Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
KEŞKE OLMASAYDI…
12 Şubat 2019
19:48
52 Kez Okundu

Noyan Umruk

*Rahmetli Şükrü Server AYA’nın aziz anısına…

Evet, keşke olmasaydı… Asırlarca birlikte, birbirlerini onurlandırarak yaşayan imparatorluğun “iki milleti” keşke birbirlerine kırdırılmasaydı…

Keşke, Galiçya’da, Yemen’de, Sarıkamış’ta, Çanakkale’de savaşmak durumunda olan bir ülke sırtından vurulmak endişesiyle “Millet-i Sadıkası” ile karşı karşıya getirilmeseydi.

O zaman Ermenistan’ın ilk başbakanı Kaçaznuni gibi ciddi devlet adamı 1923 Taşnak Kongresinde “Denizden denize Ermenistan hayaliyle ayaklandık… Olayların sebebi bizdik, aldatıldık… Başımıza ne geldiyse emperyalistlerin emellerine hizmet etmekten geldi… Yüzlerce yıl birlikte yaşadık; şimdi Türklere bakacak yüzümüz kalmadı…” demek zorunda kalmazdı…

Madalyonun Arka Yüzü…

Madalyanın ön yüzü zaten dünya âlemin dilinde… Madalyonun arka yüzünü ise nesnel biçimde Mehmet Perincek’in Rus arşivlerinde yıllarca yaptığı çalışmalar ortaya koyuyor:

Taşnaksutyun Partisi’nin Dışişleri Bürosu Başkanı Zavriyev’in Çarlık Rusyası’nın Londra ve Paris büyükelçilerine 1915 yılında gönderdiği mektup, Birinci Dünya Savaşı’nda Ermenilerin oynadığı rolü gözler önüne seriyor:

” Savaşın ilk günlerinden beri Rusya Ermenileri, Rusya’da ve Türkiye’de savaşa katılmayı beklemektedir. Bu durum savaşın sonunda Ermeni meselesinin yeniden gündeme alınması ve kesin şekilde çözülmesi umudunu doğurmaktadır. Bu sebeple Ermeniler, yaklaşan olaylara katılmaktan geri duramaz, bundan ötürü savaşta en hararetli biçimde yerini almalıdır.”

Çarlık hükümetinin arşivinde de yer alan bu mektubun içeriğini destekleyen başka bir Taşnak belgesi de siyaset adamı ve tarihçi Boryan’ın kişisel arşivinde bulunmaktadır. 1915 Şubatında Tiflis’teki Ermenistan Milli Kongresi’nde Taşnaksutyun Partisi’nin askeri kanat temsilcisinin yaptığı konuşmayı içeren belge, bu bakımdan çarpıcıdır:

“Bilindiği gibi, Rus hükümeti savaşın başında Türk Ermenilerini silahlandırmak ve savaş sırasında ülke içinde ayaklanmaya hazırlamak amacıyla 242. 900 ruble verdi. Gönüllü birliklerimiz Türk ordusunun savunma hattını yarıp,içerideki ayaklananlarla birleşerek cephe ve cephe gerisinde anarşi yaratmak ve bununla birlikte Rus ordularının geçişini ve Türk Ermenistanı’nı ele geçirmesini sağlamak zorunda…”

Ermenistan Devlet Arşivi’nde f. 67, d. 1769, y. 25 numaralarıyla kayıtlı raporda ise, işgal altındaki Kars Ermeni Valisince merkeze gönderilmiş. Ermeni Vali, bölgedeki Türk ve Kürt nüfusun imha edilmesi ve mallarının yağmalanmasıyla ilgili bilgiler veriyor. Raporda, köylerin işgalinden sonra köyün bütün zenginliğine el koyma işini, resmî olarak denetim altına alamadıkları için yakınılıyor:”Türklerden ve Kürtlerden oluşan bölge gerçekten bir hazine gibi. Ama ne yazık ki biz burayı tam olarak kontrol edemiyoruz.”

