Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
TSK’nın Başına O Çuval Niye Geçirilmişti?
16 Haziran 2019
23:23
85 Kez Okundu

myildiz

Pazartesi önemli bir gündü.

Eski Bakan, Başbakan ve Meclis Başkanı, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım Diyarbakır’a gitti. Kürtçe konuştu, “Lazistan, Kürdistan” dedi.

Aynı gün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Erbil’deydi. “Barzanistan”ın yeni başkanı Neçirvan Barzani’nin yemin törenine katıldı, “Kürdistan şehitleri” için saygı duruşunda bulundu.

Her iki ziyarette de dikkat çekici bir isim vardı. O isim AKP Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker’di.

Yıllarca Tarım Bakanlığı ve AKP Genel Başkan Yardımcılığı yapan Eker’i en son nereden hatırlıyoruz?

PKK’nın İngiltere Temsilciliği olduğu söylenen, yıllardır AB’nin yanısıra İrlanda, Hollanda ve Norveç hükümetlerinin desteğiyle “Çözüm süreci” üzerinde çalışan Demokratik Gelişim Enstütüsü (DPI)’ne 11 Nisan 2018′de eski bakanlar Efkan Ala ve Taner Yıldız’la yaptığı ziyaretten.

O günlerin önemi neydi?

24 Haziran seçimleri üzeriydi… Ve Erdoğan 1 ay kadar sonra İngiltere’ye gidecekti…

DPI Başkanı Kerim Yıldız’ın, “Türkiye’deki sürecin sonlandığını değil, park edildiğini düşünüyoruz. Türkiye’deki çözüm sürecinin temeli atılmış durumda. Süreç devam ettiğinde, baştan başlamamız gerekmeyecek. DPI olarak biz Erdoğan yönetiminin Türkiye’deki pek çok önemli tabuyu yıktığını kabul ediyoruz. Bunların arasında Kürt sorununa ve dini meselelere ya da etnik azınlıklara dair sorunlara ilişkin tabular var” diyerek, “Yeni başlangıç” için önce 24 Haziran, ardından 31 Mart seçimlerini işaret etmesi önemliydi.

Mehdi Eker’e dönelim; DPI ziyaretinden kısa bir süre sonra sloganlarının “Eşit vatandaşlık” olduğunu vurgulayıp, “Ulus devlet sürecinde yapılan kimi yanlışlar nedeniyle sorunlar yaşadığımızı ve barış için bu sorunların giderileceğini” söyledi. Meclis’te de DPI’yı, “Asla PKK’nın temsilciliği değil, uluslararası bağımsız bir sivil toplum kuruluşu” sözleriyle savundu.

MESUT BARZANİ’DEN KERKÜK MESAJI

31 Mart’tan sonra İmralı’daki teröristbaşının avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırıldığını, MHP Lideri Bahçeli’nin buna destek verdiğini ve teröristbaşının da yeniden hem “Çözüm süreci” hem Suriye’deki PKK/YPG yapılanması hakkındaki “Görüş ve önerilerini” kamuoyu ile paylaşmaya başladığını hatırlatmakla yetinip, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun “Barzanistan” açılımına geçelim.

Burada Çavuşoğlu’nun “Kürdistan şehitleri” için saygı duruşunda bulunması kadar önemli bir şey daha oldu.

Neçirvan Barzani, “Yüce Allah’ın adıyla, Kürdistan Bölgesi halkının haklarını, kazanımlarını ve yine birliği ve beraberliği ile çıkarlarını koruyacağıma, bana verilen yetkiyi dürüst ve samimiyetle yerine getireceğine yemin ediyorum. Allah yardımcımız olsun” diye yemin etti.

Malûm Barzani’ler, Doğu ve Güneydoğu’daki birçok ilimizi “Kürdistan bölgesi” içinde gösteriyor ve buraları “Kuzey Kürdistan” olarak adlandırıyor.

Törende, bir vakitler Diyarbakır’da Erdoğan’la “Megri megri”yi söyleyen, AKP Kongresi’nde, “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları ile alkışlanan, ancak Eylül 2017′de “Bağımsızlık referandumuna” yeltenince Erdoğan’ı “Aldattığı” anlaşılan eski Başkan Mesut Barzani de konuştu. Neçirvan Barzani’yi tüm gücüyle desteklediğini belirten Mesut Barzani, “Kürdistan ve Federal Irak hükümetlerine” şu çağrıyı yaptı:

“Mevcut sorunları çözmek için iki taraftan da ciddi adımlar bekliyorum. Özellikle Kürdistani bölgeler ya da diğer tabirle ‘Tartışmalı Bölgelerde’ yaşanan sorunların çözüme kavuşturulması önem arz ediyor. Çünkü gün geçtikçe sorunlar artıyor. Hikmet, işbirliği ve anlayış kapsamında bütün etnik grupların içinde bulunduğu bir süreçle ve anayasa çerçevecinde diyalogla çözülme ulaştırılması gerekiyor.”

