Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Allah’ı ve Atatürk’ü sömürenlerin çağı bitiyor
08 Ekim 2018
20:39
128 Kez Okundu

Nihat Genç

Kurtlar hayvanlara saldırmadan önce onların karınlarını kaçamayacak kadar doyurmalarını bekler, rantiyeler kaçamayacak, hareket edemeyecek, düşünemeyecek kadar şişti, Cengiz Han’ın bu kurt taktiği savaşını bugünlerde onlarca yıl rantiye hayvanlarını besleyenler yaptı.

Okuma yazmayı henüz sökemedik, özellikle aydınlar okuyamıyor, yepyeni bir döneme girdik, Tanzimat gibi Baltalimanı gibi Meşrutiyet gibi 24 Ocak kararları ve12 eylül gibi, yepyeni bir devir açıldı. Artık eski dönemin kur, faiz, sıcak para politikaları sona ermiştir, gökten para yağan bu altın çağ bir daha yaşanmayacaktır.

Yeni dönem ayağını yorganına göre uzatmak; milli üretim, milli iktisat, milli sefeberlik ve kendi küçük sanayicini ve esnafını koruma ve ikame politikaları ve yem, gübre, çelik, plastik, kenevir, yonca, mısır, soya ve birçok bankanın millileştirilmesi dönemidir.

SİYASETE BİR UMUT OLABİLİR

Askeri hayvancılık ve askeri mandıra dönemi ve pilot bölgeler, diyelim Muş, Erzurum, Burdur gibi bir bölge seçilir ve devlet çok ucuzundan enerji, alt yapı, düşük vergi ve çok düşük fiyatta gübre ve yem verip ve şüphesiz fiyat ayarlamaları da yapıp her köye bir ziraat mühendisi de atayarak o pilot bölgedeki milli hasılanın büyümesini planlayıp, yepyeni ikinci üçüncü pilot bölgeleri devreye mutlaka sokacaktır. Yani devlet ve belediyeler esnafa, köylüye, çiftçiye zararına ve karşılıksız “vermelidir”, karma ekonomi dönemi açılmalıdır, istemeseniz de açılacaktır, çünkü açılacak başka kapı yoktur.

Siyasetteki belirsizlikleri de ancak sağcı-solcu belediyeler kendi bölgelerindeki organize sanayi bölgelerine büyük kolaylıklar sağlayarak, yemek kartları bedava otobüs ve ucuz elektrik daha fazlası güçlerini aşarak binlerce asgari ücretlinin yükünü sırtlanarak aşabilir. Yani esnafı, küçük sanayicisi arkasına alan belediye başkanları, önümüzdeki iki üç yıl içinde bu milli destek politikalarıyla siyaseten öne çıkabilir ve bu pilot bölge uygulamaları milli seferberliğiyle, siyasete bir umut olabilirler.

Konuşma, sallama, üfleme hurafe dönemi bitmiştir, istemeseniz de yapan adam ”eden” adam dönemi başlamıştır. İstemeseniz de maddi bilinç dönemi başlamıştır, iki üç yıla kalmaz kitleler yoksullaştıkça zihniyet devrimi kendini gösterecektir. Tarikatlar, cemaatler ve vakıfları ve mal varlıkları tarihin çöplüğüne ve boş beleş mesleksiz adamlar, istemeseniz de siyasetten tasfiye olacaktır.

İstemesiniz de uluslararası siyasetiniz değişmiştir, artık Batı sizi ne kadar sevmiyorsa o kadar başarılısınız, Batı Çin’i de sevmiyor. Bugün Çin yoksul olsaydı, heryıl açlıktan on binlerce insan ölseydi ve Afyon savaşlarıyla başlayıp bir yetmiş yıl süren iç savaşlar yaşasaydı Batı Çin’i severdi. Çin limanlarını, denizlerini verseydi, Batı Çin’i severdi. Batı Çin’i kendi imkanlarıyla ürettiği ve ticarete hükmettiği için sevmiyor. Batı, Dalay Lama, İç Moğolistan ve Türkistan ve Taylan sorunlarını eskisi gibi dayatma gücüne sahip olsaydı Çin’i çok severdi. Bugün hala İngilizler, Hong Kong’da daha birkaç yıl önce Türkiye’de sol liberaller gibi barış, özgürlük çığlıkları ve yürüyüşleri yaptırıyor.

