Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Avukatların “Dinsiz” Davasında Neler Oldu?
11 Temmuz 2019
22:34
40 Kez Okundu

myildiz

Pazartesi günü tarafları ve içeriği itibarıyla ilginç bir hakaret davasını haberleştirdik.

Davanın taraflarının hepsi de avukat.

Sanık Yakup Ateş, darbe davalarında bazı sanıkların avukatlığını yapıyor.

Şikâyetçilerden Süleyman Ayhan dava konusu olayın yaşandığı dönemde Başbakanlığın sözleşmeli Avukatıydı. Hüseyin Aydın da Erdoğan’ın Avukatı.

Davanın konusu ise Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Genelkurmay Çatı Davası’nda taraflar arasında yaşanan “dini” tartışmalar.

Av. Yakup Ateş’in bir celsede dini içerikli savunma yapmasına Av. Süleyman Ayhan, “Burası cami avlusu değil” diye tepki gösterirken, Hüseyin Aydın bir başka celsede Ateş’in “dini terminoloji” kullanmasını eleştirir.

Av. Ateş de sonraki bir celsede, şunu söyler:

“Cumhurbaşkanım ne güzel ki, dualarla göreve başladınız, ancak Allah ve Peygamber düşmanlığı yapan Süleyman Ayhan ve Hüseyin Aydın’ı nasıl buraya gönderdiniz?”

İşte bu sözler üzerine Aydın ve Ayhan, Av. Yakup Ateş’ten şikâyetçi olur.

Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 28 Mart’taki ilk celsesinde Av. Yakup Ateş, kişilere “Dinsiz, imansız” demenin hakaret olmadığını, ifadelerinin eleştiri kapsamında kaldığını iddia eder.

Bu celsede, şikayetçiler Hüseyin Aydın ile Süleyman Ayhan’ın da huzurda dinlenmesi kararlaştırılır.

22 Nisan’daki duruşmaya Süleyman Ayhan katılır ve beyanda bulunur. Hüseyin Aydın ise gelmez. Avukatı, bir sonraki celsede hazır edileceğini belirterek, süre ister. Mahkeme, Ayhan’ın davaya katılımına karar verip, Aydın’ın avukatının süre talebini kabul eder.

KAMU GÖREVLİSİNE HAKARET SAYILDI

Davanın önceki gün görülen üçüncü celsesinde neler olduğuna gelirsek;

Av. Hüseyin Aydın bu celseye de katılmaz. Avukatı, şu açıklamayı yapar:

“Müvekkilim yoğun duruşma temposu nedeniyle bu duruşmada hazır bulunamamıştır. Atılı suça konu ifadeler müvekkilimin yokluğunda sarf edilmiştir. Müştekinin yargılama aşamasında ifadesinin alınması yönündeki ara karardan vazgeçilmesini, ayrıca müvekkilimin suçtan zarar görmesi nedeniyle davaya katılmasına karar verilmesini talep ediyoruz.”

Mahkeme, Aydın’ın davaya katılımını kabul ederken, “Dosya kapsamında şikâyet dilekçesi mevcut olduğu, yine vekili aracılığıyla iddialarına ilişkin beyanlarının yazılı olarak dosyaya sunduğu” gerekçesiyle, oy birliğiyle Aydın’ın yargılama aşamasında yeniden beyanının alınması yönündeki ara kararından vazgeçer.

Ardından mütalaasını veren Savcı, “Allah ve Peygamber düşmanı, din düşmanı, dinsiz” diyerek, Hüseyin Aydın ve Süleyman Ayhan’a “Yerine getirdikleri kamu görevinden dolayı hakaret ettiği anlaşıldığından”, Av. Yakup Ateş’in hapis cezasına çarptırılmasını ve avukatlık yapmak dahil belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasını ister.

Av. Yakup Ateş ise şikâyetçilerin kamu görevlisi olmadığını vurgulayıp, “Kamu görevlisi oldukları kabul edilse dahi sarf etmiş olduğum sözler müştekilerin görevleri kapsamında söylenen sözler değildir. Bu değerlendirmeyi kabul etmiyorum” der.

Av. Ateş’in savunma için süre talebinde bulunması ve talebin kabul edilmesinden sonra duruşma 24 Eylül’e ertelenir.

AKİT’İN RAHATSIZLIĞI

Duruşmada yaşananlar böyle.

Şimdi bir başka olaya geçelim.

Pazartesi günkü yazımızın sonunda Av. Yakup Ateş’le ilgili iki not paylaştık.

Bu notlardan ilki, Sincan’daki duruşmalar sırasında mescitte yaşadığı bir olaydı.

İkincisi de Av. Ateş’in görme engelli olmasıydı.

Yazımızın ardından aynı gün Yeni Akit Gazetesi’nin internet sitesinde, “FETÖ’cüleri savunan avukat için karanlık Oda TV’den operasyonel yazı!”başlıklı bir haber yayınlandı.

Haberde, avukatlar arasındaki bu davadan hiç söz edilmeden, “FETÖ’nün tutukladığı Müyesser Yıldız, Oda TV’deki köşesinde, FETÖ’cü darbecilerin avukatlığını yapan Yakup Yıldız’a övgüler yağdırdı. Müyesser Yıldız’ın yazısının ilgili bölümü şöyle” denildikten sonra

yazımızın sadece o son bölümü aktarıldı.

Av. Ateş’in mescitte yaşadıkları doğru mu, doğru!..

Görme engelli olduğu doğru mu, bu da doğru!..

Peki bunun neresi “Operasyonel yazı” ve “Övgüler yağdırma” oluyor; Anlayan var mı?!.

Müyesser YILDIZ

11 Temmuz 2019
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


5 × 7 =

FpsAgency