı. Sonra daha fazla yorulsun istemedi, artık işleri evden yürütüyor benim kız.”
Laf’ını tamamladıktan sonra, aynı soruyu tekrar etmiş:
“Eee, senin kızın ne yapıyor?”
Adamcağız da şaşkınlık içinde, “Benim kızım da kötü yola düştü ama ben senin kadar güzel anlatamıyorum.”
Matruşka BOP’ta; AKP, Ak Parti, Gülen arasındaki “ateş’li muhabbet”in hülasası budur.

Sözün özü:
Müptezel nedir ne değildir?!
eskimiştir.
sıfat
1. saygınlığını yitirmiş, bayağılaşmış.
2. çokluğu dolayısıyla değerini yitiren, değersiz.
Yani?!
Takkeli 28 Şubat’ın psikolojik harekat’ından, kıdem’ini de koyalım “alfa” seviyedeki kalem Fehmi Koru’ya sormak farz oldu; “BOP’ta onca fırıldak çevirdin ne adına, kim adına?”
Cevap “din” adına ise “Müslüman”ların halleri ortada, ülke adına ise Türkiye’nin hali ortada, Ak Parti, AKP ya da Cemaat adına ise aynı cevap tekrar edip durur!

Nüans?!
Yazılar’da salt dışarıdan örnek’ler vererek vatandaş’ı aydınlatmak mümkün olsaydı, “İslam Tarihi” diye anlatılan Arap Tarihi’nde birçok mesel var, binlerce kez tekrar edilmiş!
O örnek’lerin kaç’ı, sünni politik İslamcılar’ın hangi kel’ine melhem olmuş?!
Çocukluklarından bu yana aldıkları vaaz belli, okudukları kitap’lar belli, yedikleri, içtikleri, giydikleri, gittikleri yer belli, izledikleri tv kanalı, okudukları gazeteler belli, buna rağmen geldikleri nokta; BOP’ta küresel sermaye adına uşak’lık, 15 Temmuz çarpışması, takkeli 28 Şubat derken, Erbakan’dı Erdoğan oldu vs.
Yani?!
Fehmi Koru, Londra’nın güvenlik’i adına yazıyor desek, Londra “Euro bölgesi” sorunsalından kaynaklı, her yön’den kırmızı alarm veriyor; MİT adına gaz’lıyor desek “Ata’kürtçü” MİT’çilerin halleri ortada, Silivri sırası onlara gelmiş vs vs.

Netice:
Tarih’te her ne yaşanmış ise başka türlüsü mümkün olmadığından yaşanmış ise BOP’un final’inde sorgulanan nedir?!
El cevap:
Fehmi Koru’nun, Mehmet Altan’ın, Cengiz Çandar’ın “iliştirilmiş mağdur” olduğu 1997′deki 28 Şubat’tan başka bir sonuç elde etmek mümkün mü?!
(Neydi o söz: Müslüman akrdeş, Müslüman kardeş’ine bunu yapar mı?!)
Aynı şeyleri tekrar ederek farklı sonuç’lar elde etmek mümkün değil ise dün’den yek fark, “Takkeli 28 Şubat (2019) süreç’inde; Fehmi Koru boğaz kıyısında bir villa’da oturuyor, Fatih Çekirge Levent Loft vs.

Ezcümle:
İletişim’deki “temel kural”ı çok tekrar ettik:
Karşındakinin anladığı kadar varsın ya da kişi ne duymak ister ise onu anlarmış!
Ne var ki, anlamak istemeyenlerin IQ / EQ’su ortada
Fehmi Koru gibi amaç’a giden yol’da “kurnazlık”ı bir zeka çeşidi sayanlar, gaz’ı köklüyor da köklüyor.
Sanki karşılarında Fatih Çekirge, Emin Çölaşan, Yılmaz Özdil vb isimler var.
Velev ki, öyle değil böyle:
Almanlar orada, elit’i, sefil’i, vasat’ı ile durdukları yerde durmaya devam ediyorlar.
Bu satırların yazarının yazısı üzerinden laf çakanlara ne cevap veriyorlar; “O yazıyı yazan HM, peki sen/siz kimsiniz!?”
Nasreddin Hoca’ya diyorlar ya, “Bir tepsi baklava geçiyor”, o da diyor ya “Bana ne?”
“Ama senin eve gidiyor” diyorlar, o da diyor ya “O zaman sana ne?”
Kaldı ki, tatlı ile de pek aram yoktur.

Fehmi Koru’giller, 28 Şubat 1997 sonrası ya da 3 Kasım 2002 sonrası ve/veya 2007 sonrası yenecek ne kadar “tatlı” var ise yediler, morbit obez; bu sebep’ten MİT ya da Londra’daki Siyon üzerinden süreç’in “kurşun asker”i.