BATIYA SORMAK LAZIM…

Dalay Lama’ya Nobel Barış Ödülü verdiler, oysa Batı’nın bu adamının başta Filistin olmak üzere Batı’nın bombaladığı hiçbir yer hakkında tek kınayıcı satırı yoktur. (BBC bir belgeselinde Tibet’teki soylu budist sınıfının yakılma törenlerini vermektedir, soylular yakılır ancak sıradan insanlar ölünce bir Tibetli rahip eline kasap gibi bıçağı alır ve cesedi parçalar, neden, tepede bekleyen akbabalar kolaylıkla yesin diye. İşte BBC ekolojiye büyük katkılarından dolayı bu rahiperi, doğunun bilgeleri insanlığın bilgeleri olarak övmektedir. Şayet Batı’nın yanındaysanız cesetleri kasap gibi doğrayanlar dahi “bilge” oluverir, ya da yüzlerce öğretmeni, mühendisi katlederek öldürenler yerlere izmarit atmıyor diye övülebilir. Bizim FETÖ’cüler ve sol liberaller de bugünler de Batı’da Dalay Lama gibi baş tacı ediliyor. Batıya sormak lazım, bu demokrasi, barış, özgürlük savaşçılarını niye diyelim Almanya ve Hollanda ve İngiltere demokrasisinin gelişmesi için kullanmıyorsunuz. Bizler faşist, ırkçı insanlarız, oysa bu demokrat, FETÖ’cü ve sol liberalleri Almanya demokrasisi, kültürü, sineması, bilimi için pekala istihdam edebilirsiniz…)

Allah’ı ve Atatürk’ü sömürenler çağı geride kalmıştır, her sıradan insanın özgür iradesi için kendi karnını kendi doyuran işi ve emeğiyle geçinen tavizsiz bir devrimci olmadan yaşayamayacağı yeni bir çağa girdik. Poster Atatürkçülüğü bitmiştir. Tuncay Özkan’ın bir milyon kişiyle yaptığı o mitingler neden boşa çıktı, kitleleri yarı yolda bıraktılar, Muharrem İnce yüzde otuzu aldığı gece kitleleri neden satıverdi. Kılıçdaroğlu on yıldır yüzde 25′le bir santim neden ilerleyemiyor ve her Meclis konuşmasında hala beslemeyle, Fatiha’yla başlar gibi Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan’lara dualar, senalar etmeden neden yapamıyor.

Çünkü ipler dışardadır, CHP neden toparlanamıyor çünkü poster Atatürkçülüğünün gücü bu kadardır. Posterci Atatürkçülerle menzilcilerin hiçbir farkı ve birbirlerine üstünlükleri yoktur. Hepsi şeyh ve önderlerinin sadık bekçileridir. Menzilin gavs hazretleri, Mehdi ne zaman yeryüzüne inecek sorusuna, kıyamet alametlerini her dönem güncelleyerek öteler, poster Atatürkçüleri ya da meyhane sosyal demokratları bu halktan adam olmaz, devrim şartları olgunlaşmadı diyerek Gavs hazretleriyle aynı tarih felsefesine çalışır.

ATATÜRKÇÜ KALELERİ DEVİRMELERİ KOLAY OLMUŞTUR…

Açın bir daha okuyun 1930′ların üniversite reformuna, Atatürk Darülfünun’un çok meşhur dahi hocalarına dahi neden yol göstermiştir, kaynak, madde, toprak, tarım, bağımsızlık devrimlerini anlayamadıkları için, Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin girdiği yepyeni yolu kavrayamadıkları için. Üretmedikten sonra hurafelerle dolu bir milletin zihnini maddi kaynak ve üretimle taçlandırmaktan sonra allamayi cihan olsan, neye yarar.

