Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Soğan yakında karneyle
14 Şubat 2019
07:33
74 Kez Okundu

Yazgülü Aldoğan

Telefonu açtım, kısık bir ses “Dikkatli ol, bir teröristle konuşuyorsun” dedi. Sesi değişse de şivesinden tanıyorum. Antalyalı bir dost. Sebze üreticisi! “Ne haber dedim, nasılmış terörist olmak? Yıllardır içerideki gazetecilere, köşe yazarlarına onlar gazeteci” değil, “terörist dedi. İnandınız. Bugün de siz terörist oldunuz.” Gülüyorum ama o alınmış belli. Hep anlatır, seradaki domates fideleri donmasın diye geceleri sobaya odun atmak için beklediği kadar oğlunun üstünü örtmemiştir kışın. Önce İsrail tohumuna mahkûm ettiler. Sonra ithal gübre. Rus uçağını düşürüp hava bastılar. Bütün domatesler elde kaldı. Yıllarca komünist diye düşman bildiğimiz komşu, domates, portakalımızı alsın diye adak adadık! Onu da ne afra tafrayla alıyor. Yok üstünde ilaç kalıntısı var, yok sinek konmuş. Küresel ısınma bizi de vurdu. Dağ taş beton. Filmlerde gördüğümüz hortum, sel, afet artık bir Antalya klasiği. Arabayı alıyor, dereye atıyor. Bak hâlâ bulunamadı gencecik kızın cesedi. Sera da nasibini alıyor afetten.
Ya başka yerde? Hava önce ısındı, sonra sel bastı, soğan çürüdü. Kalanı çürümesin diye depoya kaldırdılar, gece yarısı polis bastı. Hepsi stokçu yerine konuldu! Köyde okul yok, taşımalı eğitimi kaldırdılar, yatılı okula göndersen çocukların başına neler geliyor; ya istismar, ya yangın. Köylü kasabaya taşındı, tarım hikâye oldu. Hayvan otlatacak çoban kalmadı. Elde kalanı kestiremiyor besici, ithal et yığılı her yer. Üç ay sonraya kesim günü veriyorlarmış. Üç ay neyle besleyecek o hayvanı, elinde para kalmamış. Bunları yazınca olduk mu biz de terörist? Türkiye, hapisteki gazeteci sayısının en yüksek olduğu ülke. Ya benim gibi girmeyip de hapis cezası almış olanlar? Yazı çiziye ne gerek var, otur evinde, seyret dizini, çekirdeğini çıtlat, Reis’e oyunu at. Televizyon seyredince de her dakika karşımızda. Geçen gün baktım elinde bir kutu, “Bu Rize çayı” diye bağırıyor. Ne olmuş çaya? Bütün seçmenlerin adresleri alınıp, evlerine gidilip o çaydan verilecekmiş. Kendi teşkilatına anlatıyormuş meğer, bize niye gösteriyorlar? “Sonra” diyor, “yanında bir de torba veriyoruz, kenevirden yapılmış market torbası.” Herhalde gençler caps yaptı dedim, gerçekmiş. Şener Şen patlama yapıyor internette. Vapurda jilet satıyor, sokakta soğan, domates. Aynısı bugün bizim Reis!

Ülkeye komünizm geldi!
Soğan üreticisi deposunu zabıta bastığında söylemişti: “Sel altında kaldı, hastalık bastı. Elimizdeki bütün soğan bu. Piyasaya yavaş yavaş veriyoruz, yoksa biter.” Soğanın fiyatı fırladı haliyle. Tencere yemeği soğansız olmaz. Vatandaş et koyamıyor bari soğan koyacak, homurtu arttı. Seçim öncesi sıkıntı tabii. Bizim oradaki markette patates, soğan fiyatı düşürülmüş. Lokantacı geliyor, iki çuval ver diyormuş. Yok öyle. İki kilo ancak. O da mahallenin veletlerini örgütlemiş, sırayla gelip alıyorlar! Tanzim satış çadırlarını dolaştım. Glasnost öncesi Rusya, SSCB’de iken Moskova’da görmüştüm aynı manzarayı. Yaşlı, yorgun, küskün, omuzları çökük kadınlar, erkekler. Ayaklarını ve pazar çantalarını sürükleyerek iki kilo soğan, lahana almak için kuyrukta bekliyor. İki de yancı koymuşlar, gaz veriyor: “Esnafın da burnu sürtecek böylece, iyi oldu, görsünler günlerini!
1 Nisan’dan sonra kimin burnu sürtecek merak ediyorum. Bu zararına satışlar seçime kadar devam eder. O da AKP’li belediyelerin birkaç büyükşehirde seçim kıyağı olarak. Halk bunu görebiliyor mu? Yandaş medyadaki “overdoseErdoğan güzellemesinden ambale olmuş vaziyette. Ne söylesen inanıyor. Ama… Üretici kızgın. Yanlış tarım politikalarıyla getirildiği darboğazdan bir de sorumlu tutulup terörist ilan edilmesine fena kızgın. Nisan Bir şakasını kim yapacak, onu da göreceğiz. Ah bir de muhalefet adam olsaydı!

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


× 3 = 3

FpsAgency