Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
‘Çaldılar’ gitti ‘Seçimin iptalini biz istemedik’ geldi
13 Haziran 2019
07:14
48 Kez Okundu

Deniz Zeyrek

23 Haziran seçimlerine 10 gün kala, AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım ve partinin ileri gelenleri sık sık “biz seçimin tekrarlanmasını istemedik” demeye başladı.
Biliyorsunuz, YSK’nın İstanbul seçimini iptal ettiği 6 Mayıs gününden sonraki bir kaç gün “çaldılar” diyorlardı.
Ancak, bir cümlede “çaldılar” fiilinin önüne gelmesi gereken özne (kim), zarf tümleçleri (nasıl, ne zaman, ne kadar) ve edat tümleci (ne ile) sorulduğunda yanıt veremediler.
Hal böyle olunca, yapılan kamuoyu yoklamalarında vatandaşın seçim yenileme işlemini gereksiz gördüğü, bu yüzden de YSK’nın iptal kararına hala tepkili olduğu ortaya çıktı.
Aynı araştırmalarda, CHP adayı İmamoğlu’nun haksızlığa uğradığına inananların sayısı da hayli yüksek bulunuyordu.
AK Parti açısından, Kürt seçmenin oyunu almak önemliydi ama kazanmak için aşılması gereken temel sorunun kaynağı vatandaşın bu tepkisiydi.
Teşhis doğru konulmuştu. AK Parti’nin küskünleri ikna edememesinin, CHP adayının bütün olumsuz kampanyalara rağmen önde olmasının altında vatandaştaki bu “mağduriyet” algısı etkili oluyordu.
Vatandaş, hem tekrarlanan seçim nedeniyle kendisini, hem de mazbatası, gerekçesi ikna edici olmayan bir kararla elinden alındığı için İmamoğlu’nu mağdur görüyordu.
Peki bu algı nasıl değişebilirdi?
Teşhis edilen sorun nasıl tedavi edilebilirdi?
Önce, öznesi, tümleci açıklanamayan “çaldılar” fiilinden vazgeçildi. Çünkü, “kim çaldı” sorusuna net bir şekilde “CHP” yanıtını veremiyorlardı. Kararının meşruiyeti sorgulanır endişesiyle YSK’yı doğrudan suçlayamıyorlardı.
“Nasıl çaldılar” sorusuna verilen yanıtlar da fantastikti.
O yüzden “çaldılar” söylemi rafa kalktı. Yerine “seçimi iptal ettiren AK Parti değil, CHP’dir. Yeniden sayıma izin verselerdi böyle olmazdı” söylemi konuldu.
Yıldırım, dün vatandaşlara “Kusura bakmayın. Sizi bir daha sandığa gitmek zorunda bırakıyorum. Ben buna üzülüyorum” diye seslendi ve bir kez daha CHP’nin yeniden sayımı engellediğine dikkat çekti.
Oysa, YSK iptal kararını AK Parti’nin 16 ve 20 Nisan günlerinde verdiği iki dilekçe ve üç bavul dolusu belge üzerinden almıştı.
AK Parti’nin yeniden sayım talebi ise 16 Nisan öncesinde bizzat  YSK tarafından reddedilmişti. YSK, o başvuruyu doğrudan reddettiği için CHP’nin itiraz etmesine gerek dahi kalmamıştı. YSK, bütün oyların yeniden sayılması halinde, bu işlemin en az üç ay sürecek olmasını gerekçe yapmış, AK Parti tarafından işaret edilen 57 sandıkta sondaj yöntemiyle yeniden sayım yaptırmayı tercih etmişti. O sandıklardan da 13 oy Ekrem İmamoğlu lehine fazla çıkmıştı.

İSMAİL BU KONUYA GİRECEK Mİ?

İmamoğlu, Yıldırım ile birlikte çıkacakları canlı açık oturumda,  YSK kararının da konuşulmasını istiyor. Yıldırım ise YSK’nın kararındaki yanlışları savunma pozisyonuna düşmek istemiyor ve soruların İstanbul projeleriyle ilgili olmasını bekliyor.
İmamoğlu, bu konuda soru gelmesi ve Yıldırım’ın “çaldılar”, “Seçim CHP yüzünden iptal oldu” gibi iddiaları dile getirmesi halinde, anlaşılır bir özetle bu iddiaları çürütmek niyetinde ve bu konuda kapsamlı bir hazırlık yapmış.
İsmail Küçükkaya bu konuya girmese de İmamoğlu herhangi bir soruyla ilişkilendirip bu konuya doğrudan girebilir.
Canlı yayında Yıldırım’ın canını sıkacak konunun bizzat kullandığı “Kürdistan”, “PeKeKe” ve “Ekümenik” gibi sözcükler gibi görünse de İsmail Küçükkaya ve Ekrem İmamoğlu bu konuya girmeyebilir ve Yıldırım esas YSK kararının “doğruluğunu” ve “haklılığını” üç dakikada ikna edici bir şekilde anlatmakta zorlanabilir.

Sözcü

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


− 1 = 2

FpsAgency