Poster Atatürkçüleri neye yarar, kırk yılda bir nostalji kabilinden birkaç Köy Enstitüsü yazısı, hepsi bu. Sol ve sağ liberallerle otuz yıl laik-şeriat tartışıp Atatürkçülüğü ve devrimlerini “laiklik” takıntısıyla heba ettiler. Şüphesiz laiklik ve karma eğitim çok önemlidir, ancak, milli üretim, milli seferberlik, milli devrimler bir zihniyet devrimi ihmal edilip, unutturulup sadece “laiklik”e takılı kalmak ve Atatürkçülüğü sadece “laiklik” diye okumak İslamcıların ve sol liberallerin de çok işine gelmiştir. Ve posterleştirip tuzaklarına düşürdükleri Atatürkçü kaleleri de ordusundan CHP’sine, Cumhuriyet Gazetesi’ne devirmeleri kolay olmuştur.

Üreten, çalışan, karnını doyuran, yorulanın, terleyenin, kendi karnını başkasına muhtaç olmadan doyuranın dini, imanı, inancı ne olursa olsun özgür iradesi olur, herkese laf edecek gücü olur. Çatınız akıyorsa sabaha kadar Allah deyin ya da sabaha kadar İstiklal Marşı okuyun ya da duvarlara Atatürk posteri asın, çatı akmaya devam edecektir. Çatıya çivi çakmak için kim ayaklanırsa; tarihi yapan, tarihi değiştiren odur.

Poster Atatürkçülüğüyle bilinci olmayan bir hayat formu inşa edildi ve sol, milli, sosyal demokrat kitleler bu bomboş hayat formunda heba edildi ve laiklik şeriat tartışmasında toplum Batılı ajanların istediği çok yanlış yerden ikiye bölündü, kırk yıl dövüştürülüp ordusundan, tarlalarına, yaylalarına, derelerine, devlet çiftliklerine kadar el koyuldu.

Uygarlığımız maddi bir uygarlıktır, maddi bilinci olmayan insanların bilinci olmaz, sınıfı olmaz, ancak, eskiden düzen insanları dediğimiz eğitimsiz insanlar dediğimiz, boş lümpen insanlar dediğimiz güruh olurlar, ki, oldular, işte yüzde yirmi beş büyüklüğüdeki parti, tepedeki on kişiyi on yıldır bu poster Atatürkçülüğü yüzünden indiremiyor.

Sol ve sağ liberaller kırk yıldır ülkeyi tröllediler, bu bomboş hayat formları da bu tröllere büyük katkılar sağladı, bilmişlik, ideolojik körlük, manipüle, aşırılık, gaza gelme, abartma, hepsi bu hayat formunun karakteridir.

Bunlar, ünlü İtalyan Marksist Gramsci’nin deyimiyle “keyfi” ideolojilerdir, kırk yıllık boş gevezeliklere yaradılar, atı alanın Üsküdar’ı geçmesine yaradı. Ortak akıl inşa edemezler, organize olamazlar, Kaftancıoğlu’nun İstanbul başkanı olmasını engelleyemediler.

İşte bu yüzden, yeni bir devir açılıyor, birkaç yıla kalmaz ayaklanan kitlelerle bir sosyal patlama bekleyen CHP, hiç sevinmesin, çünkü üç yıl içinde esnaf ayaklanırsa sadece iktidara değil, bütün üst sınıflara siyasi sınıfın bütününü hiç ayırt etmeyecektir.