Barzani’nin, “Tartışmalı bölgeler”den kastı neresi? Kadim Türkmen kenti Kerkük başta olmak üzere Selahaddin, Diyala ve Musul… Barzani’nin bu şehirleri daha Aralık 2012′de, “Koparılmış Kürt toprakları” ilân ettiğini, keza ABD’lilerin yardımıyla hazırlanan sözde “Kürdistan anayasasında” Kerkük’ün “Başkent” gösterildiğini ve dahi Barzani’nin, “Türkiye Kerkük’e karışırsa, biz de Diyarbakır’a karışırız” dediğini biliyoruz.

İşte Çavuşoğlu, o törende bu mesajı da dinledi.

Bir başka ayrıntı; Önce Neçirvan Barzani, sonra yeni başbakan Mesrur Barzani ile görüşen Çavuşoğlu, bu konuşmasının ardından Ankara’nın sözde “Bağımsızlık referandumundan” beri irtibatını kestiği Mesut Barzani’yle biraraya geldi. Çavuşoğlu’nun en son görüştüğü isim ise Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi oldu.

NEÇİRVAN BARZANİ’NİN ÇÖZÜM MİSYONU

Neçirvan Barzani’nin başkan olmasını Devletimizin ajansı AA başta olmak üzere iktidar medyası coşkuyla karşıladı. Barzani’nin, “Türkiye’ye yakınlığı ile bilindiği” anlatılıp, “Ankara ve Erbil arasındaki ilişkilere önemli katkılar sağlayacağı” vurgulandı.

Bu “Önemli katkılar” arasında “Kerkük’ün halli” de var mı bilinmez, ama bir başka isim daha, “Neçirvan Barzani barış sürecinde düğümleri çözmüştü. Yine yapabilir” dedi.

O isim “Kürdistan Ulusal Kongresi” üyesi Muhammed Emin Penciwini. Penciwini, Neçirvan Barzani seçilmeden 15 gün önce şunları söyledi:

“Çözüm Süreci’nde Sayın Neçirvan Barzani’nin her iki taraf arasındaki düğümlerin çözülmesinde etkisi ve rolü vardı. Tarafların yardım ve emeğiyle bu süreç başladı ve bu sayede Kürt meselesi sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada duyuldu.”

Ardından, Kürtlerin her zaman Türkiye hükümeti ile müzakereye hazır olduğunu vesüreç için devrilen masanın yeniden kurulması gerektiğini kaydedip, “Bu konuda yeni Kürdistan Bölgesi Başkanı da yeniden rol alabilir” dedi.

Penciwini’nin özelliği mi? Hem Oslo’dan önce hem Oslo’dan sonra “Çözüm sürecinin” başlatılması sırasında Devlet ile Talabani, Neçirvan Barzani ve Kandil arasında arabuluculuk yaptığı söylenen kişi.

O dönemle ilgili olarak 3 yıl önce BBC’ye verdiği demeçte, “Çözüm sürecinde, Anayasa’ya ‘Kürt milleti’ ifadesinin konulması, PKK’lılara af ve Öcalan’a Mandela modeli ev hapsi sözü verildiğini” iddia etmiş, “İleride yeniden böyle bir aracılık için çabalar mısınız?” sorusunu da şöyle cevaplandırmıştı:

“Ben elimden geleni yapmaya hazırım. Bu yaşıma rağmen iki gün yürüyerek gidebilirim. Neçirvan Barzani veya başka bir ülke arabuluculuk yaparsa, ben de görev alabilirim, zor değil.”

Toparlarsak;

Neçirvan Barzani’nin başkanlığını, PKK’nın üst yapılanması KCK kutlamış.

PKK’nın sözde parlamentosu olarak bilinen Demokratik Toplum Kongresi (DTK), şu mesajı yayınlamış.

“Kürdistan başta olmak üzere, tüm Ortadoğu’da son derece önemli siyasal ve toplumsal gelişmelerin yaşandığı bir süreçte Sayın Neçirvan Barzani’nin başkanlık görevini devralmasının, dört parça Kürdistan’da ulusal birliğimizin gelişmesine, Kürt halkı ve bölge halklarının barışına, kardeşliğine, demokrasisine ve özgürlüğüne katkı sağlayacağı inancımızı içtenlikle ifade etmek istiyoruz. Bu vesile ile Güney Kürdistan halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini selamlıyor, başarılar diliyoruz.”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Barzani’nin yemin törenine katılmış.

Ancak bakıyoruz Bahçeli, şu olanlardan değil de “CHP Genel Başkanının, PKK’nın anadilde eğitim talebine yeşil ışık yakmasından” ve “İmamoğlu’nun Karadenizli kimliğine sığınarak, bölücü örgüte taşeronluk yapmasından” yakınıyor.

Türk askerinin başına geçirilen çuvalın, TSK’ya indirilen “Balyoz”ların başta gelen sebeplerinden birisi, “Kürdistan-Büyük İsrail” projesi değil miydi?.. Ne de çabuk unutup, kabullendik?!.

Müyesser YILDIZ

16 Haziran 2019
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


4 − 1 =

FpsAgency