Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
IV. Güç nedir, ne değildir?!
25 Mayıs 2019
14:11
211 Kez Okundu

hamahmut

“Rica ile merhamet dilenmekle Millet işleri devlet işleri götürülemez, bir milletin ve devletin şeref ve istiklali temin edilemez. Türk Milleti ve Türkiye’nin müstakbel çocukları bunu bir an hatırdan çıkarmamalıdır.” 
Mustafa Kemal Atatürk

DURUM ANALİZ
Öncelik her daim “dış politika”da ise tablo ortada:
İsrail / İran makas’ı.
İç tablo’ya gelince:
Siyah / Beyaz.
Birinin “ak” dediğine diğeri “kara” diyor.
Diğerinin “kara” dediğine öteki “ak” diyor.
“Gri alan” kayboldu.

Hal böyleyken…
Cevap’ını arayan basit soru:
“Gazeteci neden var, niye var?!”
Gazeteci’nin işi, görevi bir siyasi parti ya da çıkar grubu’nun borazanlığını yapmak mıdır, yoksa “ulusal güvenlik” çerçevesi’nde yaklaşmakta olan tufan’a dikkat çekmek midir?!
Kral, “Çıplak” ise söylemek, haykırmak kimin vazifesi?!
‘Sosyal Medya’dan öncesi / sonrası diye sınıflama yapacak olursak, bir zamanlar “Fısıltı Gazetesi” diye bir şey vardı.
İstihbarat servisleri’nin “Psikolojik Harekatı’nın amiyane tabirle “mavra” yaptıkları, çay’ın taşı ile çay’ın kuş’unu t’avladıkları “iletişim kodlaması” diyelim.
Manşet’ler orada atılırdı, laf dolaştırılırdı.
Günümüz dünyası’nda ise “fısıltı gazetesi” sosyal mecra’nın kendisi oldu.
İstihbarat servislerinin “psikolojik harekat”çıları twitter üzerinden manşet atıyor, yaftalıyor, deve’yi “pire”, pire’yi “deve” yapıyor.

Ki…
Artık siyasi partiler’in de besledikleri, finanse ettikleri “vandal sosyal yazıcılar” var.
Ak Parti’den ibaret değil, yeni CHP, MHP, HDP vb.
Terör örgütleri de “sosyal mecra”nın içinde.
“Siyah / Beyaz” diye keskin iki kamp’a ayrılan 23 Haziran takvim’inin alt metninde, Neo Sevr var.
Şeytan’laştırılan bir siyasi figür’e sabah’tan akşam’a küfrederek ya da överek çözülebilecek kadar basit bir sorun olsaydı “Gordion Düğümü”, vasat’ın şampiyon olduğu denklem’dem herkes çözerdi.
Ne var ki, görüldüğü üzere, çözüm’den ziyade, süreç’e dahil olan kim varsa “sorun’un parçası”.
TSK, parçalanma dahil tüm senaryo’yu oynamış ise kim hangi fırıldak’ı çevirir ise çevirsin, 1 Mart Tezkeresi’nden mülhem “Acem Harp” sözü veren ‘büyük baş’lar ma’aile İsrail / İran makas’ında.

Sözün özü:
3 Y?!
Yani?!
“Yasaklar, Yolsuzluk, Yoksulluk” artı büyük Yalan’ların “iktidar” olduğu ortamda, “güvenlik, barış, huzur” hariç, her şey mümkün.
Her iki saf da ‘Değişken’den geçilmiyor.
Stok dosyalar vs.
Yunanistan’da, IMF el koyana kadar borç, 400 diye biliniyordu, sonrası malum 3 katı çıktı.
“Bozacının şahidi şıracı” ise yarın Türkiye için benzer şeyler söylense, bu medya, bu sosyal mecra ortamında vatandaş kime inanır ve/veya IMF’lik olundu ise Venezuela neydi ne oldu, Yunanlı nasıl Türkiye’ye taşeron düşman oldu vb.
Geçtik.
Mustafa Kemal Atatürk, Laik çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu, ilan etti; ne var ki, Osmanlı’dan kalma, Lale Devri dahil ne kadar “israf, savaş, maaş, borç faizi” vb’den kaynaklı “takanak” var ise hepsini kabul etti.
Milletçe ödedik.

Netice:
Soru: S 400′lü sıcak yaz gündem’i kapsamında, Ankara’nın borç’unu kaç’la çarpmak gerekecek?!
2, 3, 4…
Yüksek faiz, yüksek kur, yüksek enerji fiyatlaması, artı tefeci faiz’i katlaması vb.
1 milyar dolar at pazarlığı ile başlayan hikaye -şimdilik kaydıyla- 2 milyar dolar sınır’ında.