Aynı doğrultuda bir başka rapor, bir Taşnak yetkilisinin, 21 Haziran 1920 günü Taşnak hükümetinin başı A. Ogancanyan’a yazdığı rapor, Ermenistan Devlet Arşivi’nde f. 65, d. 116, y. 96 numaralarıyla kayıtlı. Raporda, şu satırlar dikkati çekiyor:

“Zangi-Bassar tarafımızdan işgal edildi. Bu ülke öyle zengin ki, bizim borçlarımızı birkaç defa kapatacak durumda. İki gündür burada görülmemiş bir yağma gerçekleşti. Buğdayları, arpaları, pirinçleri, semaverleri, halıları, paraları ve altınları topladılar. Maliye Bakanlığı, iki görevlisini, yanlarında örgütlü bir güç olmadan buraya ancak dün gönderebildi. Devasa bir zenginlik ellerimizden gidiyor…”

Peki bu işler nasıl bir yöntemle yapılıyor:

Ermeni Sovyet tarihçisi A. A. Lalayan’ın önce 1936 yılında Revolyutsionnıy Vostok dergisinin 2-3. sayısında, daha sonra 1938 yılında SSCB Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü’nün yayın organı İstroriçeskie Zapiski dergisinin 2. sayısında bir Taşnak subayının yazdığı rapora bakalım:
“Basar-Geçar’daki Türk nüfusu ayırt etmeden imha ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya… En etkili yol, çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp kuyuların içine tıkmak ve yukarıdan ağır kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptım. Bütün erkekleri, kadınları ve çocukları topladım, Attırdığım kuyularda kayalarla ezerek hayatlarına son verdim.”

Çökmekte olan biçare bir imparatorluğun ülkesini savunmaya çalışması başka… Kızılderililerinin köküne kibrit suyu ekerek, geride kalanlarını rezervasyonlarda toplamak başka…

24 Nisan yaklaşıyor ya, T.C. vatandaşı Ermeni yurttaşlarımız yanında en az 50-60.000 Ermenistan vatandaşının Türkiye’ de yaşamlarını huzur içinde sürdürmesiyle iki halkın yakınlaşmasına rağmen, geçmişteki acıların artık körüklenmemesi gereken ateşini bu kez de K.Afrika yağmacısı, Cezayir, Ruanda işgalcisi,1915’lerde Ermeni isyancılara Fransız askeri üniforması giydiren atalarının ruhlarını şad ederek Macron körüklemeye başladı… Sarı yeleklilerden yemekte olduğu dayağa karşı Macron, hiç bir yargı kararına dayanmayan bir sözde Ermeni soykırım yalanına sarılarak iktidarını korumak için “show” yapmakta…

Oysa AİHM’nin üç ayrı kararından sonra, artık bir devlet adamı, hiçbir şekilde Ermeni Soykırımı’ndan söz edemez. Macron, AİHM 2. Dairesinin anılan yargılamadaki 17 Aralık 2013 günlü kararını ve AİHM Büyük Dairesinin 15 Ekim 2015 günlü kararını ve Yine AİHM’nin Ali Mercan, Ethem Kayalı, Hasan Kemahlı ile İsviçre Devleti arasındaki davada aldığı 28 Kasım 2017 tarihli kararı da okumalıdır. AİHM kararlarında, cumhurbaşkanlarının, parlamentoların ve hükümetlerin soykırım konusunda hüküm vermeye yetkili olmadığı belirtiliyor.

AİHM’nin kararlarından sonra 25 Ağustos 2016 tarihinde İsviçre Federal Mahkemesi de, Perinçek hakkında Lozan Sulh Ceza Mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararını kaldırmıştır. Kaldırılan kararın gerekçesinde soykırıma ancak yetkili Türk mahkemesinin ve yetkili Uluslararası Ceza Mahkemesinin hükmedebileceği belirtilmiştir. Fransa Anayasa Konseyi, Fransız Parlamentosu tarafından 2012 Ocak ayında kabul edilen, Ermeni soykırımını inkar edenlerin cezalandırılmasına ilişkin kanunu anayasaya ve düşünceyi ifade özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmişti. Fransa Meclisi de, Cumhurbaşkanı Hollande’ın talimatıyla hazırlanan yasa tasarısını hukuki temeli olmadığı gerekçesiyle 3 Aralık 2015 günü oturumunda alt komisyona geri göndermişti.

Ne dersiniz? Onu, haklı mücadelelerini sürdüren Sarı Yeleklilere havale etmek en iyisi galiba…

Dr. Noyan UMRUK

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


2 × = 10

FpsAgency