Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Siz kimsiniz ki!!!
12 Temmuz 2019
00:09
26 Kez Okundu

Selcan Taşçı

Konu, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Kanun Teklifi görüşmeleri sırasında gündeme geldi; hem CHP’nin hem de İYİ Parti’nin Trabzon milletvekillerinin hedefindeki kuruluş THY idi.

THY filosuna hayli şaşalı biçimde katılan meşhur “Dreamliner”a, 11 Ağustos 2017′de, 15′inde bir çocukken, PKK terörüne şehit verdiğimiz Eren Bülbül‘ün doğduğu, büyüdüğü ve son nefesini verdiği yere atıfla Maçka adı konmuştu… Uçağın ilk seferi de özel bir heyetin katılımıyla Trabzon’a yapılmıştı… Sonrasında heyettekiler Eren‘in kabrini de ziyaret etmişlerdi ya…

AK Parti’nin 4 Trabzon milletvekili de davetliyken, ne CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya, ne de İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs davet edilmemiş bu uçuşa da, sonrasındaki anmaya da!

Ahmet Kaya “Bu ayrımcılığın sebebi nedir?”, Hüseyin Örs de “Bu uygulamanın gerekçesi nedir” diye sordular önceki gün TBMM’de!

İlahi!

Bu da soru mu şimdi!

Devletin başı, Millet İttifakı‘nı oluşturan siyasi partileri aylarca terörle, terör örgütleriyle ilişkilendirdikten sonra, onun sözünden çıkması söz konusu dahi olmayan bir kuruluş,  terör şehidimiz adına yapılan bir nevi saygı uçuşuna bu siyasi partilerin temsilcilerini mi çağıracaktı yani!

Siz “İmralı(!)” mısınız?

Barzani misiniz?

Osman Öcalan mısınız?

Kırmızı bültenle mi aranmaktasınız?

“Akil” misiniz?

Şiran Perver misiniz?

Niye sizi çağırsınlar ki!

TOYGUN, ALİ KOÇ’A “İFŞA”YO YOLLA

Metin Oktay‘ın “Benden sonra gelecek en önemli golcülerden biri olacak, yeter ki arkası kollansın” dediği, Karl Heinz Feldkamp‘ın henüz 18 yaşındayken Galatasaray A Takımında oynattığı, UEFA maçlarında ilk 11′e aldığı, kısa sürede Galatasaray tribünlerinin de kahramanı olan ve “Papen Mustafa” olarak anılan ve fakat “takımın geleceği” olarak görüldüğü dönemde, “golcü Hakan Şükür olacak” denilerek takımdan gönderilen, kariyerinde bir kere bile milli forma giyemeyen, gizli bir el tarafından adeta görünmez hale getirilen Mustafa Kocabey‘in futbol dünyasındaki cemaat yapılanmasıyla ilgili olarak verdiği ifadeden:

“Galatasaray’da yüzlerce oyuncu değişti ama Hakan Şükür ile Arif Erdem hiç değişmedi. Zaten takım içinde çok yetenekli oyuncular bulunsa da cemaate yakın değillerse takımda yer bulmaları mümkün değildi. Takımdan ayrıldıktan sonra Hakan Şükür, Arif Erdem, Cihat Arslan, Okan Buruk, Emre Belezoğlu’nun artık cemaat adına diğer futbolcuları tesir altında bırakarak cemaatin sohbet evi adı verilen evlerine gidip gelmelerinin arttığını duyuyordum.”

Fethullah Gülen cemaati mensubu Fenerbahçeli futbolcu Bekir İrtegün‘ün savcılık sorgusundaki ifadesinden:

“Toplantılarımız genelde Anadolu yakasında bu yapıya ait okullarda oluyordu… Hatırladığım kadarıyla birkaç kez Emre Belezoğlu‘nun evinde de buluşmuştuk.”

Fenerbahçeli Uğur Boral‘ın emniyetteki ifadesinden:

“Fenerbahçe’den takım arkadaşlarım Tuncay Şanlı, Serdar Kulbilge, Kerim Zengin, Bekir İrtegün, Emre Belezoğlu, Orhan Şam, Gökhan Gönül ile birlikte değişik zamanlar ve değişik gruplar halinde bu sohbetlere katıldım…”

Gazeteci Toygun Atilla‘nın daha önce de bu köşede konu ettiğim kitabı İfşa’dan alıntıladım yukarıda yazılanları. Emniyet, Savcılık ve Mahkeme arşivleri bunlar gibi sayısız ifadeyle dolu. Hemen hepsinin ortak noktası başka birkaç futbolcuyla birlikte “Emre Belezoğlu” adı.

Ve Fenerbahçe, sadece saha içindeki performansına değil akıl almaz biçimde “saha dışındaki duruşuna” da övgüler düzerek bu futbolcuyla anlaştı.

Anlaşmakla kalmadı, “takım ruhunu canlandırsın, yeni kuşak oyunculara tecrübelerini aktarsın, yol göstericilik yapsın diye” takım kaptanı yaptı.

İnsan ifadelere bakınca, ister istemez, dönemin Fenerbahçeli futbolcularının, en çok “takım olarak” hareket edebildikleri zeminin cemaat toplantıları olduğunu düşünüyor da o bakımdan soruyorum;

Fenerbahçe yönetimi Emre‘nin tam olarak nefes boruları kesilmiş olan hangi ruhu canlandırmasını bekliyor?

Genç oyunculara hangi tecrübelerini aktarmasını bekliyor?

Onlara hangi yolu göstermesini bekliyor?

Duruşunu o kadar yere göğe sığdıramadıklarına göre eskiden geçtiği yolları mı mesela?

Öyleyse fena.

Öyleyse, tutup da bir gazeteci titizliğiyle iddianame, dosya tarayamaz belki ama senin birkaç sayfaya sığdırdığın “futbol ayağını” okur sanıyorum; Toygun, Fenerbahçe taraftarının FETÖ kumpasına karşı sergilediği direnişte, onlarla tek vücut olmuş fotoğrafı veren Ali Koç‘a “iFŞA”yı yolla!

O günkü tavrı mı gerçek değildi, bugünkü kararları mı “mecburiyetten”?!

Yeniçağ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


7 + 6 =

FpsAgency