Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtemel “Mümkün” ya da “Sırp hatırlatması”?!
11 Şubat 2019
15:08
480 Kez Okundu

hamahmut

“Alın aslan tutar, küçin sıçgan tutmaz”

“Al hile ile aslan tutulur, güç ile fare / sıçan tutulmaz.”
Atasözü
“Bir sürahi damla damla dolar!”
Buddha
“Her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur.”
Voltaire

DURUM
DEDİ Kİ: Abdullah Gül, 31 Mart sonrasında parti kurar mı?
DEDİM Kİ: Konjonktür her şeye müsait! Gül’ün parti kurup kurmaması değil mesele, Erdoğan’ı yüzde 50′nin altına çekmeye çalışıyorlar.
DEDİ Kİ: Nasıl?
DEDİM Kİ: Akit okur’unun anlayacağı şekilde tane tane söyleyeyim: 31 Mart yerel seçimleri de aslında bir başka genel seçim! Üç büyük şehir’den ziyade, il genel meclis oy oranı çerçevesi’nde Ak Parti’nin oy’u düşer ise Erdoğan’ın meşruiyeti sorgulanır! Kaldı ki, Ak Parti’nin oy’u düşüş’te.
DEDİ Kİ: Neye göre sorgulanır?
DEDİM Kİ: Muhallebi yerken kırılan diş’e göre sorgulanır! “Acem harp” sözü kapsamında kellesi yerine yapışık olan’a, “Acem yaptırımlar” taban’dan tavan’a doğru hatırlatması kapsamında, 31 Mart sonrası için düşülmüş “ölümcül not” var. Yani, Venezule’da ne yaşandı ise “kelebek etkisi” kapsamında benzerinin Türkiye’de yaşanması muhtemel / mümkün! Eksen’i kaydıran Erdoğan, Batı ile sorun yaşıyor! Maduro’ye ne dediler ise Erdoğan’a da benzeri söyleyip sandık’ı işaret edebilirler.
DEDİ Kİ: Ederler mi?
DEDİM Kİ: Bilemem. Onu Bahçeli’ye sormak lazım! 7 Haziran seçim’lerinden bu yana Bahçeli, “Pilot bot” ya da Ak Parti’nin kılavuz kaptanı! O ne derse, Erdoğan o yöne sürükleniyor, ülkeyi de peşinden sürüklüyor.
DEDİ Kİ: Yani?!
DEDİM Kİ: Bahçeli de bir başka değişken. Erdoğan’ın meşruiyeti sorgulanmaya başlanacak ise çok değişkenli tablo ortada! Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Kaldı ki, BOP’ta, bir anda ülkeyi seçim’e götürüp, 3 Kasım 2002 süreç’ini  inşa eden, perde önündeki oyuncu da o.
DEDİ Kİ: Gül?
DEDİM Kİ: Gül’ün danışmanı Ahmet Sever’i de terör soruşturması üzerinden “nitelikli gözetim altına” aldılar! Gül’ün, 2007′deki Cumhurbaşkanlığı adaylığını verdiği davet’le forse eden Erdem’i de. Gempa’nın CEO’su şimdi tutuklu! Amcasının yerine yeğeni FETÖ’den içeride ama tehdit’i doğru okumak elzem. 31 Mart takvim’i kapsamında, kayan eksen’e seyirci kalan sermaye’ye sert hatırlatma yapılıyor. Davutoğlu’nun parti kurmasından ziyade, istenildiği an TBMM’de grup kurabilecek çoğunluğa sahip’ler. Kaldı ki, SP, AKP içindeki oy’unu ya da vekil’lerini geri çağırabilir. 31 Mart Konjonktür’ü bu!
DEDİ Kİ: Ne olur?
DEDİM Kİ: Matematiksel işlem yaparken, taraf tutmazsın, işlem sonucu ne ise onu yazarsın, aktarırsın. Naçizane yol belli, yön belli. Erdoğan ile Gül arasındaki ayrışmada yaşananlar böyle! Gökçek, yeni Londra’yı temsil ediyor. Gül ise eski Londra’yı! Yenisi ile eskisi arasında İsrail / İran farkı var! Erdoğan ise yol’un ortasındaki, geçişi engelleyen enkaz’ı ya da bariyer’i. Tutulamayacak sözler verip ülkenin içini dışına çıkartanlar kimler?! Bu sebepten, “Acem harp” alacaklısı olan adres, BOP’un “Siyam ikizleri”ne “Sırp hatırlatması” yapıyor! “Yugoslavya’da ne yaşandı ise Türkiye’de de benzeri yaşanır” dipnot’u var! Bu bağlamda, ya NATO’dan çıkılacak ya da NATO’yla birlikte yürünecek! 31 Mart takvim’i bu kapsamda keskin yol ayrımına işaret ediyor! Şimdiye kadar yapılan “kayıkçı kavgası”na gönderme var, “The end” notuyla. 1 Nisan sonrası ateşten gömlek. BOP’ta yaşadıklarımız birer “istihbari şaka” ise final’deki güldürmeyen “eşek şakası” ortada!
Nokta.

