Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Özlem Çerçioğlu ve Ekrem İmamoğlu’na kumpas
16 Mayıs 2019
22:18
85 Kez Okundu

Armağan Kuloğlu

Erkan Karaaslan, yandaş medyaya ve Haldun Haşmet Aysan’a göre FETÖ’nün belediyeler imamı!..

Karaaslan, yandaşlar ve yandaş üstü Haşmet’e göre sadece CHP’li belediyelerle ve özellikle Aydın Büyükşehir Belediyesi ile ilişkili…

Başkaları ile değil…

Haşmet, “Cumhurbaşkanının çağrısına uyup FETÖ davasında TANIK olacaksın” sözleri ile kendini övüyor, CB’den karşılık bulamadığından yakınıyor ama Aydınlı FETÖ’cüler hakkında tek kelime etmiyor…

Varsa yoksa Erkan Karaaslan ve Aydın Büyükşehir Belediyesi…

Tarih 05.05.2017

Yer; Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi;

Erkan Karaaslan için her yerde FETÖ’cü diyen Haşmet’in burada FETÖ konusunda dili lal oluyor, başlıyor inkâr sarmalına…

Şöyle diyor; “Ben hiçbir zaman kendisine doğrudan FETÖ üyesidir, demedim…”

Gülmeyin, hiçbir şey olmamış gibi yapın…

Haşmet bu, dön baba dönüyor.

Bakın, Erkan Karaaslan’ın Bylock’u çıkmamış, Bank Asya ile hiçbir ilgisi yok… Ev ve işyeri aramalarında suç unsuru hiçbir şey bulunmadığı gibi, evinde ve cüzdanında malum 1 dolarlara da rastlanmamış.

Ancak, yandaşlara göre FETÖ’cü…

Mehmet Erdem; AKP Aydın milletvekili…

Ömer Erdem, Mehmet’in kardeşi, FETÖ’den gözaltına alındı serbest kaldı. Erdem’in kardeşi bu, ben mi ki, ben gibi garip mi ki yedi yıl sorgusuz sualsiz yatırsınlar…

İsmail Erdem, Mehmet’in amcaoğlu, FETÖ’den tutuklu.

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan 27.04.2017 tarihli, 148 sayfalık altında Cumhuriyet Savcısı Ahmet Göçmen’in imzası olan 2017/8578 soruşturma, 2017 2462 esas, 2017/390 iddianame no’lu; iddianame de ilginç bilgiler yer alıyordu:

“2012 yılında bir akşamüstü, Aydın Milletvekili Mehmet Erdem, cemaat imamı Abdulkadir Kalkan, ben otururken; Mehmet Erdem Bekir Kalkan’a ‘Hocam sizin okul yerine ihtiyacınız varsa İncirliova yolu üzerinde bir hazine arazisi var. Bunu size kiralayalım’ dedi.

Bekir Kalkan da ‘Bütçemize bakalım’ diye cevap verdi.

Yer; yap, işlet, devret modeliyle kiralanacaktı. Daha sonra ben Bekir Kalkan’a ‘Ne oldu o arazi işi’ diye sordum. Bekir Kalkan ‘Orası 50 dönüm kadar var, bizim için çok büyük ama daha sonrası için olabilir’ dedi. Sonra bu yerin kiralaması yapıldı. İmza aşamasındayken 17-25 Aralık süreci başladı…”

Ne güzel değil mi, fakirin fukaranın, garibin gurabanın olması gereken araziyi adeta FETÖ’ye bağışlamaya kalk, sonra sana hiç kimse bir şey sormasın…

Ne güzel, FETÖ ile mücadele!..

Yerseniz…

Hadi bu tarafı yedik, peki Cumhurbaşkanı’nın çağrısına uyduğunu iddia eden Haşmet niye bu konularda kalem oynatmaz?..

Adama sormazlar mı?

”Kardeş sen ne ayaksın?” diye…

Haşmet ve tayfası ne garip ki, Mehmet Erdem ve ailesi için kalem oynatamadığı gibi Aydın’ın tutuklu FETÖ’cüleri karşısında da sessiz kalıyorlardı.

Başka?

Haşmet ve kumpasçılar, Erkan Karaaslan’ın Aydın Büyükşehir başta, CHP’li belediyelerdeki FETÖ imamı olduklarını iddia ederlerken AKP’li belediyelerindeki danışmanlıklarını da görmezden geliyorlardı. Keza bazı devlet kurumlarının da danışmanı olduğu gerçeğini…

Hadi gelin Erkan Karaaslan’ın hangi AKP’li belediyelerin danışmanı olduğuna da biz bakalım:

Erkan Karaaslan’ın danışmanlığını yaptığı AKP’li büyükşehir belediyeleri: Denizli BŞB, Gaziantep BŞB, Ordu BŞB, Kocaeli BŞB, Sakarya BŞB

Yine Erkan Karaaslan’ın danışmanlığını yaptığı AKP’li belediyeler: Bolu, Elazığ, Tuzla, Başakşehir, Düzce, SOMA, Başiskele, Çekmeköy, Gemlik, Yüreğir, Sultangazi, Şile, Alpu, Afşin, Kepez, Eyüp, Serik, Beyköy, Serinhisar, Tavas…

TAEK, TODAİE, TÜRKAK TKDK, Marmara Belediyeler Birliği gibi kurumların da danışmanı Erkan Karaaslan…

Sıkı durun; Erkan Karaaslan AKP’li Çalışma Bakanlığı’nın da danışmanı…

Şimdi şöyle söylediğinizi duyar gibiyim: “Bir benim danışmanım” değilmiş…

Vallahi, doğru!..

