Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Bosna Hersek (1.)
14 Nisan 2013
12:45
707 Kez Okundu

Savaşın izlerini taşıyan ülke

20. yüzyılda büyük bir savaş yaşayan Boşnaklar savaşın acısını hala hissediyorlar. Her yıl Serebrenica katliamında ölen yakınlarını anıyorlar. Bosna savaşını anlamak için Yugoslavya’nın yakın tarihine bakmak gerekiyor.

YUGOSLAVYANIN YAKIN TARİHİ
Yugoslavya Osmanlı egemenliğinden kurtulunca Avusturya-Macaristan imparatorluğunun denetimi altında bir krallığa dönüşmüş. Sırp milliyetçileri bu duruma sürekli tepki gösteriyorlarmış. Sırp’ların öteden beri en büyük hayalleri BÜYÜK SIRBİSTAN DEVLETİ’YMİŞ. Halen bu hayallerinden vazgeçmiş değiller.

1914 de Avusturya-Macaristan imparatorluğu veliaht’ı Ferdinand’ı Saray—Bosna da, bir Sırp milliyetçisi öldürünce barut fıçısına dönen Balkanlar, bir anda,dünya savaşına sebep oluyor. 4 yıl süren bu ilk dünya savaşı on binlerce insanı canından yüz binlerce insanı evinden  ediyor.

Savaş sonrası, bizi ilgilendirmeyen bir savaşa girerek zararlı çıkan biz oluyoruz. 1918’den itibaren bir kurtuluş mücadelesi başlıyor Anadolu’da.

Anadolu’da bunlar olurken, Balkanlar’da Rusya ağırlık kazanıyor. Esasen Arnavutlar hariç Balkanlardaki tüm ulusların Slav kökenli olması nedeniyle burası Rusya’nın öteden beri kontrol altında tutmak istediği bir bölgedir.

İlk dünya savaşından yeni çıkmış Avrupa kendini toparlamaya çalışırken yavaş yavaş ikinci büyük savaşın ayak sesleri duyulmaya başlıyor. Bir yanda Nazilerin güçlendiği ırkçı Almanya, diğer yanda faşist Mussolini ile faşizme yelken açan İtalya ve bu arada Hitler’le bir anlaşma imzalayan Sırp krallığı.

Halk bu anlaşmaya tepki gösterince parlamentoda anlaşma iptal ediliyor. Bu iptali hazmedemeyen Hitler Yugoslavya’yı işgal ediyor.

Birinci dünya savaşında yararlıklar göstererek halk arasında tanınan TİTO Yugoslav halkını örgütleyip Almanya’ya karşı savaşıyor. Savaş sonrası tüm halkı içinde barındıran özerk devletlerle birleşik Yugoslavya’yı kuruyor. Tito’nun ölümünden sonra bu cumhuriyetler dağılmaya başlıyor.

BOSNA-HERSEK
Eski Yugoslavya’nın 6 federe cumhuriyetinden olan Bosna Hersek 1990lı yıllar da Yugoslavya’nın çözülmesiyle bağımsızlığını kazandı. 1992 de Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlığını ilan edince, AB hemen tanıdı, oysa Bosna Hersek ile Makedonya’nın bağımsızlığını tanımak için referandumu şart koştu. Referandum sonucu halk bağımsızlığını isteyince yeni Bosna Hersek cumhuriyeti kuruldu.

Ancak bu seferde, bu devleti Sırplar tanımadı ve Boşnaklarla, Hırvatlara savaş açtı. 1993’ten, 1995 yılına kadar süren savaşta tam bir soykırım yaşandı. Avrupa’nın göbeğinde yaşanan bu vahşeti 21.yüzyılın Avrupa’sı izlemekler yetindi.

ÖLÜM ÇİÇEKLERİ
Sırp kasabı olarak ta anılan Miloçeviç ve Radovan Karadziç’in emrindeki Sırplar Serebrenica da 8000’den fazla Boşnak’ı öldürmekten sorumlu tutuldular. Ancak iddia edilen toplu mezarlar bir türlü bulunamıyordu.

Toplu mezarları saklamak için doğal bitki örtüsüyle kaplamışlar mezarları… Bu sayede uydu fotoğraflarında mezar yerleri tespit edilemedi… 1995 yılında nihayet imzalanan Dayton barış anlaşmasından sonra kayıplar aranmaya başlandı. Toplu katliam da ölenlerin mezarlarını bulmak mümkün değildi.

Tam bu sıralarda çok ilginç bir şey olmuş. Ölüler çürüyüp, toprak mineral bakımından zenginleşince, o bölgede bulunan misk veya yavşan otu adeta topraktan fışkırmış… Yalnız bu bitkiyle beslenen mavi kelebek sayısındaki olağanüstü artış dikkatleri çekmiş ve bunun nedenini araştırılınca cesetlere ulaşılmış. Böylece Avrupa’nın göbeğinde uygar dünyanın yüz karası katliamlar gün ışığına çıkmış.

Miloçeviç, Radovan Kazodiç ve diğer etnik liderler bu katliamların hesabını hukuk önünde  verdiler ama gidenler ne yazık ki geri gelmiyor.

Burada ilginç olan ise şu. 1915 tehciri bahane edilerek bize 1.5 milyon Ermeni’yi katlettiğimiz hatta bazen daha da ileri giderek soykırım uyguladığımız söylenip bu asılsız iddianın bedeli ödetilmek isteniyor.

Oysa dünyanın gözü önünde üstelik çok değil daha 15-16 yıl önce Boşnaklara bir katliam hatta soykırım uygulayanlar sözde yargılandı,ama yargılamada sadece bir iki kişi suçlu bulundu.

 

Ne var ki uygulanan bu katliamlar yada soykırım Sırpların ortak amaçlarının sonucunda ortaya çıkmıştır. Yani daha önce komşu olarak yaşayan Sırplar birden ölüm makinesine dönüşmüşler. Ama bu katliamları devlet politikası olarak yürüten Sırp devleti nedense böyle bir suçlamayla hiç karşılaşmıyor.

Buda uygar batı denen küresellerin çifte standardından başka bir şey değil. Tıpkı savaşın Sırpların aleyhine dönüşüyle Dayton barış anlaşmasının ortaya sürülmesi gibi, kara operasyonuyla zarar göreceği düşünülen katillere sahip çıkılmaya başlanacağı gibi. Daha şimdiden İsrail’in Gazze’ye yaptığını siz de kürtlere yapıyorsunuz demeye başladılar.

nhizal hakkında:

Cevap Yazın


7 − 1 =

FpsAgency