Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Hal ve gidiş dersleri
12 Şubat 2019
07:40
127 Kez Okundu

ozince

İnsanlığa yakışmaz, bencil bir atasözü var: “Her koyun kendi bacağından asılır!” B u atasözüne karşı kaç kez “Hayır efendim bütün koyunlar benim bacağımdan asılır!” diye yazmışımdır. Çünkü taa 1955 yılında Dostoyevski’nin “Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur” dediğini Jean-Paul Sartre’ı okurken öğrenmiştim. Bizim kuşağımızın yazar ve sanatçıları kendilerini herkes karşısında her şeyden sorumlu hissetmişlerdir. Bu nedenle bizler, “yetkisi sınırsız” ama “sorumluluk bilincinden yoksun” AK P’nin akıl ve etiğini uygar insana yakıştırmayız. Düşünün ki bu ülkede 16-17 yıldır başbakan ve cumhurbaşkanı olan, yetkisi sınırsız bir siyaset adamı, hal ve gidişine bakarsak, hiçbir felaketin, olumsuzluğun sorumlusu değil. Kartal’da yıkılan sekiz katlı binanın sorumluları ise temel ve kolonları kemiren pireler, bitler ve karıncalar!

***

10 Şubat 2019 tarihli Cumhuriyet’te yıllardır atama bekleyen, hayvansever bir öğretmenin intihar ettiğini okudum:
“Çorum’da, atama bekleyen İngilizce öğretmeni Halil Mustafa Bozkurt (32) bağ evinde kendisini tavana iple asarak yaşamına son verdi. Önceki gün Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un da katıldığı törenle 20 bin sözleşmeli öğretmenin ataması yapılmıştı. Çorum’da Halk Eğitim Merkezi’nde İngilizce öğretmenliği yapan Halil Mustafa Bozkurt’tan haber alamayan arkadaşları, öğretmenin bazı günler dinlenmek için gittiği Çomar Barajı yakınlarındaki bağ evine bakmaya karar verdi. Eve giden arkadaşları Halil Mustafa Bozkurt’u tavana iple asılı halde buldu. Olay yerine giden sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde genç öğretmenin hayatını kaybettiği belirlendi. Jandarmanın evde yaptığı incelemede ise ‘Köpeklerime iyi bakın’ yazılı not bulundu.”

***

H. M. Bozkurt 32 yaşında olduğuna göre bütün öğrenimini AK P iktidarı döneminde yapmış.
Diyelim ki 1960 yılında, bir Eğitim Enstitüsü’nden ya da Yüksek Öğretmen Okulu’ndan mezun olsaydı, diploma almasının üzerinden bir ay geçmeden bir ortaokul ya da bir liseye ataması yapılır; 32 yaşına geldiğinde 8-9 yıllık kadrolu öğretmen olurdu. Tersi mümkün değil. Çünkü, o zamanlar, öğretmen okullarına, ihtiyaç sayısına göre öğrenci alınırdı. Ciddi okullardı; göz külleyen diploma fabrikaları değildi.

***

Eğitim fakülteleri 1982 yılında 2547 sayılı kanunla kuruldu. Şu anda 89 adet eğitim fakültesi var. Bunlara bu yıl 45 bin 857 öğrenci kayıt yaptırmış. 2019 yılında eğitim fakültelerinde toplam 214 bin 608 öğrenci öğrenim görüyor. B unların dışında, ülkede, 2015-2016 verilerine göre 184 fen – edebiyat fakültesi ve 75 ilahiyat fakültesi var. Bunların mezunları da pedagojik formasyon alarak öğretmen olabiliyorlar. 2018 yılında toplam 75 tane ilahiyat fakültesi vardı. 2014’te kontenjanları 15 bin 670 iken 2015’te 15 bin 845’e yükseldi. Bunların neredeyse tamamı doldu. ÖSYM , KKT C, Kırgızistan, M akedonya’da bulunan ilahiyat bölümlerine de öğrenci alıyor. Y ükseköğretim Kurulu (YÖK) resmi web sitesindeki üniversiteler sayfasında yer alan bilgilere göre Türkiye’de 206 üniversite ve bunların belki de tamamında fen-edebiyat fakültesi var. Bu fabrikaların üretim bandından çıkan binlerce genç insanı düşünün. B u fakültelerden mezun olanların yüzde 10’unu bile her yıl atamak mümkün değil.
Bu “saldım çayıra Mevlam kayıra programı”nın sonuçlarının tek sorumlusu AK P ama ona oy verenlerin sorumluluğu AK P’den fazla.

***

“Hal ve Gidiş” benim ilkokul dönemimde (1943-1948) bir dersin adıydı. Şimdi buna “Davranış” da diyebiliriz. Bu dersten “Pekiyi” (5) al(a)mayanlar haylaz, kötü huylu, disiplinsiz, sorumluluk bilincinden yoksun sayılırdı.

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


+ 7 = 8

FpsAgency