YENİ DÖNEM ÜÇ YILA KALMAZ KENDİNİ GÖSTERECEK

Poster Atatürkçüleri burjuvanın hamilik yaptığı sanata inanırlar, burjuvanın talim ettiği ekonomi bilimine inanırlar, burjuvayla aynı dine inanırlar, ki, gün geldi FETÖ’ye yanaşıp ülkeyi, Hürriyet logosundaki Atatürk’ü sattılar, ihaleleri ortak yağmaladılar, CHP’yi sattılar ve şüpheniz olmasın hepsi laiktirler.

Kaynak bulmayı, milli üretimi, bir din haline, bir halk inancı haline getiremeyen bütün ideolojiler, fikirler, düşünceler safsatadır, iktidarları kısa olur. Atatürk’ün devrimleri, üretimi bir halk inancı haline getirmedir, ne kadar buğdayınız var o kadar bağımsızsınız.

Yeni dönem üç yıla kalmaz kendini gösterecektir, yeni dönem, kaynak, üretim, milli heyecan, organize akıl, planlama ve seferberlik’in başlangıcı olacaktır. Bugün Meclis’i, bugün siyasi sınıfı oluşturan bütün yapılar, bu milli seferberlik ve milli üretim ve milli planlamaya öncülük edecek güçte, akılda değildir, yepyeni bir dönemin açıldığının farkında hiç değiller, beş yıla kalmaz sağlı sollu bugünkü siyasi yapıdan geriye hiç bir emare kalmayacaktır.

Rantiyelerin ya da Batı’nın çeke çeke felakete sürüklediği, bu bilinci olmayan boş hayat formları beş yıla kalmaz tam anlamıyla gözden düşecek, yaşamları son bulacaktır.

ALLAH’I VE ATATÜRK’Ü SÖMÜRENLERİN ÇAĞI BİTİYOR

Aydınlar okuma yazma biliyorsa önce neyin başlayıp neyin bittiğini görebilmeliler, evet, Allah’ı ve Atatürk’ü sömürenlerin çağı bitiyor, o halde aydınlara düşen görev nedir, maddi bir uygarlıkta yaşadığımız gerçeğidir, kağıt maddedir, silgi maddedir, buğday maddedir, bu maddi dünyayı ne kadar üretebiliyor ve şekilleyebiliyorsan bu dünyada yaşama şansına sahipsin.

Bir dindara, bir muhafazakâra düşen görev nedir, ağacı da buğdayı da yaratan Allah’tır, kıyamet telkin edip, postuna yan gelip yatmış şeyhlerin hurafeleriyle değil, ağaçla buğdayla konuşabilmeyi, eşyalarla düzen kurmayı, eşyaları çoğaltabilmeyi, biçimlemeyi öğretmeleridir.

Önündeki masayla, yediği yemekle konuşabilecek bir Müslüman var mıdır, o masaya nerelisin, kimlerdensin, o yiyeceğe nereden geldin, kim, nasıl, hangi tarla üretti seni diyebilmiş eşyanın künhüne (ruhuna, derinliğine) inebilmiş tek bir yazarlarını tanıyor musunuz?

İstemeseniz de eşyayla tanışma çağı başlıyor, tarlayla, fabrikayla, atelyeyle, planlamayla ve ne kadar maliyetle nasıl üretirim, kime satarım, artık birkaç kişinin değil bir milletin en acil derdi olacak, yeni bir çağ ve aman, bu yeni çağ, Özal’ın son yıllarındaki gibi mimar mühendislerin pazarlarda limon satarak, şık semtlerde oturan sosyetik teyzelerin bohaça satarak, yani kemer diş sıkarak geçiştirilecek bir dönem değil.

Bu yeni çağda ilk şaşıracağınız şey, bu eşyalar, bu paralar, bu imkanlar GÖKTEN YAĞMIYOR. Hazır gelmiyor. Önümüze konmuyor. Mesleksiz olunca iş bulunamıyor. Dayın, amcan, köylün senin dininden diye AKP sana iş bulamıyor.

Bu yeni çağda ilk şaşıracağınız şey, elinize Atatürk posteri alınca, her konuşmada Atatürk’ü dilinize dolayınca, Merkez Bankası’na tıka basa döviz girmiyor.

