Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Bakan, Milli Eğitim’i değiştirecekmiş!
14 Temmuz 2018
08:46
52 Kez Okundu

Işık Kansu

Saray kabinesinin yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u olumlayan, eğitimi değiştireceğini ileri sürenler oldu.
Selçuk’u yakından tanıyanlarla görüştük. İşte birkaç not:
- Piyasacıdır. Piyasa istemlerine dönük bir eğitim sistemini savunur.
- Maya okullarının sahibi ve kurucusudur.
- AKP’nin ilk iktidar yıllarında Talim Terbiye Kurulu’na getirilmişti.
- Talim Terbiye’nin başına getirildiğinde SPAN Amerikan Eğitim Danışmanlık şirketiyle birlikte çalışıyordu.
- Muhafazakâr değildir, ancak değişik düşünceleri vardır. Bir kalıba koyamazsınız.
- Gazi Üniversitesi’nden yetişmiş, eğitimciliği öne çıkan bir kişiliği vardır.
Böyle bir kimlik Milli Eğitim Bakanı olunca:
İmam hatip okullarına 1.7 milyar lira ayrılması, yani 1 fen lisesine karşılık 17 imam hatip lisesi kurulması uygulamasından mı vazgeçilecek?
Devlet okullarında kız ve erkek öğrencilerin ayrılmış sınıfları mı birleştirilecek?
TÜRGEV, Ensar, Hizmet, Hayrat, Furkan vakıflarının devlet okullarında verdikleri “değerler eğitimi” mi kaldırılacak?
Sıbyan mektebi adı altında dini eğitim veren Kuran kursu kreşleri mi kapatılacak?

Aşk-ı Memnu
Temel Karamollaoğlu istedi diye, Kemal Kılıçdaroğlu , CHP listelerinden SP’li adaylara yer açmıştı.
İki SP’li, CHP’den milletvekili seçildi, yemin etmeden de CHP’den SP’ye geçti.
Meral Akşener istedi diye, Kemal Kılıçdaroğlu, kimi CHP’li milletvekillerinin “tıpış tıpış” İYİ Parti’ye geçmelerini istemişti. Geçtiler. İYİ Parti bugün TBMM’de, milletvekilleri de Devlet Bahçeli’nin elini öpüyor, onunla samimi pozlar veriyor, kürsüden bozkurt işareti yapıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun “demokrasi aşkı” çok doyurucu bir menü yarattı. Meşruti monarşide Meclis türlüye döndü.

Kurucumuz
Yetmemişti. “Evet, evet, babalar gibi evet” diye çığlıklanmışlardı.
Yettirdiler.
Kinleri vardı. Yıkacaklardı. Yıktılar.
Demokrasi bizim neyimizeydi. Laiklik zulüm, ulusçuluk baskı, devrimcilik uydurmaydı. Evet, evet, bize babalar gibi padişahlık gerekti…
Geldi, vardı, yetti.
Evet, evet…
Dediğim dediğe, ferman (yeni adı kararname) ile yönetmeye, tek buyrukla tez kellesi vurulmaya, zindana atılmaya, sansür edilmeye, kulağından tutulup işten atılmaya; cuma selamlığına, ulufe dağıtımına ulaştık, şükürler olsun.
Binali “kurucu” dedi ya, görkemli törenlerle tahta kurulan kurucumuzun tuzu kuru olacak.
Halkımız da kuru soğanı kilosu en az 4 liradan yiyecek.
Evet, evet…
Yetmez ama, yesinler. Afiyet olsun.

Sanat kurumları kapanırken
Eski Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Hasan Hüseyin Akbulut, Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları’yla ilgili son Saray kararnamesinin içeriğini duyurdu:
Kurumların başında sanatçı genel müdür olmayacak.
Kurumlardaki sanat kurulu, teknik kurul, edebi kurul kaldırılacak.
Kurumların varsa devlete ait tahsis edilen binaları ve mekânları, onlar da kaldırılacak.
Kurumlar, bütçesiz kalacak.
Bu gidişle; devletin operası, balesi, tiyatrosu çok yakın gelecekte olmayacak!
Ülkede olup bitenden sorumlu liboşlardan biri de çıkacak; Atatürk’ün kurduğu kurumda yazdığı yazıda, Atatürk ile Saray’dakini birbirine benzetecek!
Utanma, arlanma yok. Surat kayış gibi…

Cumhuriyet

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


9 + 4 =

FpsAgency