Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Doğu Akdeniz krizi bu tarihten bağımsız düşünülemez
01 Temmuz 2019
21:28
63 Kez Okundu

Çağdaş Bayraktar

Sonda söylenecek olanı başta söyleyelim. Kabotaj Bayramının en keskin anlamını Amiral Cem Gürdeniz şöyle ifade ediyor:

“Kabotaj bizim namusumuz kadar kıymetli bir şey. Osmanlı’nın çöküşünü donanmasızlık ve kabotaj hakkının yabancılara devredilmesi hızlandırıyor. Dünyada hiçbir ülkede iki tane denizcilik bayramı yoktur. Hepsinde Deniz kuvvetleri günü vardır. Ama bu ülke kapitülasyonlardan öyle çekmiştir ki Atatürk o günü bayram ilan etmiştir.” [1]

Kabotaj bayramının önemini anlamak için denizciliğin, denizciliğin değerini anlamak için de denizlerdeki haklarımızı bilmemiz gerekir. Ve de denizlerin zenginliğini, toplumun geleceği olduğunu bilmek…

Biz denizlerin çok farkında değildik ama emperyalistler farkındaydı. Milli Mücadele döneminde Karadeniz’de donanmamıza ait iki gemi vardı Preveze ve Aydın Reis. Karadeniz sahiline demirlenmiş bu iki gambot, eksik kadroları, bakımsızlıkları ve teçhizatsızlıktan ötürü atıldan halliceydi ve daha da önemlisi savaş gemisi olma özelliklerini kaybetmişlerdi. Halk Mustafa Kemal’in etrafında toplanmaya başlayınca işgal kuvvetleri, bu iki geminin İstanbul’a çağrılmasını talep etti. Bu atıl gemilerin dahi işgal güçlerinde yarattığı tedirginlik; denizlerin, denizde hakimiyetin, deniz nakliyatının önemini gösteriyordu. Onlar farkındaydı fakat gemi komutanları da denizlerin, denizciliğin öneminin. O yüzden bu talebe şiddetle karşı çıkıp direnmeyi reddettiler. Bunun üzerine işgal kuvvetleri gemileri batırmak üzere Karadeniz’e iki muhrip gönderdi. Fakat tüm aramalara rağmen iki gambotu bulamadılar. [2]

Bu olay hem denizciliğin hem de Milli Mücadele’nin kırılma noktasıydı. Çünkü Milli Mücadele’nin gözü Sakarya’daydı ama kulağı İnebolu’daydı. Bazı uzmanlar denizlerdeki hakimiyeti ve deniz nakliyatının önemini şu iddiayla ortaya koyarlar: “Deniz desteği olabildiği için Çanakkale geçildi, deniz desteği olmadığı için Sarıkamış’ta facia yaşandı.”

VATANINI KEŞFETMEYE BAŞLAYAN TÜRK MİLLETİ

Toplum olarak genelde vatan deyince aklımıza sadece kara parçası geldi. Öyle ki “Vatan toprağı” kavramındaki toprak bile bir nevi bu bilinçaltının üretimiydi. Oysa denizlerimiz de bizimdi, kara parçamız toprak gemi, denizlerimiz de mavi vatandı.

Kabotaj bayramı bu yüzden Türk ulusunun en büyük bayramlarından birisidir. Çünkü Kabotaj Kabotaj Bayramı, mavi vatanımızda manda ve himayenin Lozan ile kalkmasıydı. 20 Nisan 1926’da kabul edilen, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu sayesinde denizlerimizin akarsularda, göllerde, Marmara Denizi ile boğazlarda, bütün kara sularında ve bunlar içinde kalan körfez, liman, koy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma; bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk yurttaşlarına verilmesi demekti… Ayrıca; dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirilebileceğinin ilanıydı.

Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edildi. Mavi vatan düşman işgalinden kurtuldu![3]

Türk Donanması, denizlerin öneminin farkında olmasının, anti emperyalist tavrının, “hizadan çıkmasının” bedelini kumpas davalarda çok ağır bir şekilde ödedi. Her şerde hayır hesabı kumpas davalarda çoğunlukla denizcilerin hedef olması, insanlarda önce neden denizciler sorusunu sordurdu. Bu soru, sonu mavi vatan aydınlanmasını sağlayan zincirleme soruları beraberinde getirdi. Geçmişte işgalin uyanışı sağladığı gibi bu kez de kumpaslar ağır ağır da olsa uyanışı tetikledi.

2019 MAVİ VATAN’INDA “AHVAL VE ŞERAİT”

Bugün, hem denizlerin önemi hem de yanlış dış politikamız sebebiyle Doğu Akdeniz’de kuşatılmış durumdayız. Ege’de adalarımız işgal altında. Tarih Hititlerden beri yazmakta ki denizlere ve denizciliğe önem veren tüm Anadolu devletleri gelişmiş, Akdeniz’e sırtını dönen tüm devletler yıkılmıştır. (Bu tezde Ege de Akdeniz’e dahildir ve uzun süre Ege de Akdeniz’in parçası olarak kabul edilmiştir.)

Türk ulusu Kabotaj bayramını coşkuyla kutlamalı, daha da coşkuyla kutlayabilmek için de denizlerdeki haklarına sahip çıkmalıdır.

Osmanlı’nın son döneminde Donanma’nın Haliç’te çürütülmesinin bedelini Kıbrıs’ı kaybederek ödedik. Donanmasızlığın bedelini de 1955’lerden 1974’e kadar Kıbrıs Türklerinin yaşadığı vahşete seyirciliğe mahkum edilerek bir korku filmini izler gibi izledik.

Bugün Türkiye’yi ve KKTC’yi Doğu Akdeniz’den soyutlamak isteyenler bile Akdeniz’den çıkarılacak gazın Avrupa’ya ulaştırılmasının en kestirme ve ucuz yolunun Kıbrıs-Türkiye-Avrupa olduğunu görmektedirler. [4]

Denizlerde her şeye rağmen hayat, tarih, talih ve hukuk bizden yanadır. Bu fırsatın ve sorumluluklarının yerine getirilmesi, Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri için nasıl tarihi zorunluluksa bu konuda yöneticileri denetlemek ve yönlendirmek de Türk ulusunun yaşamsal görevidir.

Son sözü yine Mavi Vatan kavramının mimarı Amiral Cem Gürdeniz’e bırakalım:

“1 Temmuz 1926, Mavi Vatan için emperyalizme atılan ilk büyük tokadın doğum günüdür: Kutlu olsun!”

Odatv

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


− 3 = 1

FpsAgency