Bu kadar yere danışman olan birinin arkasında bir örgüt olması gerekmez mi?

Bence gerekir…

Şimdi sıkıca arkanıza yaslanın ve çok sağlam bir şekilde oturduğunuz yere yapışın. Şimdi sizlere Erkan Karaaslan’ın asıl danışmanlık yaptığı bir kurumu daha söyleyeceğim ancak önce bazı açıklamalarda bulunayım ki, olayın etkisi de hafiflesin.

MİT, Nisan 2010’da; Güvenlik İstihbarat Başkanlığı yıkıcı Dinî Faaliyetler Daire Başkanlığı 2010 Yılı Hedef Öncelik Tablosuna göre takip edilecek “yıkıcı dinî örgütleri” derecelere ayırıyordu.

MİT’in 2010 yılı takip tablosunda 1. Derece Örgütler listesinde Süleymancılar, Nakşibendiler, İHH ve Nurcu Gruplar yer alıyordu.

Bütün bu örgütlerin yanında birine daha yer veriliyordu: Fetullah Gülen Cemaati.

Nisan 2010’da en tehlikeli örgütü, Gülen örgütü olarak ilan eden MİT; 04 Ekim 2010 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü) bir yazı gönderiyor ve şöyle diyordu:

“Müsteşarlığımız sosyal tesisleri ile ilgili güncel mevzuat çerçevesinde ve aşağıda belirtilen konularda, kurumunuz Kurumsal Gelişim ve Ortak Veri tabanı Daire Başkanı Erkan Karaaslan’dan eğitim almaya ivedi olarak ihtiyaç duyulmaktadır.

Söz konusu eğitimin verilmesini teminen gereğini arz ederim…”

Evet, MİT “elemanlarını eğitsin” diye Erkan Karaaslan’ı kurumundan tabii ki Allah’ın emriyle değil resmi yazıyla istiyordu.

Karaaslan’ın kurumu 12.10.2010 tarihinde bu isteme olumlu cevap veriyor ve Karaaslan’ın MİT’li günleri başlıyordu, taaki tutuklandığı güne kadar…

Ne ilginç ki; Karaaslan tutuklama kararı çıktığında MİT İzmir Bölge Müdürlüğü’ndeydi…

Şimdi şu açık değil mi, Gülen örgütünü en tehlikeli örgüt ilan eden MİT, hiç FETÖ’cü birini, elemanlarını eğitmek için alır mı?

Bırakın kendisini yedi göbek sülalesinde FETÖ’cü bir isim bile olsa, MİT o kişiyi kapısına yaklaştırır mı?

Şimdi anladık mı, Karaaslan’ın ardındaki örgütü?..

Aslında ilginç olan olaylardan biri de ne biliyor musunuz?

Kripto FETÖ’cülerin FETÖ’cü olmayanları FETÖ’cülükle suçlamaları…

Tarih; 26 Mayıs 2017

Bu tarihten bir gün önce Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na yönelik FETÖ kumpasını öğrenmiş ve deşifre etmiştim.

Benim bu yazımın ardından Hürriyet gazetesinde gazeteci ve yazar Yalçın Bayer aşağıdaki yazıyı kaleme alıyordu:

“Aydın’da neler oluyor

KAMUOYUNDA FETÖ ile ilgisi olmadığı açıkça bilinen flaş isimler FETÖ’cülükle suçlanarak gerçek FETÖ’cüler perdelenmek algısı yayılıyor.

Aydın’da Haldun Haşmet Aysan adlı eski İçişleri Bakanlığı bürokratının Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu FETÖ ile ilişkilendirmek için yerel gazete ve internet sitelerinde büyük gayret sarf ettiği ortaya çıktı. Ege’deki bir bölge gazetesi ile yerel internet sitelerinde 15 Temmuz’dan sonra bine yakın FETÖ tarzı haber yapılması dikkat çekti. Çercioğlu bunlara karşı da yüze yakın dava açtı.

Bu arada FETÖ karşıtı araştırmacı yazar Ergün Poyraz’ın bir yazısı gündeme düştü. Poyraz, FETÖ kumpası ile Ergenekon davasında Silivri’de 7 yıl cezaevinde yatmış, sonra da beraat etmişti. 8’i cezaevinde olmak üzere şimdiye kadar 35 kitap yazan ve bunların çoğu en az ortalama 8-10 baskı yapan Poyraz, Türkiye’de Gülen ve cemaatinin bütün oyunlarını ve tertiplerini en iyi bilen ‘uzman gazeteci’ olarak tanınıyor.