OKUR SORUSU
Habip EROĞLU‏ @HabipEROGLU1
İlker Başbuğ: Kozmik Oda’yı bugün olsa yine açardım Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ‘Biz Kozmik Oda’yı açmasaydık, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu suikastlarının arkasında TSK var denecekti’ sözleriyle bugün de olsa Kozmik Oda’yı açacağını söyledi.
https://twitter.com/solhaberportali/status/1094838163913224193?s=19 …
??
(…)
Yorum şu:
Dönemin, Fenerbahçeli, Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un beyanı çok net!
“TSK’ya, BOP kapsamında yapılan bir saldırı vardı” diyor.
“Yalnız bırakıldık!” diye ekliyor.
“Kozmik oda’yı açmaysaydık, bu defa da suikast’leri üzerimize yıkacaklardı” diye mevcut durum’u özetliyor.
Yani?!
Asker, yapması gerekeni yapmış.
“Verilemeyecek hesabımız yok” demiş!
MİT Müsteşarı’nı (Hakan Fidan) almaya geldiklerinde yaptıkları gibi mermi’yi ağız’a verip, “Giremezsin” dememiş.
Yani?!
“MİT’in kapısından giremezsin ama TSK’nın her yerine girersin!” diyenlere, buna cevaz (onay, izin) verenlere ince bir gönderme var.
Nüans?!
BOP’ta darbe’lerin en tehlikelisi olan “istihbari darbe” yapıldı ise cevap’ını arayan basit soru:
Merkez Medya bu süreç’i neden kenar’dan seyretmiş?
İstihbarat niye izin vermiş?!
Başka?!
Fatih Çekirge gibi “güvende değiliz” diye “isyan” edenler, niye o dönemde ordu’suna sahip çıkmamış?!
Başta MHP, Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu vb olmak üzere siyasi partiler niçin sokağa çıkıp bunu protesto etmemiş, halkı uyandırmamış?!
Erdoğan, Gül, Gökçek?!
Aziz Yıldırım’ın, Nihat Özdemir’in Fenerbahçesi niye kumpas’a, kozmik oda’ya baskın’a seyirci kalmış?!
Zeynel Abidin Erdem niye gazetelere tam sayfa ilan döşenmemiş?!
Vs.
Sözün özü:
BOP’un ‘renkli demokrasi oyunu’nda, asker, post modern savaş’ın ruhuna uygun konuşlanmış, oynamış.
Ateş’le bir kez daha sınanmış.
“Çanakkale geçilmez!”
Şimdi sıra, TSK ateş’le sınanırken, öküz’ün tren’e baktığı gibi bakanlara gelmiş.
Yani?!
İşinde gücünde olan tayfa’da sıra!
Şimdi onların kozmik oda’larını yokluyorlar, anlayan anladı!
Netice:
Erdoğan’la hesap’laşmalarını, TSK üzerinden görmeye çalışanlara verilmiş, bir başka zarif cevap var.
Konu Gülen ise FETÖ ise 2010′da ne yaşandı, sır değil!
Ezcümle:
Bumerang.
Nokta.