Demem o ki:
Gazeteci, siyasi partilerin borazanı değildir.
Gazeteci, bir çıkar grubu’nun sözcüsü değildir.
Gazeteci, bir istihbarat servis’inin eleman’ı da değildir.
Gazeteci, kamu yararı adına haber yapar, yazı yazar, ulusal güvenlik çerçevesi’nde kamuoyu’nun “dikkat”ini çeker.
Ne var ki, kimseye tuzak kurmaz ya da üç maymun oynamaz.
“Kimin işine yarar?” sorusunun muhatabı değildir gazeteci.
O sorunun muhatap’ı istihbarat ya da operasyon’u çeken adres’tir.

Demem şu ki:
Yaşam’da herkes bir şeylere taraf’tır.
Ne var ki, taraf olmak ile taraftar olmak, taraflı olmak, fanatik ya da partizan olmak başka şeydir.
Taciz ya da tecavüz eden ile mağdur arasında bir taraf var ise gazeteci, mağdur’dan yana taraftır ama haber’ini hazırlarken her ihtimali düşünür ve yazısını objektif haber yazım kriterlerine göre hazırlar, her unsur’a yer verir, mahkeme’nin verdiği karar’da bir adaletsizlik sözkonusu ise hakim başta olmak üzere tüm sistemi eleştirir ve hatta kanunlar yetersiz ise yeni kanunlar’ın çıkartılması için kamuoyunu ayak’a kaldırır.

Ezcümle:
IV. Güç’ü olmayan bir “Demokrasi” demokrasi değildir.
Kaldı ki, demokrasi, karşı devrimciler’in amaç’a giden yol’da kullandıkları bir aparat’a dönüşmüş ise gazeteci’nin görevi oyun’u bozmak, maske’yi düşürmektir.
Eleştiri -ve hatta gıybet- hakkını sonuna kadar kullanan’ların, eleştiriye ne kadar kapalı olduklarını hep birlikte yaşadık, gördük.
Yani?!
2007 öncesinde TSK’yı hedef alan psikolojik harekat da aynı adres tarafından yönlendiriliyordu.
2007 Silivri süreç’i sırasında medya üzerinden su’yu bulandıran, “itibar suikasti” yapan ‘psikolojik harekatçılar’ın üslup’u da benzerdi demek haksızlık olur, tıpkısının aynısıydı.
BOP’un final’inde, 16 Nisan, 24 Haziran, 23 Haziran’a zimmetlenmiş 31 Mart “şaibeli seçim” atmosferi de aynı ‘psikolojik harekatçılar’ın kontrol’ünde ise hayat memat nüans?!
Merkez Medya’da dönüşüm elzem.
Konu kendini övdürmek, methetmek olsaydı, Tanrı tüm ibadet alanları üzerinden sadece kendini övdüren ilahi’ler söyletirdi, ayet’leri tekrar ettirirdi, “günah işlemeyin, şirk’e düşmeyin” diye ikaz etmezdi.
Nokta.

