Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Lalelerle gelenlere lalelerle güle güle
19 Nisan 2019
07:42
235 Kez Okundu

Mine Söğüt

Bu köşede altı yıl önce yazdığım ilk yazılardan birinin başlığı “Lalelerle geldiler”di.
O yazıda, İslami devrim sırasında İran’dan kaçıp ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelmiş Mitra adlı bir gençlik arkadaşımdan bahsediyordum.
Tayyip Erdoğan’ın yeni belediye başkanı olduğu günlerde, İstanbul’un her yerine laleler dikilmeye başlandığında İranlı arkadaşım paniğe kapılmıştı.
“Geliyorlar; buraya da geliyorlar. Biz anlamamıştık. Siz de anlamayacaksınız. İş işten geçtikten sonra fark edeceksiniz. Bunlar… İran’a da lalelerle gelmişlerdi” diye ağlamaya başlamıştı.
Sonraki uzun süreçte gerçekten iş işten geçti.
Ve biz anlamadık.
O, ülkesinde yaşananlarla bizim ülkemizde yaşanmakta olanlar arasında bağ kurduğunda biz henüz 20’li yaşlarımızın başlarındaydık.
Doğup büyüdüğümüz şehrin biz yaşlanırken artık bambaşka bir şehre dönüşmüş olacağını…
Parçası olmaktan kıvanç duyduğumuz evrensel ve çağdaş kültürün ayaklar altına alınacağını…
Hayallerimizin ve korkularımızın hesap edilemez bir baskının altında bambaşka hayallere ve korkularla yer değiştireceğini…
Şehrin, ülkenin ve insanın bu kadar hırpalanacağını…
O lalelere bakıp da gerçekten hiç düşünememiştik.
“Mitra ‘Buraya da geliyorlar… Lalelerle geliyorlar’ diye ağladığında… 
İran’da yaşananlarla Türkiye’de o sırada yaşanmakta olanlar arasında bağ kurabilen kıymetli insanlar henüz korkunç suikastlarla öldürülmemişti. 
Onların faydalı akılları tehlikeli ve akıldışı tariflerle kötülenmemişti. 
Laiklik kelimesinin bir gün, aydın sandığımız insanların dilinde bile bir küfre dönüşebileceğini bilmiyorduk. 
Lale ve Allah kelimelerinin ebcet değerinin aynı olduğunu da bilmiyorduk. 
Devrimden hemen sonra İran bayrağındaki aslan ve güneş amblemlerinin kaldırılıp yerine sembolik bir lale figürü şeklinde Allah yazısı koyulduğunu da bilmiyorduk. 
Mitra, sadece çok ama çok üzgündü, onu biliyorduk. 
Ve üzüntüsünü gençliğin melankolisiyle, lalelerde şiirleştiriyor sanıyorduk” dedikten sonra cümleyi “Haklıymış. Evet, lalelerle… gerçekten lalelerle gelmişler” diye bitirdiğimde takvimler 2013 yılının mayıs ayını gösteriyordu.
Sonrası malum, ötesi ayaklarımızın dibinde dev bir uçurum.
Tam uçurumun kenarına gelmişken yerel seçimlerde alınan şu muhteşem sonuçlarla artık biliyoruz ki şehir, ülke ve zihinler bundan sonra sadece İslamın sembolü olan o güzel çiçeklerle, rengârenk lalelerle donatılmayacak.
Bu iklimde yaşayan, yaşayabilen ne kadar farklı çiçek varsa hepsi kendisine bu şehirde, bu ülkede ve zihinlerde yer bulabilecek.
İktidarın bu ülkeye verdiği zararı onarmak, devralınan enkazın altından kalkmak, omuzlara yüklenen sorumlulukların üstesinden gelmek öyle çok kolay bir iş değil.
Ama olmayacak iş de değil.
Şu geride kalan çeyrek asırda…
Bu ülkenin çağdaş insanları yeterince sahip çıkamadıkları evrensel değerleri yitirmenin bedeli ağır deneyimini fazlasıyla yaşadılar.
Bu ülkenin muhafazakâr insanları muhafazakârlıklarının iktidar tarafından nasıl suiistimal edildiğini anladılar.
Ve en önemlisi yoksul insanlar yoksulluklarının nasıl sömürüldüğüne uyandılar.
O yüzden nihayetinde hep birlikte…
Bir zamanlar lalelerle gelenlere şimdi yine lalelerle güle güle.

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Lalelerle gelenlere lalelerle güle güle" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    Özgürce

    Kasap vitrininde asılı kuzuların kıçına maydanoz demeti sokarlar. Aslında oraya lale konulması gelenektir ama, lale her devirde olmadığı için vaziyeti maydanoz ile idare ederler. Oraya takılı lalenin argo ismi göt lale’sidir. Hani diyorum ortalıkta bu kadar lale varken bari ziyan olmasın!..

Cevap Yazın


5 × 3 =

FpsAgency