Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Milletin istiklalini düşünenlerden kendi istikbalini düşünenlere
14 Ocak 2019
07:29
49 Kez Okundu

Sinan Meydan

95-100 yıl önce, “milletin istiklalini” düşünenler, Türkiye topraklarına düşman ayağı değdiğini duyar duymaz, bulundukları yabancı ülkelerden koşup gelip Milli Mücadele’ye katılmıştı… 

Mahmut Esat Bozkurt ve Şükrü Saraçoğlu

Geçtiğimiz günlerde bir yabancı gazete şöyle yazdı: “Ülkenin kuruluşundan bu yana ilk kez, kültür ve iş hayatına yön veren üst sınıf aileler Türkiye’yi terk ediyor.” Açıklanan bir rapora göre, 2018′de Türkiye’den 243 bin 640 kişi yurtdışına gitmiş. (Bunlar varlıklı ve eğitimli insanlar.)

İşin özü şu ki Türkiye’de iyi bir gelecek göremeyenler, daha iyi bir Türkiye için mücadele etmek yerine, Avrupa’ya, Amerika’ya, Kanada’ya, Malta’ya… kaçıyorlar.

Ancak şunu hatırlatalım ki Türkiye Cumhuriyeti, kendi “istikbalini” değil, milletin “istiklalini” düşünenlerin eseridir.

Öyle ki 95-100 yıl önce, “milletin istiklalini” düşünenler, Türkiye topraklarına düşman ayağı değdiğini duyar duymaz, bulundukları yabancı ülkelerden koşup gelip Milli Mücadele’ye katılmıştı.

Kimler mi?

SOFYA’DAN ÇANAKKALE’YE

1914′te I. Dünya Savaşı başladığında Atatürk, Bulgaristan Sofya’da ateşemiliterdi.

17 Eylül 1914′te Sofya’dan, arkadaşı Dr. Tevfik Rüştü’ye (Aras), I. Dünya Savaşı hakkında bir mektup yazdı: “Benim bütün hayatımda bu ana kadar takip ettiğim amaç hiçbir zaman şahsi olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her neye teşebbüs etmişsem daima memleketin, milletin ve ordunun namına ve menfaatine olmuştur” dedi.

29 Ekim 1914′te Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’na girdi.

Atatürk bir an önce Bulgaristan’dan Türkiye’ye dönmek için harekete geçti.

Aralık 1914′te Harbiye Nezareti’ne bir mektup yazıp, kendisine cephede aktif bir görev verilmesini istedi. Fakat Enver Paşa, “Sizin için orduda her zaman bir görev vardır. Ancak Sofya Ateşemiliterliği’ni daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz!” dedi.

Bunun üzerine Atatürk, Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya şöyle yazdı: “Vatanın savunmasından daha önemli ve yüce bir görev olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise lütfen açık söyleyiniz!”