Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Binali Yıldırım Mazbatayı Almış İhale Dağıtıyordu!
16 Nisan 2019
00:06
89 Kez Okundu

B. Çolak

Türk siyasetinin tek gündem maddesi var o da İstanbul’daki seçim sonuçları.

Bir türlü açıklanamıyor. Açıklanamadığı gibi akıl almaz olaylar yaşanıyor.

Sokaktaki vatandaş, çarşıdaki esnaf, okuldaki öğrenci tek bir soru soruyor: “İstanbul’da ne olacak?”

Aslında sorulması gereken çok daha kritik sorular var ve bu soruları sorması gerekenler hâlâ hedef saptırıyor.

31 Mart gecesi ne oldu?

Daha önce de ifade ettim, ısrarla ifade etmeye de devam edeceğim.

Eğer o gece, Ankara ve İstanbul’da sandıklara bu kadar iyi sahip çıkılmasaydı, Anadolu Ajansı’nın verileriyle seçim tamamlanacaktı!

Binali Yıldırım ve Tayyip Erdoğan’ın “seçimi kazandık” açıklaması ve balkon konuşmalarıyla gece kapanacaktı.

Ancak işler hesap edildiğinden çok farklı cereyan etti.

***

Seçimlerin üzerinden 16 gün geçti.

O gece sandıkların tamamını açılmış gösterip, oyu iktidara veren AA hakkında tek bir soruşturma açılmadı.

Bu, akıl almaz bir uygulamadır.

Hukuku temsil eden makamlar nerededir?

Devleti temsil eden makamlar nerededir?

Vatandaşın iradesini gasp ederek, belediyeyi istediklerine vermeye çalışanlar nerededir?

Maltepe aşağı, Büyükçekmece yukarı!

Bırakın arkadaşlar bu ayakları, açık ve net olacaksınız.

Biz bu işi kıvıramadık ve açığa çıktık diyeceksiniz.

Türk demokrasisine darbe üzerine darbe indirdiğiniz yetmemiş olacak ki, hukuku da buna alet ediyorsunuz.

“Kul hakkı” dinimizin temeli ve sizler de sıklıkla kullanıyorsunuz.

O zaman samimi olun, kul hakkı yemeyin, başkasının hakkını gasp etmeyin.

Sorumlular hesap verecek, vermek zorunda!

***

İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na ayrı bir parantez açmak gerekiyor.

Çünkü çok sistematik bir şekilde oylarına sahip çıktı. CHP’de daha önce görülmeyen bir uygulamayı gerçekleştirdi.

Yaptığım araştırmalar sonucunda İmamoğlu’nun oylar konusunda ciddi bir operasyon merkezi kurduğu bilgisine ulaştım.

Seyrantepe’de oluşturulan çağrı merkezi sayesinde, seçimlerden önce İmamoğlu’na destek vermek isteyen binlerce “gönüllü” ile tek tek konuşuldu.

İmamoğlu’nun sosyal medya hesaplarına yapılan “gönüllü olmak istiyorum” başvuruların tamamına geri dönüş yapıldı.

Gönüllülerle süreçte alabilecekleri roller üzerine görüşmeler yapıldı. Tam da bu noktada sandıklara çok önem verildi.

Örneğin bir sandıkta CHP ve İYİ Parti’nin sandık görevlileri var. Ayrıca gönüllülerden de bir ekip oluşturuldu. İkinci ve üçüncü görevli olarak sandıklara sahip çıktılar. Sandık görevlisinin işinin çıkması, hastalanması gibi durumlarda ikinci kişi (gönüllü), o da yoksa üçüncü kişi (gönüllü) devreye girerek oy sayımlarını takip etti.

Bu takipler, seçim gecesi Seyrantepe’de kurulan İmamoğlu’nun merkezine anbean iletilip sistemlere işlendi.

Bu sayede İmamoğlu, o gece kürsüye çıkıp rakamlar vererek güçlü bir konuşma yaptı.

İmamoğlu’nun bu çıkışı sonrasında derin bir sessizlik oluştu. AA veri akışını kesti, iktidar psikolojik üstünlüğünü kaybetti.

Sonrasında yaşananlar malum.

***

31 Mart’tan yola çıkarak Başkanlık referandumunun yapıldığı seçimlerle ilgili de derin şüpheler oluşuyor. Sonuçlar alel acele açıklanırken, “atı alan Üsküdar’ı geçti” yorumları yapıldı.

Acaba İmamoğlu’nun sistemi o günlerde tüm Türkiye’de uygulanıyor ve muhalefet daha örgütlü olsaydı sonuçlar ne olurdu?

İnsan, düşünmeden edemiyor!

Yeniçağ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


5 × = 35

FpsAgency