Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
SIĞINMACILAR CENNETİ GÜZEL ÜLKEM…
05 Temmuz 2019
22:28
54 Kez Okundu

Noyan Umruk

Diğerleri bir yana, Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü’nün resmi web sitesi güncel verilerine göre dünyada yaklaşık 5 milyon 635 bin kayıtlı Suriyeli göçmen bulunuyor. İçişleri Bakanlığı verileri ise bu rakamın 3 milyon 614 bini Türkiye’de yaşıyor.

Sözün kısası Türkiye, en çok sığınmacı ağırlayan ülke konumunda. Türkiye’nin ardından sırasıyla Lübnan, Ürdün, Irak, Mısır geliyor. Dünyada ise sadece Almanya önderliğinde A.B, sorunun kendisine mümkün olduğunca az bulaşması endişesiyle finansal açıdan “seçilmiş proje” bazında destek veriyor.

Avrupa Komisyonu, 29 Kasım 2015’de düzenlenen Türkiye-AB Zirvesinde, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için fon sağlayacağını taahhüt etmişti. Türkiye’deki Suriyelilerin desteklenmesine yönelik mali yardım programı (FRIT) kapsamında kurulan fona toplam 6 milyar euro tahsis edildi.

İlk 3 milyar euronun tamamı projelere bağlandı ve 2 milyar 71 milyon 816 bin eurosu Türkiye’ye ödendi. İkinci 3 milyar euronun ise 450 milyon euroluk kısmı projelere bağlanmış olup şimdiye kadar 149 milyon 767 bin euroluk kısmı ödendi.

Kalan miktarlar 2019, 2020 ve 2021 yıllarında ödenmeye devam edecek. (https://multeciler.org.tr/avrupa-birlig … -geldi-mi/ Güncelleme 15 Nisan 2019)

Suriyelilerin Türkiye’deki Hukuki Statüsü

Türkiye, 1951 tarihli Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne taraf ülkelerden biri. Ancak sözleşme kapsamında Türkiye’nin koyduğu bir çekince (coğrafi sınırlama şerhi) mevcut. Bu coğrafi çekinceye göre Türkiye, sadece Avrupa’dan gelenlere mülteci statüsü verirken Avrupa ülkeleri dışından gelen sığınmacılara “geçici sığınmacı” statüsü tanıyor.

Kısaca, Suriyeli göçmenler konusunda açık kapı politikası izleyen Türkiye’nin, Suriyeli sığınmacılara sadece “geçici koruma” sağlaması gerekiyor.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün güncel verilerine göre, Türkiye’de bulunan Suriyeli sığınmacılardan 109 bin 262’si, sadece %3’ü Geçici Barınma Merkezleri ya da kamplarında yaşıyor.

Geçici Koruma Kapsamında kamplarda yaşayan Suriyelilerin yerli nüfusa oranla en yoğun yaşadığı il %80,61 ile Kilis. Kilis’i %26,56 ile Hatay, %21,58 ile Gaziantep ve %21,37 ile Şanlıurfa izliyor.

Geçici Koruma statüsüne rağmen kentlere göç eden sığınmacılar ve ortaya çıkan sorunlar:

3 milyon 613 bin 644 sığınmacı önemli kentlerimize yığışarak, yaşam mücadelesi veriyor.

İstanbul, sahip olduğu Suriyeli sığınmacı sayısı ile birinci sırada… İçişleri Bakanlığının verilerine göre, İstanbul’da 546 bin 296 Suriyeli yaşıyor. Sığınmacı sayısı sıralamasında İstanbul’u takip eden iller sırasıyla Gaziantep, Şanlı Urfa, Hatay, Adana, Mersin, Bursa, İzmir, Kilis ve Konya.

Sonuç:

*Başta İstanbul olmak üzere önemli kentlerimizin demografik kompozisyonu ciddi biçimde değişiyor.

*Kilis gibi bazı kentlerde oluşan sığınmacı nüfusun çoğunluk haline gelmesi süreci, sığınmacıların görece yüksek nüfus artış oranı göz önünde tutulduğunda diğer bazı kentleri de etkileyecek gibi gözüküyor.

*Bu durumun kentlerde asayiş sorunlarına yol açması kaçınılmaz.

*Ayrıca, bu yığışımın kent planlaması, çevre açısından sorunlar yaratarak kentlerimizin insanca yaşanabilir hale getirilmesi çabalarını sekteye uğratacağı da çok açık…

Sığınmacı Suriyelilerin yol açtığı demografik değişim:

Türkiye geneline baktığımızda geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sayısının Türkiye nüfusuna oranı %4,5.

Kasım 2018 itibariyle son 8 yılda Türkiye’de doğan bebek sayısının 405 bin 521’e ulaştığı söyleniyor 0-4 yaş arası bebek sayısı 520.000… Nufus artış hızı yerli nüfus arış hızının 2 katını aşıyor…

Bu nüfusun hemen hemen yarısı 0-18 yaş aralığında, eğitim çağında bulunuyor.

Sonuç:

*Bu rakamlar, sığınmacılar, geri gönderilmedikleri takdirde ülkede ciddi bir eğitim, öğrenim ve uyum süreci gerektiren yeni bir etnik grubun oluşacağını gösteriyor.

**Bu gruba kamu hizmet ve tercihlerinde ayrıcalıklar sağlanması durumunda ise bu sürecin ve bu meyanda, o bölgeden gelen şehitlere rağmen, kentlerde yaşayan sığınmacıların taşkınlıklarının sosyo-psikolojik tepkilere yol açması kaçınılmazdır

Sosyoekonomik Yapı Üzerine Etkileri:

Sığınmacı Suriyelilerin % 60’ı ını, 2 milyon 145bin kişi ile Aktif-Çalışabilir nüfus oluşturuyor.

Ticaret Bakanlığı 31 Mart 2019 tarihi itibariyle Türkiye’de geçerli çalışma izni bulunan Suriyeli sayısının 31 bin 185 olduğunu, 26 Şubat 2019 tarihi itibariyle en az bir ortağı Suriye uyruklu olan şirket sayısının 15 bin 159 olduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı Verilen Suriyeli Sayısı İçişleri Bakanlığına göre, bugüne kadar 79 bin 820.

Ülkesine Dönen Suriyeli Sığınmacı Sayısı ise sadece 329 bin…

Sonuç:

*2 milyon üzerindeki çalışabilir sığınmacı nüfusun, işsiz sayısının geniş işsizlik tanımına göre 8.5 milyona, resmi issizlik rakamlarına 4 milyona, işsizlik oranının OECD rekoru kırarak %15’lere ulaştığı, her 3-4 gençten birinin işsiz olduğu bir ülkenin ve halkının sosyoekonomik ve sosyopsikolojik yapısı üzerinde yaratacağı etki ve tepkiyi okurun takdirlerine bırakıyorum.

*Öte yandan 2 milyonun üzerindeki çalışabilir sığınmacı nüfusun sadece 31bininin çalışma belgesi olması, büyük ölçüde düşük ücretle kayıt dışı çalışmaya kapıları açınca düşük ücretlerle çalışmaya amade “yedek sanayi ordusu” ülkede zaten düşük olan genel ücretler düzeyinin daha da düşürülebilmesine yol açacağı anlaşılabilir bir şeydir…

Kıssadan hisse mi? Ayranı yok içmeye, tahtı revanla gider…

Dr. Noyan UMRUK
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


6 × = 24

FpsAgency