NEDİR NE DEĞİLDİR
Enstantane 1:
Yunanistan Başbakanı Çipras’la Heybeliada Ruhban Okulu’nda bir gün
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47169889
(…)
Enstantane 3:
Mehmet Ali Güller: Yunanistan ve Bulgaristan’ın Türk Akımı rekabeti
http://www.yurdumacanfeda.com/tr/?p=68661
(…)
Enstantane 4:
Prof. İnalcık: Osmanlı devrinde Patrikhane’nin sınırlar ötesindeki Ortodokslar üzerinde hiçbir otoritesi yoktu, Ortodoks dünyasının temsilcisi değildi. Patrik, padişahın bir beratıyla tayin edilmiş bir din adamıydı.
Lozan’daki statüyü değiştirme yolunda oldubittiler var. Türkiye açısından Patrikhane’nin statüsü Lozan’da belirlenmiştir. Kiliseler aralarında halledip gelse dahi biz Lozan’ı önlerine koymak durumundayız
http://www.milliyet.com.tr/2008/02/03/guncel/axgun03.html
(…)
Enstantane 5:
Patrikhane’nin fedaisi?!
https://www.alaturkaonline.com/tatli-sert/
(…)
Enstantane 6:
Kod adı: İntikam! ABD, İsrail ve Yunanistan tatbikatında düşman Türkiye! Türkiye’ye karşı yapılan tatbikat gün yüzüne çıktı. Doğu Akdeniz’de 2010 yılından itibaren yapılan tatbikatın ana fikri İsrail. Her şerrin başı olan İsrail ‘Nobel Dina’ adı verilen ve Tevrat’ta intikam manasında olan bu kodla tatbikatı Türkiye üzerinde uyguluyor. Tatbikatı İsrail, ABD, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ortak düzenliyor. Tatbikatın asıl amacı Türkiye’den gelecek herhangi bir tehlikenin yok edilmesi üzerine senaryolaştırılmış.
https://www.yeniakit.com.tr/haber/kod-adi-intikam-abd-israil-ve-yunanistan-tatbikatinda-dusman-turkiye-488379.html
(…)
Yorum şu:
Borç alan emir de alır ise Çipras’ın dilinin altındaki bakla ortada:
“Ya Acem Harp sözünü tutarsın ya da acem barzan delik’e yuvarlanırsın!”
Yani?!
Erdoğan, eksen’ler arasında çoklu baskı altında!
Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal.
Meteo: 28 Şubat.
Sözün özü:
Enerji bazlı devletler oyun’unda, bir başka “The End” mesaj’ı.
Nüans?!
Putin, enerji güvenliği kapsamında, durması gerektiği yerde!
Yani?!
Yaslanın arkaya bakalım, dayının durduğu yerde mi duruyor?!
Netice:
Son durak.
31 Mart sonrası kıyamet.
Erdoğan “Patrikhane’nin fedaisi” olmaya devam ediyor ise Erdoğan, 28 Şubat bağlamında Vatikan’ın dart tahtasında.
Nokta.

24
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-rusyadan-turkiyeye-kritik-ziyaret-41112643
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/iran-varsova-zirvesine-katilacak-ulkeleri-tehdit-etti-41112276
https://www.dw.com/tr/%C3%A7in-%C3%B6ld%C3%BC%C4%9F%C3%BC-a%C3%A7%C4%B1klanan-halk-ozan%C4%B1-heyitin-videosunu-yay%C4%B1nlad%C4%B1/a-47453255
https://www.dw.com/tr/faz-t%C3%BCrkiye-%C3%A7in-sermayesini-ka%C3%A7%C4%B1rmay%C4%B1-g%C3%B6ze-al%C4%B1yor/a-47453310
https://tr.sputniknews.com/ceyda_karan_eksen/201902081037588368-abd-turkiye-arasinda-guvenli-bolge-anlasmazliklar-suriye
https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201902101037584755-iran-ayetullah-hatemi-atom-bombasi
http://www.patronlardunyasi.com/haber/-Yerel-secim-ikinci-31-Mart-Vakasi-dir-dedi-tepki-geldi/216355
https://www.amerikaninsesi.com/a/amerikanin-afganistan-ozel-temsilcisi-turkiyeye-geliyor/4780668.html
https://www.medyaradar.com/cok-guzel-hareketler-2-start-aldi-reytinglerde-ne-yapti-haberi-2003910
https://odatv.com/yargitay-baskani-belli-oldu-11021952.html

