Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Herkes yıkama yağlanmaya alışkın
18 Haziran 2019
07:55
89 Kez Okundu

Nevşin Mengü

Pazar gecesi saat 21’de hemen hepimiz İsmail Küçükkaya’nın modere ettiği, Ekrem İmamoğlu, Binali Yıldırım tartışmasına kilitlendik. Tartışma enine boyuna konuşuldu tartışıldı, pazar gecesinden beri didik didik edildi.

Ben işin biraz kendimin de ilgilendiği tarafına baktım. Türkiye’de özellikle 2013’ten bu yana medya çok acayip bir yere geldi. Soru sormak terbiyesizlik etmek sayılıyor. Gazeteci olarak soru sorduğunuzda siyasi yanıt vermez lafı dolandırırsa, gazeteci olarak göreviniz, ben onu sormadım, şunu sordum, diye araya girmektir mesela, bunu yaparsanız, söz kesmiş bir terbiyesiz muamelesi görüyorsunuz.

Medya ağır sansür ve kutuplaşan siyaset sonucunda iki kampa bölündü. Herkes kendi kampında konuşuyor. Doğruya doğru herkesin kendi kanalına konuşması işini AKP başlattı. Doğan grubunda çalıştığım dönemde, grup ile hükümetin arası iyi değilken, hiç bir bakan ya da milletvekili uzunca bir süre zinhar CNNTÜRK ekranına çıkmadı. Yayın ve röportaj taleplerimiz sürekli reddedildi. Hatta bunu yayınıma gelen Burhan Kuzu, ‘size kimse gelmezken ben geldim’, diyerek itiraf da etti.

AKP’liler kendi kanalları haricinde hiç bir yayına çıkmamayı hiç bir gazete konuşmamayı bir ilke haline getirdiler. Hükümete yakın kanallar da muhalif siyasilere sansür uygulamaya başladı. Sonunda herkesin kendine yakın medyaya konuştuğu garabet bir ortam oluştu. Bu ortamda siyasilere çoğu zaman doğru düzgün soru sorulmadı, söyledikleri eleştiril(e)medi. Muhalefetin üzerine hükümet tarafından finanse ettirilen medya sürekli tam gaz gittiği için, diğer kanallara çıkan muhalefet siyasetçilerine gazeteciler soru sorunca, siyasetçiyi biraz sıkıştırınca, sert eleştirildiler. ‘Gücünüz muhalefete mi yetiyor’ eleştirisini almaya başladılar. O nedenle herkes sustu. Herkes yayına çağırdığı siyasiyi yıkama yağlama işine girdi, girmek durumunda kaldı.

Siyasiler de, topu alıp uzun uzun konuşmaya alıştı. Pazar gecesi, iki aday da bu alışkanlığın zorluğunu yaşadı. Formatta her iki adaya 3’er dakika süre verilmişti. Bu üç dakikada siyasinin slogan gibi maddeler halinde kendisini ve projelerini anlatabilmesi lazım. Bu da biraz antrenman işi, bizim siyasilerde de bu antrenman yok. Siyasetçilerin genelde karşılaştığı soru: Efendim başarınızı neye borçlusunuz, şeklinde. Onlar da pası alıp saatlerce anlatıyor.

Son İstanbul seçiminde Ekrem İmamoğlu’nun Ülke TV yayını malum çok mevzu oldu. İş röportaj olmaktan çıktı başka bir şey dönüştü. Ama mesela geçtiğimiz gün, Okan Müderrisoğlu’nun İmamoğlu’na sorduğu, Koç grubundan destek alıyor musunuz, sorusu aslında normal bir gazeteci sorusuydu. Fakat bir kısım izleyici Müderrisoğlu’na çok kızdı. Aslında yayıncılıkta yanlış soru yoktur yanlış cevap vardır. Kontör soru, eğer donanımlıysa kendini anlatabilmesi için fırsat da sağlar.

Sosyal medya kullanım biçimleri herkesi kendi görüşünden olan insanlarla daha fazla karşılaştırıyor, herkes kendi gibi düşünenleri takip ediyor ve onları en çok dinliyor, okuyor bunu biliyoruz. Fakat bu ortam Türkiye’de sosyal medya bu denli yaygın haber alma aracına dönüşmeden de oluşmuştu. Biraz da bu nedenle iki adayın bir araya geldiği bu program son derece tatsız tuzsuz bir şey oldu. İki aday ayrı ayrı basın toplantısı düzenleseler de böyle bir şey olurdu.

HERKES KENDİ ADAYINI BEĞENMİŞ

Bu arada son kertede herkes kendi adayının performansından çok derece memnun görünüyor. İmamoğlu seçmeni sosyal medyada ‘İmamoğlu ezdi geçti’ yorumları yaparken. Yıldırım’ın seçmenleri tam aksini düşünüyor.

Ahmet İyimay, “Tartışmayı baştan sona itina ile izledim. Oturmuş, vakıf ve kararlı bir #MilletAdamı ile heyecanlı ayaklarını yerden kesmiş bir #TazeAdam’ın ekran Ziyafeti. Kesin notu #23Haziran’da millet verecek! Akıl terazim, Binali Bey’i açık ara önde gösteriyor” diye tweet atmış.

Bir başka kullanıcı İsmail Kansu da Ekrem İmamoğlu için, “Hedef saptırıyor, bilmediği cevaplayamayacağı tüm soruları konuyu dağıtarak cevaplamaktan kaçınıyor. Güven veremiyor, arkasındaki akla güveniyor, soruya cevap vermek yerine başka konulara dalıyor çıkamıyor.” demiş…

BİRGÜN GAZETESİ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


3 × 5 =

FpsAgency