24
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-abdde-barda-silahli-saldiri-41225211
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/venezuelada-mahkumlar-ve-polis-catisti-41225190
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/natoya-patriot-talebi-41225104
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/zoraki-istifa-41225105
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/fransada-patlama-yaralilar-var-41224971
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/gozler-oradaydi-trump-onayladi-pentagon-acikladi-41224955
https://odatv.com/cnn-turk-yayin-yonetmeni-kendisini-boyle-savundu–25051905.html
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-48402022
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48397427
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-48365138
https://tr.euronews.com/2019/05/24/abd-baskani-trump-huawei-ticaret-anlasmasinin-bir-parcasi-olabilir
https://tr.euronews.com/2019/05/24/ab-den-turkiye-de-yargi-reformu-degerlendirmesi-bagimsizligi-sorunu-derhal-ele-alinmali
https://tr.euronews.com/2019/05/24/sudan-askeri-konsey-yonetimi-sivillere-devretmiyor-1-milyon-muhalif-yeniden-sokaga-iniyor
https://tr.euronews.com/2019/05/24/af-denetimli-serbestlik-terorle-mucadele-yargi-reformu-strateji-belgesi-nedir-neler-icerir
https://www.dw.com/tr/nyt-trump-suudi-arabistana-silah-sat%C4%B1%C5%9F%C4%B1-i%C3%A7in-kongreyi-devre-d%C4%B1%C5%9F%C4%B1-b%C4%B1rakacak/a-48866786
https://www.dw.com/tr/s-400-krizi-erdo%C4%9Fan%C4%B1n-se%C3%A7im-stratejisi-mi/a-48869917
https://tr.sputniknews.com/rusya/201905241039149525-rusya-turkiyeden-20-ton-cilek-ve-kayisiyi-geri-cevirdi-zararli-bocek-turu-tasiyor/
https://tr.sputniknews.com/avrupa/201905241039149493-ciprastan-turkiye-aciklamasi/
https://tr.sputniknews.com/turkiye/201905241039144677-bloomberg-istanbul-havalimaninin-hisseleri-satilacak-gorusmeler-gizlilik-icerisinde-yapiliyor/
http://www.patronlardunyasi.com/haber/Garanti-de-neler-oluyor-Ali-Fuat-Erbil-den-surpriz-ayrilik/220768
http://www.patronlardunyasi.com/haber/Bir-donem-55-marketi-vardi-iflas-etti/220719
http://www.patronlardunyasi.com/haber/Turkiye-Finans-calisana-kasikla-ust-yonetime-kepceyle-vermis/220693
https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/tuik-baskani-yagan-trafik-kazasinda-yaralandi-4925749/
https://www.sozcu.com.tr/2019/dunya/irakta-sadr-yanlilarindan-uzak-durun-gosterisi-4924937/
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1409829/Mugla_da_deprem.html
https://t24.com.tr/haber/wsj-den-turkiye-ye-cozum-onerisi-tl-yi-dolara-ya-da-euro-ya-sabitleyin,822765
https://www.amerikaninsesi.com/a/lubnan-kemer-sikma-donemine-geciyor/4931592.html
https://odatv.com/ibbden-arda-turan-aciklamasi-24051933.html
https://www.medyaradar.com/unlu-isadami-mehmet-cengize-sok-30-yillik-esinden-zina-nedeniyle-bosanma-davasi-haberi-2008900

ARŞİV’DEN KİTAP ÖZETİ
Kitabın adı: Dersim İsyanları / Seyit Rıza Gerçeği
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=471214
Yazarı: Rıza Zelyut
Kripto Yayınları
I0. Baskı, Aralık 2011
400 sayfa
18 TL
(…)
Sayfa 42:
Osmanlı belgelerinde de Kürdistan’ı bugünkü Güneydoğu ile ilgili olarak kullanılmadığı bilinmektedir. Kanuni Sultan Süleyman 1526 yılında Fransa Kralı 1. François’ya yazdığı mektuptan anlaşılıyor ki, Diyarbakır ile Kürdistan denilen bölgenin ilgisi yoktur: “Ben ki sultanlar sultanı ,hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yer yüzündeki gölgesi Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Diyarbekir’in ve Kürdistan’ın ve Azerbaycan’ın ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve nice memleketlerin sultanı ve padişahı Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Süleyman Han oğlu Sultan Süleyman Han’ım.Sen ki Fransa vilayetinin kralı Fransuva’sın…”
Mektuptaki diziliş önemli bir gerçeği gösteriyor. Adana – Diyarbakır – Kürdistan – Azerbaycan… Bu dizilişteki Kürdistan da Doğu Anadolu’da, Azerbaycan’ın güneyini işaret etmektedir. Batılılar eğer işin içine siyasi hesap sokmadan değerlendirme yaparlarsa, Kürdistan değerlendirme yaparlarsa, Kürdistan ve Kürtler için, Britanya’nın Irak Valisi Sir Arnold Wilson’ın anlatımındaki gerçeği de görürlerdi:
“Kürdistan terimi, genel anlamda coğrafi ehemmiyeti olmayan, müphem (belirsiz) bir terimdir. Bugün, Suriye, Türk ve Irak sınırlarının kesiştiği bölgelerdeki büyük dağlar arasında uzanan vadilerde yaşayan Kürtler’in ait oldukları aşiret dışında pek fazla birlik ya da bağlılık duygusu yoktur.
(…)
Sayfa 131:
İngiliz Yüksek Komiseri Amiral John de Robbeck, 26 Mart 1920’de İstanbul’dan şöyle bildiriyordu: “Kürdistan, Türkiye’den tamamen ayrılıp bağımsız olmalıdır. Ermeniler ile Kürtler’in çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbul’daki Kürt Kulübü Başkanı Seyit Abdülkadir ve Paris’teki Kürt delegesi Şerif Paşa hizmetimizdedir.”
(…)
Sayfa 134:
İngilizler, Doğu’dan bağımsız bir Kürdistan ve Ermenistan devleti kurulmasını çok istiyorlardı. Böylece hem Rusya’ya hakim olan Bolşevikler ile aralarında bir tampon bölge oluşturmayı hem de mütareke şartlarını kabul etmeyen Kemalist kuvvetleri dizginlemeyi düşünüyorlardı. Bunun için Kürtçülük hareketlerini teşvik ediyorlar, Mustafa Kemal’in önünü kesmek için de Kürtler’i kullanmayı planlıyorlardı.
(…)
Sayfa 143:
Mustafa Kemal, İstanbul’a şu telgrafı çeker:
Dahiliye nazırı Adil Bey’e