ARŞİV’DEN KİTAP ÖZETİ
Kitabın adı: Fener – Rum Patrikhanesi’nin Ekümeniklik İddiası ve Heybeliada Ruhban Okulu Meselesi
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=132672
Yazarı: Prof. Dr. Sibel Özel
IQ Kültür Sanat Yayıncılık
1. baskı, Eylül 2011
232 sayfa
16 TL
(…)
Arka kapak tanıtım yazısı:
19. yüzyılda İstanbul Patrikhanesi, Yunanistan, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan kiliseleri üzerindeki kontrolünü kendi iradesi dışında kaybetmiştir. Balkan savaşlarından sonra Osmanlı ülkesinde yaşayan Rumların çoğu kültürel lider olarak İstanbul’u değil, Atina’yı görmektedir. Yunanistan’a kalan toprak parçası Balkan savaşlarının sonunda Patrikhanenin ruhani yetkisi içinde kalsa da Patrik fiiliyatta sadece İstanbul ve Anadolu’daki Ortodokslar üzerinde etkili olmuştur. Dolayısıyla “Patrikhane ekümeniklik fırsatını kaçırmış ancak Rum kilisesi olarak kalmıştır.”
“Fener Rum patrikhanesi ekümeniklik iddiasıyla bütün Ortodoksluğun merkezi olarak kabul edildiğinde patriğin ve metropolitlerin TC vatandaşı olma zorunluluğunun kaldırılması söz konusu olacaktır. Bu talep hem 1862 Rum Nizamatına hem de Türk Anayasa ve kanunlarına aykırıdır. Egemen bir devlette azınlık statüsünde bulunan bir kilisenin, bütün dünya Ortodokslarının lideri sıfatıyla hareket etmesi ve hukuk düzenini buna göre şekillendirerek ekstra territorial status talebi ne ulusal ne de uluslararası hukuka uygundur.”
“Azınlıkların din özgürlüğünün ve din adamı yetiştirme özgürlüğünün engellendiği savıyla konuyu gündemde tutan ve yabancı devlet adamlarından yardım isteyen Patrikhane Heybeliada ve Ruhban Okulu’nu kendisine bağlı uluslar arası teoloji okulu olarak açmak istemektedir. Dolayısıyla talep edilen statü azınlık okulu değil, yabancıların Patrikhanenin bünyesinde teoloji eğitimi aldığı uluslararası üniversitedir. Ancak bu üniversitenin YÖK’e bağlı olmaması istenmektedir. Türkiye’de bırakın Ortodoks azınlığı çoğunluğa dahi tanınmayan bu imtiyaz Patrikhanenin ekümeniklik iddiasının belkemiğini oluşturmaktadır.”
(…)
Sayfa 17:
Fener – Rum patrikhanesi “Bir Türk kurumu” olmasına rağmen, resmi, internet sitasini (www.patriarchate.org veya www.ec.patr.org) Türkçe olarak hazırlamamıştır. Sitede Yunanca, İngilizce ve İspanyolca dil seçenekleri vardır ancak Türkçe yoktur. Diğer tüm patrikhaneler bulundukları ülkenin resmi dilinde web sayfası hazırladığı halde, Fener – Rum Patrikhanesi Türkçe internet sitesi düzenlememekte, bu sitede İstanbul’un adı Constantinople olarak geçmekte ve ekümenik patrikhane sıfatı kullanılmaktadır.
(…)
Sayfa 23:
Tarihi gerçekler açıkça göstermektedir ki, İstanbul kilisesi bir havari tarafından kurulmadığı için apostolik (Hz İsa’nın havarileri tarafından kurulan kilise) değildir. İlginçtir ki, Ankara, Selanik, Efes, Antakya’nın Hıristiyanlık açısından mukaddes olma özellikleri vardır ancak İstanbul’un böyle bir özelliği yoktur.
(…)
Sayfa 72:
İmparatorluk sınırları dışında kalan kiliseler üzerinde de hiçbir yetkisi bulunmamaktadır. Özellikle Moskova kilisesinin durumu bu açından ilginçtir. Moskova Patrikhanesi, İstanbul’un ekümenikliğini kabul etmemektedir. Buna karşılık emperyal düşünceli İstanbul patrikleri bile Moskova Kilisesi’ni kontrol etmeyi hayal dahi etmemişlerdir.
(…)
Sayfa 77:
Atatürk’ün Büyük Nutuk’unun başlangıcı da Patrikhane’nin tutumunu açıkça ortaya koymaktadır. (Nutuk 1, 1927, İstanbul 2006, sf 23 – 24)
(…)
Sayfa 84:
22 Ocak 1923’de Bursa’da, Şark Sineması’nda halka yaptığı konuşmada Atatürk, “Patrikhane’nin siyasi meselelerle iştigal etmemek üzere İstanbul’da kalabileceğini, bu şart hilafında hareketi görüldüğü takdirde, derhal sınır haricine çıkarabileceğini” söylemiştir. Atatürk, 4 Mayıs 1924’de New York Herald muhabirine verdiği demeçte de, “Hilafetle beraber Türkiye’de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseler patrikhaneleri ile Musevi hahamhanelerinin ortadan kalkması lazımdır” demiştir. Dolayısıyla Türk Hükümeti Patrikhane’nin ihracı için uğraş vermiş ancak Hıristiyan ittifakı ile karşılaşmış ve bu isteğini gerçekleştirememiştir.
(…)
Sayfa 99:
ABD tek süper güç olarak Rusya’nın yeniden yapılanması ve güçlenmesini engelleyecek projeler geliştirmiştir. Bu amaçla ezici Rus – Ortodoks nüfusu temsil eden Moskova Patrikhanesi’ne karşı İstanbul Patrikhanesi’nin güçlendirilmesini hedeflemiştir. Dolayısıyla Lozan müzakerelerinde salt dini bir kurum olarak kabul edilen Fener patrikhanesi soğuk savaş sonrası ABD – Rusya çekişmesinde siyasal bir rol üstlenmekte ve ekümeniklik iddiası bu siyasanın gerçekleşme unsuru olarak Türkiye’ye dağıtılmaktadır. Siyasetin dini kullanması, dini inanç ve özgürlüklerin ardına sığınması bir kez daha sahneye konulmaktadır.
Patrik göreve başladığı ilk 3,5 yılda Yunan Olimpia Havayollarına ait ve üzerinde “Çift başlı Bizans bayrağı” bulunan uçakla 23 ülkeyi ziyaret etmiştir.
(…)
Sayfa 100:
Başkan Bill Clinton onu “dünyadaki tüm Hıristiyan Ortodoksların lideri” olarak tanıtmıştır. Böylelikle Patrik, ABD’ye yakın çevrelerde ve hatta Türkiye içinde beklenmedik müttefikler bulunmuştur. 4 Nisan 1996’da Fetullah Gülen’in Patrik Bartholomeos ile görüşmesinin ardından Zaman gazetesi, Aksiyon dergisi ve daha önceki yayın politikalarından farklı bir yol izlemeye başlamışlardır.
(…)
Sayfa 110:
Ortodoks inancında papa’nın yanılmazlığı ve onu “İsa’nın vekili” olduğu inancı yoktur. Katolik kilisesinin aksine Ortodoksluk dünya üzerinde etkisi olan bir din, bir kilise değildir. Ortodoks kilisesi birbirinden bağımsız, kendi kutsal meclisleri tarafından yönetilen milli kiliselerden oluşmakta ve bütün Ortodoksları bünyesinde toplayan bir merkezden yoksun bulunmaktadır. Her ne kadar Fener Patrikhanesi merkezi rol oynamaya gayret etse de Moskova Patrikhanesi de aynı amaçla hareket etmektedir. Bu itibarla Fener – Rum Patrikhanesi’nin papalık gibi uluslararası kişilik kazanması, böyle bir tarihi geçmiş ve dini inanca sahip olmaması nedeniyle mümkün değildir.
(…)
Sayfa 200:
Başbakan Adnan Menderes’in bir talimatıyla Heybeli Ruhban Okulu’na gelecek yabancı öğrencilere istisnasız vize verilmiştir. Böylelikle okuldaki yabancı öğrenci sayısı TC vatandaşı öğrenci sayısını aşmıştır.
(…)
Sayfa 220:
WikiLeaks arşivlerine göre Bartholomeos “Patrikhane eğer İstanbul’dan giderse Rus Kilisesi Ortodoks dünyanın liderliğini üstlenecek. Patrikhane’nin hem Ankara tarafından küçük düşürülmesine hem de Ruslar’ın ihtiraslarına karşı korunması gerekir” demiştir. (Hürriyet, 25 Mayıs 2011)
(…)
Sayfa 224:
TC Devleti, laik bir hukuk devleti olarak dış odaklardan gelen siyasi baskılar ne olursa olsun meseleyi hukuki zemin içinde değerlendirmeli ve sessiz kalmaktan vazgeçmelidir.
(…)
Bu meseleyi siyasi bir mesele olarak görmek ve “Bize kaba 24 saat içinde açarız” ya da “Açmayı düşünüyoruz” diyerek oyalama siyaseti gütmek, Türkiye’yi tarih önünde zora sokacaktır.
.
11 Şubat 2019
@HayrullahMahmud
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Muhtemel “Mümkün” ya da “Sırp hatırlatması”?!" yazısına 3 yorum yapılmış
  1.  
    s2001d