Bu yeni çağda ilk şaşıracağınız şey, siz çalışmayınca hayret Allah hiç vermiyor, siz yorulmayınca bereket hiç olmuyor.

Bu yeni çağda çok üzüleceksiniz, Arjantin’den gelirken yolda ölmüş inekleri kesip yiyemeyeceksiniz, Engin Ardıç okuyamayacaksınız. Çok sevdiğiniz saraylarda ejder suları içemeyeceksiniz.

Bu yeni çağ nasıl başlar, nereye evrilir bilinmez ama bu yeni çağ, sarayın tavuk kümesi ya da sarayın mandıraya çevrildiği günlere şahit olacak.

Bu yeni çağda höt ey’le benim başörtülü bacımla, sultanımız Abdülhamit’le, lafla peynir gemisi yürümediğini göreceksiniz.

Aksine bu laflarla hiç ders çıkartmadan, çürüyüp dağılmış bir imparatorluk zihniyetine reenkarne mucizesi gerçekleştirip Hulusi Paşanızla Damat Albayrak’ınızla Cumhuriyet’e de aynı çürümüş zihniyetle aynı akıbeti yaşattınız.

Gazetelerde köşe yazarların sağcı, solcu, dinci hepsinin sadece kafalarını görüyorsunuz, bu yeni çağda gazetecilerin elleri kolları ne işe yarıyor, ne iş çeviriyorlar hepsine şahit olacaksınız.

Nihat Genç

Odatv

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Allah’ı ve Atatürk’ü sömürenlerin çağı bitiyor" yazısına 2 yorum yapılmış
  1.  
    fatma gurman fatma gurman

    burjuvanın değil devlet bürokrasisinin hamiliğine sığınarak demenin daha doğru olacağını düşünüyorum…eğer burjuvaziye dayanıyor olunsa idi doğru dürüst kapitalist üretime hız verilirdi ve ülke çoktan feodal artıklardan temizlenmiş olup bugünkü gibi vahşi-ilkel kapitalizmin pençesinde kıvranıyor olmazdı…tersine feodal artıklarla işbirliği halindeki bürokrasiye dayanan ekonomi politik yaparak hayatta kalmayı tercih ettiler ve devlet bürokrasisini allahla aldatan hilafet rejimi peşinde koşan müslüman kardeşlere kaptırınca da hamisiz kalan atatürk ile aldatanlar kervanı barınacak yer bulamaz oldu ve tesev’e sığındı…atatürk köylü ülkenin efendisi dedi onlar ağa anladı…atatürk sanayi dedi onlar komprador patron anladı anladı…atatürk örgüt dedi onlar klik anladı…atatürk lâiklik adam olmaktır dedi onlar dinsizlik anladı…atatürk batı medeniyeti dedi onlar nato üyeliği, emperyalist abd mandası anladı…atatürk çağdaş eğitim dedi onlar indoktrinasyon anladı…kula kulluğa karşı çıkan iki yol vardı toplumun önünde biri islamiyet öğretisi biri de komünist öğreti, allahla ve atatürk ile aldatnalar ikisine de sırtlarını döndüler ve elele ülkeyi uçuruma sürdüler…dibe vurunca ölen ölecek kalan sağlar devam eedecek…ve bizim nesil göremeyecek kimlerin sağ kaldığını ve hangi yola baş koyduklarını…

  2.  
    zalim zalim

    Ayni fikirdeyim ülkenin durumu halk ayaklanmasina gebe. Cünki halkin durumu acliksa aclik, zulümse zulüm, fransiz ve rus devrimini yapan halklardan daha iyi durumda degil.
    Merak etmeyin öyle bir devrim olursa chp’nin tepe yöneticileri sevinmez, aksine kacacak delik ararlar, cünki onlar suclarini iyi bilirler.

Cevap Yazın


2 + = 6

FpsAgency