Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Mektuplara kıymayın efendiler
13 Nisan 2019
00:18
37 Kez Okundu

yselim

İletişim teknolojisinin gelişimi ile beraber “ucu yakılan” el yazılı mektuplar tarihe karışmak üzere. Benim gibi mektup konusunda direnenlerin sayısı her şeye rağmen hiç de az değil. El yazısının insan karakterini yansıttığına dair iddialara kısmen katılıyorum. Mektupların yaşaması için fırsat buldukça hatırlatmalarda bulunmayı da görev sayıyorum. Okurlarımızda bu konuda beni yalnız bırakmıyor. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden çok ilginç mektuplar geliyor. Askerlerden, öğretmenlerden, öğrencilerden… Ve bir de cezaevlerinden…

Malumunuz cezaevlerinde bilgisayar, internet yok. Hafta da bir 10 dk. telefon hakkı var tutuklu ve hükümlülerin. Bu da idareye önceden bildirilen numaralar aranabiliyor. Çoğu zaman aile bireyleri ile kısa ses duyma, hasret giderme, sağlık bilgisi ile doluyor. Maphusda vakit geçirmek zor iştir. Okumanın yanında yazmak rahatlatır tutukluyu. Savunmasını hazırlamanın yanında, yaşadıklarını yetkili, etkili kişilere duyurma gayreti ile yazılan mektuplarda anayasal ve insani haktır. Cezaevlerinin görevlerinden birisi de gelen-giden mektupları okuyup, kontrol etmektir. Eyvallah… Lakin bazı cezaevlerinde keyfi olarak tutuklu ve hükümlülerin yazdığı mektuplara el konularak sahiplerine ulaşımı engelleniyor. İçerisinde suç unsuru olmadığı gibi henüz kesinleşmemiş hükümler ve iddialara karşı savunmalarını yapan tutuklular bazen de yaşadıkları haksızlıklara karşı ruh hallerini yansıtmaya çalışırlar. Benzeri binlerce mektupları arşivimde saklıyorum. Fakat avukatlar ve ailelerden öğrendiğim kadarı ile bazı cezaevlerinden yazılan mektuplar aylardır ulaşamıyor. Araştırmalarımızın sonunda yönetim tarafından el konup, yollanmadığını tesbit ettik. Örneğin Silivri, Sincan, Çanakkale, Bolu gibi cezaevleri… Dahası Sincan ve Silivri’de 6-7 farklı cezaevi var. Bazılarında kısıtlama yok. Bazılarında var… Hüküm kesinleşmeden her kişi masumdur. Hukukun ana kuralıdır… Hele de “at izi, it izine” karıştığı bazı davalarda masum binlerce insan var.

Canım memleketimin başkanı, bakanı bile kandırılıyor da gencecik insanlar aldanmaz mı? Özellikle 15 Temmuz kalkışması esnasında “terör olaylarına müdahale” yalanı ile harekete geçen genç askerlerin durumu içler acısı… Yıllarca terörle mücadele için dağlarda mücadele veren askeri personelin önemli bölümü darbe girişiminden habersiz terör saldırısını önlemek amacıyla emir ile harekete geçtiği için “darbeci yaftası” ile yargılanıyor. Haksız tutukluluk halleri sürüyor. Yaşadıkları haksızlıkları dile getirmek amacıyla, seslerini duyurmak için İYİ Partili Prof. Dr. Ümit Özdağ‘a, Ergenekon kumpasından 5 yıl hapis yatmış CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi‘ye, bu konularda hassasiyet sergileyen benim gibi bir kaç gazeteciye yazılan mektuplara el konulması hukuki olmadığı gibi ahlaki de olamaz. Adalet Bakanlığı’nın bu konuda cezaevlerine bir genelge yazarak “suç unsuru olmayan, şifre içermeyen mektuplar” konusunda hassasiyet gösterilmesini sağlamalıdır. Lütfen; mektuplara kıymayın efendiler!..

İzmir ve Denizli’de imza günleri…

Seçimler bitti. Tartışmaları sürüyor. Ayar önceden planlanan kitap fuarları devam ediyor. İzmir’de yıllardır yapılan TÜYAP Kitap fuarına büyük ilgi var. 13 Nisan Cumartesi günü saat 14.00 den itibaren Tekin Yayınevi standında okuyucularımızla buluşacağız.

14 Nisan Pazar günü ise Denizli’de ki kitap fuarında yine saat 14.00 den itibaren “Fetullaha Selam-Kumpasa Devam” adlı yeni kitabımızı imzalayacağız. İzmir ve Denizli’deki dost ve okuyucularımızla buluşma fırsatı doğal olarak heyecanlandırıyor. Bu güzel duyguya ortak arıyoruz. Vakti ve imkanı olanları bekleriz efendim…

Yeniçağ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


8 × = 64

FpsAgency