Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
19 Mayıs’ı nasıl anlamalı?
18 Mayıs 2019
08:14
81 Kez Okundu

Barış Doster

Yarın 19 Mayıs. Mustafa Kemal Paşa’nın, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı Kurtuluş Savaşı’nın 100. yılı. Sadece Türk tarihi açısından değil, emperyalizme karşı savaşan mazlum milletlerin tarihi açısından da önemli bir gün. Sonuçları; Rusları, İngilizleri, Yunanları, Fransızları, İtalyanları da etkilediğinden, dünya tarihinde de özgün bir yeri var Milli Mücadele’nin.
Önemli günler; ulusal bellekte izi olan tarihler; coşkuyla kutlanan bayramlar; milli bilinci ve kimliği, özgüveni ve gururu pekiştirmenin yanında, nereden gelip nereye gittiğimizi, geçmişte neyi nasıl yaptığımızı, neleri neden yapamadığımızı tartışmak açısından da gereklidir. Muhasebe yapmak, bilanço çıkarmak, özeleştiri vermek açısından da işlevseldir. Birlikte düşünelim…
Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutladığımız bu bayramda, Atatürk’ün milli iradeye, milli hâkimiyete, meşrutiyete, Meclis üstünlüğüne, eşitliğe, katılıma verdiği önemin ne kadar farkındayız?
O anlayışa ne kadar yakın, ne ölçüde uzağız? Gazi’nin Cumhuriyeti emanet ettiği gençler, Türkiye’nin geleceğine ilişkin ne düşünüyorlar? İyimserler mi? Yoksa önemli bölümü, fırsatını bulsa yurtdışına gitmek mi istiyor?

Mesut, muvaffak, muzaffer olmak
Türk Kurtuluş Savaşı, yerelden ulusala uzanan kongrelerle örülmüş ve olgunlaşmıştır. Milletleşirken devletleşen, devletleşirken milletleşen bir halkın, emperyalizme ve uzantılarına karşı verdiği destansı bir mücadeledir. Rahmetle andığım hocam Prof. Dr. Bülent Tanör’ün deyimiyle “haklı ve halklı bir savaştır”. Savaş koşullarında, halkın yurduna sahip çıkması ve yerel meclislerin direnişiyle başlamış; Milli Meclis çatısı altında birleşip yürütülmüştür. Savaş içinde şekillenen bu süreç, Tanör’ün tanımıyla “savaşdemokrasisidir”.
19 Mayıs’ta başlayan Milli Mücadele’yi Atatürk; çok iyi hazırlamış ve örgütlemiş, çok kararlı ve cesur yönetmiştir. Harcında kutsal isyan, milli inat, haklı iddia ve kararlı inanç olan Kurtuluş Savaşı sayesindedir ki, 1919’dan sadece 4 yıl sonra, ulusal egemenliğe dayanan, laik ve çağdaş bir Cumhuriyet kurulmuştur. Bu Cumhuriyet; Cihan Harbi yenilgisinden değil, İstiklal Harbi zaferinden doğduğu içindir ki, tarihin en iddialı ve kapsamlı devrimci atılımını yapmıştır.
Atatürk’ün üç Misakı Milli’si vardır. Toprak Misakı Millisi; Maarif Misakı Millisi (Tevhid-i Tedrisat); Say (emek) Misakı Millisi. Hâkimiyeti Milliye, İradei Milliye, Kuvayı Milliye konusunda ödünsüzdür. Kurtuluş Savaşı’nın sözcüsü gazetelerin adı Hâkimiyeti Milliye ve İradei Milliye; hareketin ismi Kuvayı Milliye; örgütün adı Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’dir. İstiklali Tam konusunda kıskançtır. Gazi’ye göre; ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık yoksa antiemperyalizm de yoktur. Dahası, hiç yanılmamış, hiç aldatmamış, hiç kandırılmamıştır Atatürk. “Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır” derken, yalnız ve ancak milletine güvenmiştir.
Ve 19 Mayıs 1919’un yüzüncü yılında, Atatürk’ün bu sözünün altına sadece kalemiyle değil, gerekirse kanıyla imzasını atacak olan milyonlar sayesinde, içeriden onca ihanete, dışarıdan onca saldırıya rağmen, Cumhuriyet direnmektedir.

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


− 3 = 1

FpsAgency