… Aklınızı başınıza toplayın. Galip Bey ve yardakçıları gibi aptalların verdikleri ahmakçasına ve asılsız sözlere kapılarak ve Mister Noel gibi milletimiz ve vatanımız için zararlı olan yabancılara ve vicdanınızı satarak yaptığınız alçaklıkların milletçe sorulacak hesabını göz önünde bulundurunuz. Güvendiğiniz şahısların ve kuvvetin sonunu öğrendiğiniz zaman, kendi sonunuzla karşılaştırmayı unutmayınız.
(…)
Sayfa 191:
Ayaklanmayı İngilizler’in desteklediği ve bu ayaklanmanın başarıya ulaşacağına çok inandıkları da belgelerden anlaşılıyor. Öyle ki, Diyarbakır’ı almak için şiddetle saldıran Şeyh Sait kuvvetlerinin püskürtülmesinden bir gün sonra 9 Mart 1925’te, bu şehre, üzerinde “Kürdistan Kraliyeti Harbiye Bakanlığı” yazılı zarflar geliyordu. Bu şartlarda da İngiltere’deki bazı silah fabrikalarının katalogları ve mektupları bulunuyordu. Bu belgeleri değerlendiren İsmail Beşikçi, 1970’in başında şöyle yazıyordu:
“Cumhuriyetten sonra merkezi otoriteye karşı girişilen isyanlarda, isyanların sonucu olan sürgünlerde hep dinsel sloganları kullanmıştır. Fakat dini sloganların arkasında emperyalizmin ekonomik ve siyasal çıkarları yatmış ve yatmaktadır. Bu bakımdan 1925’te Şeyh Sait’e, genç’te silahını patlatmasından 3-5 gün sonra İngiliz silah fabrikalarının kataloglarının gelmesi çok anlamlı ve üzerinde uzun düşünülmesi gereken bir olaydır.”
ABD’nin İstanbul Yüksek Komiseri Amiral Bristol’e sunulan raporadaki şu cümle, hem İngilizler’in Kürtçülük konusundaki tavrını göstermekte hem de yukarıdaki değerlendirmeleri kısaca özetleyip onaylamaktadır. “Kürt sorunu ile meşgul olduğu sürece, Mustafa Kemal’in Musul’a el koyamayacağını düşünmektedirler.”
(…)
Sayfa 305:
Bu çatışmalarda, hava kuvvetleri bölgede çok etkili olmuş; ilk kadın pilotumuz olarak görev yapan Sabiha Gökçen, Seyit Rıza’nın evini bile bombalamıştı.
(…)
Sayfa 353:
“Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı zincirle bağlı kaldıkça öbür yarısı göklere yükselebilsin! Şüphe yok ki, ilerici adımlar dediğim gibi iki cins tarafından birlikte, arkadaşça atılmalı, yenilik ve ilerleme düzeyinde aşamalar birlikte geçilmelidir. Böyle olursa devrim başarıya ulaşır. Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez ya da bir peştamal ya da buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere ya arkasını çevirir ya da yere oturarak yumulur. Bu davranışın anlamı nedir, ne demektir? Efendiler, uygar bir toplumun anası, millet kızı bu garip biçime sıkıntılı duruma girer mi? Bu hal milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. Derhal düzeltilmesi gerekmektedir.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk
(…)
Sayfa 361:
Atatürk’ün de bilgisi dahilinde ve İsmet İnönü’nün başbakanlığında yürütülen 1937 harekatında rakamlar şöyle: Eşkıyadan ölü 262, diri 36 kişi ele geçiriliyor. 926 kişi teslim oluyor. 30 asker şehit oluyor, 51’i yaralanıyor.
(…)
Sayfa 368:
Sabiha Gökçen ve Dersim Harekatı, Atatürk’ün yüzünde ışık yanıp söndü. “Peki” dedi. “Mademki bu kadar istiyorsun, ben sana izin veriyorum.”
.
25 Mayıs 2019
Hayrullah Mahmud
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


1 × = 9

FpsAgency