Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
#ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK YILI
07 Ocak 2019
09:27
104 Kez Okundu

Sinan Meydan

1919 ruhuyla “yeniden vatan yapılan” bu topraklarda yaşayan bizler, 2019′u 1919 ruhuna yakışır biçimde değerlendirmezsek tarih yüzümüze tükürür!

Asri Türkiye Mecmuası, 29 Mayıs 1926. Fotoğrafın altında, ‘Büyük Halaskarımız’ yazıyor.

Malum! 2019 yılı, 1919′un yüzüncü yılı1919 ise Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki Milli Mücadele’nin, Türk Bağımsızlık Savaşı’nın örgütlenmeye başlandığı yıl… Bu nedenle 2019 yılının “Atatürk ve Bağımsızlık Yılı” ilan edilmesi, bu bağlamda bütün yıl boyunca Atatürk ve Milli Mücadele konularında ülke çapında uluslararası katılımlı etkinliklerin yapılması, Atatürk ve Milli Mücadele’nin belgesellerle, filmlerle, dizilerle, açık oturumlarla halka anlatılması gerekirdi. “Gerekirdi” diyorum, çünkü bildiğiniz gibi 2019 yılı “Atatürk ve Bağımsızlık Yılı” ilan edilmedi.

Nasıl edilsin? Kim edecek?” dediğiniz duyar gibiyim!

“YENİ TÜRKİYE”YE YENİ TARİH

Bir tarihçi olarak 2019 yılı itibarıyla gördüğüm manzara şu: “Yeni Türkiye” dedikleri yapıya yeni bir tarih yazıyorlar. Son yıllarda Türkiye’de Atatürk karşıtlığının adeta “resmi ideoloji” haline geldiğini üzülerek görüyoruz. “Tarihle Yüzleşme” adı altında Atatürk’e, İnönü’ye, erken Cumhuriyet dönemine yönelik saldırılar artarak devam ediyor. Öyle ki tescilli Atatürk düşmanı bir fesli tarihçi, adeta devlet protokolünde kendine yer bulabiliyor. Okul kitaplarında Atatürk ve Milli Mücadele konuları olabildiğince azaltıldı. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Atatürk, yalanlarla, iftiralarla uyduruk tarih tezleriyle yıpratılmak istenirken, diğer taraftan II. Abdülhamit, tarihsel gerçeklikten koparılıp yeniden biçimlendirilerek “Yeni Türkiye”nin “yeni tarihsel önderi” olarak sunuluyor.

Türkiye, son anayasa değişikliğiyle fiilen 1876 Birinci Meşrutiyet düzenine geri döndü. Bence “iktidar sahipleri” 2023′te bu “geri dönüşü” resmi hale getirmeyi düşünüyorlar.

Aslında gerçek şu ki “Atatürk Cumhuriyeti”ni “Yeni Türkiye”ye dönüştürmeye çalışanlardan, 1919′un yüzüncü yılını “Atatürk ve Bağımsızlık Yılı” ilan etmelerini beklemek fazla iyimserlik olur.

Sanırım ben fazla iyimserim!

MİLLİ MÜCADELE’Yİ KÜÇÜMSÜYORLAR

Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarına göre Milli Mücadele çok da önemli değil! Milli Mücadele’de sadece Yunanlarla savaşılmıştır! İngilizler, kurşun atmadan çekilip gitmiştir! Mesela Atatürk düşmanı fesli tarihçi böyle diyor. Bütün bu deli saçması iddialara yıllar önce Turgut Özakman “Vahdettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele” adlı bilimsel eserinde tamamen belgelere dayalı olarak cevap vermişti.

Doğan Avcıoğlu’nun ifadesiyle Milli Mücadele, aslında bir Türk-İngiliz savaşıydı. İngiliz belgeleri de bu gerçeği doğruluyor.

30 Ekim 1918′deki Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra İstanbul, Boğazlar, Anadolu ve Trakya İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan ordularınca işgal edildi. Urfa, Antep ve Maraş’taki Fransız işgallerine karşı bölgede boğaz-boğaza bir savaş yaşandı. Yunan’a karşı Sakarya Savaşı’nın kazanılmasından sonra İtalya ve Fransa Anadolu’yu boşaltmak zorunda kaldılar.

15 Mayıs 1919′da Yunan ordusunun İzmir’i işgali de tamamen emperyalist bir plan gereğiydi. Yunan ordusu, İngiliz, Fransız, Amerikan ortak planıyla ve bu ülkelerin gözetimi altında İzmir’i işgal etti.

Yunan ordusunun Ankara yakınlarına kadar ilerlemesi de İngilizlerin kararıyla, İngilizlerin gözetimiyle ve İngilizlerin yardımıyla gerçekleşti. Sözde “tarafsızlık” ilanına rağmen İngilizler, Yunan ordusuna her türlü desteği verdiler. Ayrıca İngiliz destekli Yunan ordusu da yabana atılır bir güç değildi. Her bakımdan iyi donatılmış 200 bin kişiyi aşkın bir askeri güç söz konusuydu. Kralları, prensleri de başlarındaydı.