Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Kanser!
16 Mayıs 2019
07:42
28 Kez Okundu

Enver Aysever

Dünyayı kendimizden ibaret saymak gibi garip bir özelliğimiz var. Ülke içindeki sorunlar hepimizi esir alıyor, oysa bunların yerküreyle ne denli ilgili olduğunu bilecek iletişim olanaklarına sahibiz, yine de zaaf gösteriyoruz. Dünya basını, bölgemizde yakında çıkacak olan savaşı yazmaya başladı. Gerçi Ortadoğu coğrafyası adı konmamış düşük ölçekli savaşlara alışık. Ancak sözü edilenin çapı büyük!
Her ne kadar Trump yalanlasa da, ABD asker, silah sevkıyatına başlayacaktır yakında. Başkanlık süresi dolmadan, her meczup lider gibi, adını tarihe yazdıracak, serüven arayacaktır Trump. Üstelik kapitalizm yeni krizini aşmak için savaş fırsatını asla kaçırmaz. ABD, İran’a yönelik yaptırımları artırdı, askeri müdahale olasılığı her an güçleniyor.

Biz ne vaziyetteyiz
Kasası tam takır olmuş, her açıdan dışa bağımlı Türkiye açısından zor günler. Rusya ile ilişkileri diri tutup, bölgede ayakta kalmak arayışında Türkiye; öte yandan ABD/NATO kıskacı altında sıkışmış vaziyette.
Rusya belleği diri, unutmayan bir ülkedir öteden beri. Türkiye’ye güvenmediğini de defalarca dile getirdi. Türkiye’nin atacağı/ atmayacağı her adım yazgısını belirleyecek. Günlük, tepkisel tavırlarla yönlenen, bir adamın iki dudağı arasına sıkışan dış politika tehlike sinyalleri veriyor. Rusya kararlı İran’ı düşürmemek konusunda; eğer Türkiye “Astana Mutabakatı”ndaki tutumunda yalpalarsa ağır fatura ödeyecektir.
İran’la ticareti sürdürmek anlamına gelen ambargo özerkliği artık yok. ABD, “taraf olmayan bertaraf olur” dedi. S-400’lerle ilgili alımın durdurulması için uyarı yaptı. İleti açık: “Rusya ve müttefiklerinden uzak dur”. Soru şu: Türkiye çoklu diplomasi götürebilecek güce sahip mi peki?

İdlib!
Suriye ordusu toprak bütünlüğünü sağlamak için mücadeleye devam ediyor ve kazanıyor. Küresel destekle yaratılan ÖSO benzeri yapılar, cihatçı gruplar, başıboş biçimde, can havliyle sağa sola tehditler savuruyor. ABD’nin bu grupları yeniden yüreklendirdiği anlaşılıyor, üstelik onlara yönelik müdahaleyi, garip ama savaş sebebi sayacak halde!
Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olacağını, üstelik devletin laik yapısının korunması gerektiğini vurgulayarak yazılı hale getirdi. Kendi toprağı için mücadele eden Suriye’ye hangi tezlerle İdlib’de dur diyecek o halde? ABD istedi diye, dün söylediğini bugün yutacak mı?
Sınırımıza doğru kaçan cihatçılar “açın kapıyı” diye bağırıyor, yarın içimizde olacaklar. Savaştan kaçan günahsız insanlar da sığınmak için yardım isteyecek bizden. Türkiye ne nüfus yapısı olarak, ne iktisadi, ne de siyasal açıdan bu yüke hazır değil. Yılların getirdiği yanlışların son perdesi oynanıyor.

Mızrak çuvala sığmıyor
Kimi iktisatçılar ülkenin çoktan battığını söylüyor. İhtiyatlı olanlar bile “bayramikramiyesini ödeyecek para yok” diyor. Bu koşulları ilişkide olduğumuz her devlet bilir. Güçsüz yakalandınız mı siyasal bedel ödersiniz. Ciddi bağımsızlık, varlık sorunuyla karşı karşıya Türkiye.
İçeride kutuplaşma ile vaziyeti idare eden iktidar, toplumun büyük kesimini kandırmak/korkutmak/sindirmek yoluyla hükümranlığını sürdüremeyeceğini sezmiştir umarım. Saray ve çevresinden sokak nasıl görünür bilemem, ancak tarihi bir dönemeçte olduğumuz kesin.
Bir yanım “bu ülkenin devlet geleneği sorumluluk sahibidir” tezine katılmak istese de, memleketi ilkokul mezunu bir imama teslim ederek ne hale getirdiklerini düşününce iyimser olamıyorum. Kibir ve hırsa kapılan her hükümran önce zorbalaşır, ardından da halkını felakete sürükler.

Her şey güzel olur mu?
Eskiden kör topal meclisi vardı ülkenin. Vicdan sahibi hâkimleri vardı. Ölçü vardı, kurallar vardı. Şimdi hiçbiri yok. İstanbul seçimi önemli, iktidar bunu güven oylaması olarak algılıyor, haklı da! Buradan çıkacak sonuç, hızla bize özgü (!) başkanlıktan vazgeçmek için fırsat olmalıdır. Yetmez, yeni anayasa gerekir. Seçim barajı yıkılmalıdır, herkes kendi olarak yer alacağı bir mecliste toplanmalıdır.

Kime söylüyorum!
Bu satırları yazdığım sırada, herifin teki elindeki hurmayı Cübbeli Ahmet’e uzatıyor, o da tükürükleyip, dişliyor, adama veriyor. Herifte bir sevinç, iştahla yiyor elindekini!
Siyasal İslam insanlığın kanseridir! Asıl mesele budur!

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


+ 5 = 10

FpsAgency