Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Değneksiz köyde “mülkiyet hakkı”
17 Ekim 2018
00:15
42 Kez Okundu

Selcan Taşçı

Kendisini “milliyetçi” olarak tanımlayan bir grup siyasinin esef verici şekilde “Atatürk’ün, yönetimini CHP’ye bıraktığı İş Bankası hisselerinin hazineye/yani iktidarın emrine verilmesi“ni destekleme gerekçesi dün birinci ağızdan ilan edildi:

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçek varisi büyük Türk milletidir. CHP’nin Atatürk’le yolları çoktan ayrılmıştır. Siz kim Atatürk kim? Sizin nereniz Atatürk’e benzemektedir? Sizin neyiniz Atatürk’ü hatırlatmaktadır? Yok öyle mirasyedilik. İş Bankası hisseleri doğruca Hazine’ye devredilmelidir.”

***

Birincisi:

Atatürk‘ün gerçek varisinin kim olduğunu, biz Atatürk‘ten daha mı iyi bileceğiz?

Atatürk vefat ettiği yahut vasiyetini kaleme aldığı sırada “tasarruf ehliyeti“ne mi sahip değildi? “Aldatılmış” mıydı? Yedi düveli dize getiren o değilmiş gibi baskı ve zorlamadan kaynaklanan bir korku içinde miydi? İsmet Paşa şakağına silah mı dayamıştı mesela?.. Ki onun tayin ettiği varisi beğenmeyip, değiştirme hakkı bulabiliyor kendinde birileri?

***

İkincisi:

Çarpıtmayın, velev ki varis “Türk Milleti”. “Hazine” Türk milletinin emrinde mi sanki? Devir yapıldığı dakikadan sonra “Türk Milleti” mi yoksa “siyasi iktidar” mı belirleyecek o hisselerin akıbetini? “Türk Milleti” meydanlara dökülse “yapmayın” dese iktidar dinleyecek mi?

Sonra… “Türk Milleti” kim? Toplumun hangi yüzdesi? “Hisseler devredilsin” diyen yüzde 50 Türk Milleti de, “devredilmesin” diyen yüzde 50 değil mi? (Ki, hiç sanmıyorum “devredilsin” diyenlerin oranının “yüzde 50″yi bulabileceğini.)

***

Üçüncüsü:

Yine, velev ki varis “Türk Milleti”, yahut “Türk Devleti”; dün Deniz Zeyrek‘in de sosyal medya hesabından yönelttiği haklı sorudaki gibi, “Atatürk’ün İş Bankası’ndaki mirasını devralmak isteyen devletimiz, sanki Atatürk’ün diğer miraslarına çok iyi sahip çıkmış! Mesela Atatürk Orman Çiftliği’ne… Mesela, Cumhuriyet fabrikalarına…”

***

Dördüncüsü:

Diyelim ki, “CHP kim Atatürk kim? CHP’nin neresi Atatürk’e benzemektedir? CHP’nin nesi Atatürk’ü hatırlatmaktadır?..” vesaire…

E peki, kendisini “devletleştiren” siyasi iktidar kim, Atatürk kim Allah aşkına?

AK Parti’nin neresi Atatürk‘e benzemektedir? AK Parti’nin nesi Atatürk‘ü hatırlatmaktadır?

Atatürk‘ün kurduğu Cumhuriyeti yıkıp, “Yeni Türkiye“yi, “İkinci Cumhuriyet“i kurmakla övünen bu iktidar değil midir?

Ya, fotoğraflarına dahi tahammül edemeyip indiren?

Ya, huzuruna çıkmamak için her 10 Kasım’da bir yerlerini sancı tutan?

Ya, kazandığı zaferlerin, kurduğu devletin, oluşturduğu rejimin, emanet ettiği gençlerin, çocukların onuruna “bayram yapmamızı” yasaklayan?

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim:

Günaşırı aynı cümleleri tekrarlayıp duruyor olmamız, bizim fikrî kısırlığımızdan değil; tekrarlatanların arsızlığından!

***

Son tahlilde:

CHP’nin, bünyesine kattığı kimi isimler, kurumsal olarak olmasa da o isimler üzerinde bulaştığı kimi tuhaf ilişkiler, girişimler dolayısıyla, Atatürk‘ün “idealindeki” parti olmaktan hayli uzaklaştığı aşikâr; bunu zaten kendi içlerinde de tartışıyorlar. “Atatürk’ün Kemiklerini Sızlatan CHP” diye kitabı bile var!

Ve fakat…

Dönüyoruz, dolaşıyoruz yine aynı uymak, korumak, savunmak durumunda olduğumuz niteliğe geliyoruz; bütün bunların “hukuk devleti” ile ne alakası var?

Halkın “teba” sayıldığı, ülkenin tamamının “padişahın mülkü” varsayıldığı “imparatorluk” rejiminde, Osmanlı’da “BİLE”,  ”Herkes usûlen mutasarrıf olduğu mal ve mülkten emin” iken… Kanuna göre “kimsenin tasarrufunda olan mülk keyfiyen alınamaz” iken…

Keza, “mülkiyet hakkı” mevcut Anayasamızda da bir “hak”, hatta “temel hak” olarak düzenlenmiş iken…

Bu hakkın -o da belli ölçüler çerçevesinde- sınırlanabileceği, ancak “darbe dönemlerinde” hüküm altına alınmış iken…

“Hak” kavramı “hukuki koruma”yı ifade eder iken…

Gerçekten çok merak ediyorum;

Bir cümle önce Brunson kararı ve “gizli tanık uygulaması” üzerinden “hukukun üstünlüğü”, “yargı bağımsızlığı” konularında eleştiriler getirip, bir cümle sonra “hukukun üstün” olduğu hiçbir ülkede görülemeyecek şekilde bir hakkın gaspına destek ilan etmenin nasıl bir mantığı, nasıl bir izahı olabilir acaba?

Hoş, izah isteyen, bekleyen de yok anladığım kadarıyla; değneksiz köy sonuçta…

***

GÜNÜN SÖZÜ

Emekliler aslında yaşa değil, çoktan emekli olması gerekenlere takılıyor… Alpay Antmen / CHP Mersin Milletvekili

Yeniçağ

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


7 − 3 =

FpsAgency