Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Mehmet Erdem / Kimi kavun yermiş, kimi kelek!..
23 Eylül 2018
16:58
91 Kez Okundu

Kaygılar, tasalar sarmışken içimi, olumsuz düşlere kaptırmadan kendimi, izliyorum Türkiye’mizde olup bitenleri. Okuyorum pek çok gazetede yazılıp, çizilenleri.

Onlara göre yurdumuz güllük gülistanlık; zam yok, kriz yok, devalüasyon yok, geçim derdi yok. Halkımız mutlu, geleceğimiz umut dolu. Yandaş TV kanallarına göre insanlarımız sanki cennette!..

Bir sabah TV izlerken öyle tozpembe bir tablo ortaya koydular ki kulaklarıma, gözlerime inanamadım. Ancak, hal böyle ise bundan nasiplenen insanlarım acep nerede diye düşündüm.

Bu karmaşık duygular içersinde yakınlarımla birlikte olmak için yola çıktım ve Denizli’ye gitmek üzere kendimi Cumaovası istasyonunda buldum.

İstasyonda çeşitli yönlere gitmek için tıpkı benim gibi tren bekleyen yolcular vardı. Çenesini asasının üstüne dayamış yaşlı birinin yanına selam verip oturdum.

Zavallı gönül derdine derman arıyor. Çocuklarından şikayetçi. Kendi yaşantısından da, ülkemizin gidişatından da hiç memnun değil.

Muhabbetimiz içinde “Sizin köyden Gırık Hasan’ı tanırım” dedim.  “Def et onu, cinsi bozuk. Anası belli, babası belirsiz bir de gelini var. Konuşmaya değmez” deyince hemen konuyu değiştirdim.

Yaşlı arkadaş konuşurken sıkıntılı olamaya başladı. Küçük suyuna sıkışmış. Tuvaleti sordu. İstasyonun barakamsı tuvaletine götürdüm.  Baktık kapıları kilitli. Kapılar kilitli olunca daha fazla tutamadı ve çaresiz bir şekilde idrarını bıraktı, çiş paçalarından akmaya başladı. İstasyonda çeşmelerden su da akmıyor. İhtiyar sinir ve öfke ile sağa sola veryansın etmeye başladı.

“Ödemiş treninin gelmesine daha bir saat var. Tren gelene kadar kurunurum” dedi. Gitti güneşe oturdu.

“Güzel ülkemin, mutlu insanı!..”  diye içimden geçirdim…

Benim beklediğim Denizli treni gelmişti. İhtiyar arkadaşla vedalaştım. Trenin içi kalabalıktı, güçlükle bindim. Vardığımda sılama ereceğim için mutlu olmam lazım, ama olamadım.

Yolculuk boyunca faal bir tuvalet olmadığı için istasyonda donuna işeyen yaşlı arkadaşı düşündüm.

Bir de;

Bin yüz elli odalı sarayı, üç yüz odalı yazlık sarayı, beş yüz milyon dolarlık uçan sarayı.

“Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir.” diye kimin söylediğini hatırlayamadığım bir özlü söz vardı. Bir de ona nazire yaparcasına söylenmiş  “Devletin malı deniz, yemeyen domuz”  atasözü…

Ancak, siz bunları dikkate almayın!..

“Felek, kimine kavun yedirir kimine kelek.” demişler ya;

İnsanların bir suçu yok, suçlu felek!…

***

Kalın Sağlıcakla…

Mehmet ERDEM

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


4 + = 5

FpsAgency