Halen Aydın’ın bir köyünde yaşayan Ergün Poyraz’ın ciddi bir iddiası var:

“FETÖ ile mücadele yalan!..”

Poyraz’la Facebook sayfasındaki yazısı üzerine görüştük:

“Burada FETÖ ile mücadele ediyoruz diye oyunlar oynanıyor. Bazı iddialara göre, Haldun Haşmet Aysan bir iş adamından Özlem Çerçioğlu’nun FETÖ’cülerle irtibatlı olduğuna dair yalancı şahitlik yapmasını istiyor… Ve bu kişilerden o yönde ifade aldırılma girişiminde bulunuyor, ancak teklif edilen isimler buna yanaşmamışlar ve kabul etmemişler. ‘Özlem Çerçioğlu’nun FETÖ ile bir ilgisi yoktur’ demişler. Ben bunu yeni çıkacak ‘Tehlikeli İlişkiler’ adlı kitabımda gündeme getireceğim, 37’nci kitabım olarak yayınlayacağım.”

Facebook’taki bu yazı üzerine Belediye Başkanı Özlem Çercioğlu dün savcılığa suç duyurusunda bulundu ve tertibi bilen ve kabul etmeyen iş adamlarının tanık olarak dinlenmesini istedi.”

Şimdi diyeceksiniz ki kumpaslar bu kadar mı?

Olur mu?

Yandaşta oyun biter mi?

25.04.2019 tarihinde Erkan Karaarslan’ın Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde verdiği ifadeden yeni kumpasların devreye sokulduğunu öğreniyorduk.

Bakın Karaarslan o gün neler söylemiş;

“Ben 17 Ocak 2019 tarihinde tutuklandım. Yerel seçimler öncesinde cezaevine benimle görüşmeye Aydın’dan gelen kişiler oldu. Benim bu dosyalarla ilgili olarak başta Özlem Çerçioğlu ve bazı CHP’li belediye başkanları aleyhine olmak üzere ifadelerde bulunmam karşılığında tutuklu bulunduğum dosyadan beraat edeceğime dair söylem ve tehditlerde bulundular.

Benim ailem benimle görüşemezken bu kişiler sürekli cezaevinde ziyaretime geldiler. Ailemi bakanlarla görüştürdüler. Avukatımı da bakanlarla görüştürdüler. Bunlarla ilgili yazılı beyanlarımın hepsini hazırladım. İlgili mahkemelere tek tek göndereceğim. Şimdi ayrıntıya girmek istemiyorum. Ben bütün bunlara direndim ve gerçekleri söylemeye devam ettiğim için halen cezaevinde tutuklu olarak bulunuyorum.”

Erkan Karaarslan 14.05.2019 tarihinde Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde söz alarak kumpası bir kere daha deşifre etti:

“14.03.2019 tarihinde avukat görüşü adı altında cezaevinde beni görüşmeye çıkardılar. Bu görüşmeye çıkarmadan önce psikoloğa götürdüler. Bir baskı olup olmadığını sordular. Bir baskı olmadığına dair beyanda bulundum.

Avukat görüşüne girdiğimde cezaevine girmesi mümkün olmayan, Aydın ilinde gazetecilik yapan Serkan Seyhan isimli gazeteciyi gördüm, bu kişi avukat değildir.

14.03.2019 tarihinde kendisinin bana yaptığı görüşmede başta Özlem Çerçioğlu ve Ekrem İmamoğlu hakkında CHP başkanları hakkında beyanda bulunmam halinde o gün itibarı ile tahliye olacağımı, aksi takdirde hüküm giyeceğimi bana beyan etmiştir. Bu görüşmenin ardından yargılanmamın belediye başkanları ile ilgisinin olmadığını söyledi. Kendisine faks göndereceğimi belirttim.

15.03.2019 tarihinde Ankara C. Savcısı beni odasına davet etti. Çektiğim faksın devlet kurumlarından çıkmasının mümkün olmadığını, istediğim kişi ile beni görüştürebileceğini söyledi. Tutanaklara isminin geçmesini istemediğim bakanlar, bana ve aileme ulaşarak belediye başkanları aleyhinde beyanlarda bulunmamı istediler. Davalardan beraat etmemin ve tahliye olmamın da bu beyanlar ile ilişkili olacağını söylediler. Bu süreç devam etmiştir. 18-19-20.27 Mart ayında cezaevine talebim olmaksızın gelenler olmuştur. Bunlar ile ilgili Ankara CBS’na başvuru yaptım.”

Ortaya çıkan bütün bu belge ve bilgilerden sonra yandaşların şöyle mırıldandıklarını duyar gibiyim:

Game over…

Oyun bitti…

YURT GAZETESİ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


− 4 = 2

FpsAgency