    Sayın Okur;
    İlker Başbuğ’un “akademik” söylemi ortada!
    Naçizane, bu satır’ların yazar’ının ne dediği de!
    Kişi ne duymak ister ise onu anlarmış, misal.
    Sözün özü:
    Kozmik Oda’yı basanlar ne bulmuş?!
    Asker’e parmak sallayanlar, biraz da MİT’i gıdıklasa diyorum.
    Çekirge, Özkök vs.
    Meczup değilseler, BOP’ta MİT’in 28 Şubat’a renk veren kalemleri’nin hangi fırıldak’ları çevirdiği ortada:
    Netice:
    31 Mart, siyasi iktidar, kabzımallara açtığı savaş’ı nihayetlendiriyor.
    1 Nisan, AB’ye giriyoruz.
    http://hayrullahmahmudozgur.blogspot.com/2019/01/serap-vaha.html
    Şaka ise BOP’un tamamı istihbari eşek şakası.
    Selamlar.
    HM

  2.  
    fatma gurman

    “cahildim (bağımlı oldum) dünyanın rengine kandım, hayale (abd) aldandım boşuna yandım, seni ilelebet benimsin sandım, ölürüm sevdiğim (abd) zehirim sensin, evvelim sen oldun ahirim sensin, gidip başka dala (vaypici) sarıldığına, gönlüm inanmıyor ayrıldığına, gözyaşım sel oldu kahirim sensin, evvelim sen oldun ahirim sensin” …neşet ertaş’ın dilinden konuşan türkiye…

  3.  
    Umut Gül

    Yanlış anlaşılma olmasın. Sade bir vatandaşım. Hiçbir kişi yada kurum ile bir bağım yok. Ve uzun yıllardır yazılarınızı takip ediyorum. Diyorsunuz ki ( ilker başbuğ diyorki) : Kozmik Oda’yı bugün olsa yine açardım Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ‘Biz Kozmik Oda’yı açmasaydık, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu suikastlarının arkasında TSK var denecekti’ sözleriyle bugün de olsa Kozmik Oda’yı açacağını söyledi.
    Sayın Hayrullah bey sizde bu cümleleri savunuyorsunuz.
    Peki ilker başbuğ kozmik odayı açarak fetöcü teröristlerin ele geçirdiği listeler üzerinden ülkemizin işgali durumunda gayri nizami harp pozisyonu alacak vatan evlatlarının listesi dış güçlerin eline geçti ve illegal örgütlere yerleştirilmiş vatanımız için çalışan 800 küsur vatan evladının kafasına sıkıldı. Onlar bir rakamdanmı, istatistiktenmi ibaretti. İlker bey ne söylüyor bu konuda. Hiçbir yerde bu konuda bir düşünce beyanını okumadım.

Cevap Yazın


× 1 = 5

FpsAgency