Excümle:
Müptezelliğin yer yok diyeceğim ama kime söylüyorsun ha(z)cı abi?!
Burası şarki oryantal coğrafya.
Ölene kadar oryantal bitmez ve/veya bazıları ölmeden, tabut’a kafayı çakmadan ayıkmaz, kibir’inden istese de sıyrılamaz!
Yobaz (Matruşka) BOP’ta; veled-i zinalar baş kaldırmış, yek düşmanları:
TSK ve/veya Atatürk Türkiye’si.
1 şey değişir her şey değişir; BOP’un final sahnesi 3 Y’den mülhem değişken dolu!
Nokta.
.
15 Temmuz 2019
Hayrullah Mahmud

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"BOP’un “Müptezel”leri?!" yazısına 3 yorum yapılmış
  1.  
    Özgürce

    Eğer 15 Temmuz bir darbe girişimi ise böyle bir planı en acemi subay bile yapmaz.
    Eğer 15 Temmuz başarısızlığa planlanmış ve bundan yararlanarak başka amaçlar için kullanılmak üzere hazırlanmış ise gerçekten mükemmel bir plandır.
    ***
    Günün birinde, fakir bir Miletus’lu ile gök tanrısı Zeus Miletus agorasında bir konu üzerinde tartışmaya başlamışlar. İşin doğrusu bir ölümlü ile bir tanrının hem de üstelik bir baştanrının tartışması görülmüş duyulmuş bir şey değildir ama, her şeyden önce “filozoflar kenti” olarak ünlenen Miletus özgür düşüncenin başladığı, pozitif bilimlerin temellerinin atıldığı bir kenttir.
    Şimdi gelelim hikayemize…
    Fakir Miletuslu de baştanrı Zeus da kendi söylediğinin doğru olduğu iddiasında. Hiç biri de pes etmiyor geri adım atmıyormuş. Tartışma uzadıkça uzamış. Başlangıçta Zeus kim olduğunu adama söylememiş ama bakmış ki Miletuslu çetin ceviz onu yenmesi olanaksız. Sonunda dayanamamış hani bugün bizim de yeri geldiğinde üstüne basarak kullandığımız sözcükleri söyleyivermiş.
    “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
    Umursamaz bir davranışla yanıt vermiş Miletuslu:
    “Bilmiyorum, hem bilsem ne olacak ki?”
    Zeus Öfkeyle homurdanmış.
    “Ben tanrıların tanrısı baştanrı Zeus’um.”
    Adam omuzlarını kaldırıp indirmiş,
    “Olursan ol. Bana ne? Ben de gariban Miletuslu bir adamım.”
    Zeus hiddetinden az kalsın o an adamı yıldırımıyla yakıp kavuracakmış. Karşısındaki adamın kendisinin kim olduğunu öğrendiğinde korkarak bağışlanmasını dileyeceğini sanmış ama ne gezer. Bir an bu adam saf mı yoksa çok mu yürekli diye düşünmeden de edememiş. Bizim baldırı çıplak Miletuslu ise dünya umurunda olmadan tartışmayı sürdürmeye devam etmiş. Baştanrı kızacak diye bir korkusu yokmuş ki. Az zaman sonra, artık dayanamayan Zeus, gök gürültüsü gibi bir sesle Miletislu’ya şöyle demiş.
    -Bana bak, kafamı kızdırma, şimdi seni yıldırımımla yakar kül ederim haaa!
    Bizimkisi duruşunu hiç bozmamış. Yine omuzlarını kaldırıp indirmiş, sonra da elini şöyle bir sallayıp,
    “Ey koca Zeus, işte şimdi göstermiş olduğun bu öfkenle haksızlığını çok güzel kanıtlamış oldun. Sözle kabul ettiremediğin düşünceni yıldırımlarınla mı kabul ettireceksin? İddiayı sen kaybettin. Haydi, var git yoluna be!
    Sonra ardına bile bakmadan yürümüş gitmiş.”
    *
    Basından kısa bir not;
    Erdoğan, İstanbul Havalimanı‘na iner inmez, ‘Bu hareket Allah’ın bir lütfudur’ dedi.

    •  

      aynen böyle planlandı. diyorlarki darbe farkedilince öne alındıda onun için böyle oldu.
      peki darbe kime karşı yapıldı?vp liler rte ye karşı diyorlar.
      peki darbenin iki gün sonrasında rte ne dedi.
      LOZAN HEZİMETTİR,NE ZAFERİ?yani 17 temmuz da hedef TC nin varlık tapusu hedefe otutturulduç.
      ve 15 temmuzdan rte güçlenerek çıktı TC hergün yeni bir yara aldı.
      neden? çünkü hedef rte akp değildi. hedef TC idi. bu bakımdan başarılı oldu.:(
      biz 15 temmuza kurgu veya tiyatro derken işte bunu demek istedik. rte ye karşı tiyatro ama TC ne karşı kanlı bir darbedir.
      kimse fetö darbesini bahane ederek rte yi aklamasın veya savunmasın. kendileri iafede etti 15 temuzdan sonra daha önce yapamadıklarımızı kolaylıkla yaptık, 15 temmuz bir lütuftır diye.:(

    •  
      fatma gurman

      allah herkesin gönlüne göre verir derler…

Cevap Yazın


+ 8 = 11

FpsAgency