Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
24 Haziran stratejisi
28 Nisan 2018
19:06
100 Kez Okundu

maliguler

AKP-MHP ittifakının oylar erimeden, ekonomi iyice inişe geçmeden ve de bizzat Erdoğan’ın gerekçesinden anlaşıldığı kadarıyla ABD’nin savaş takvimine uyumlu “baskın” seçim ilanı, aslında erken ya da baskın değildi; bekleniyordu.

Bahçeli’nin 26 Ağustos çıkışının ardından Erdoğan’ın 24 Haziran diyerek iyice öne çektiği erken seçime neredeyse tüm muhalefet partileri “hazırız” tepkisi verdiler.

Fakat erken seçim ilanından şu saate kadar geçen zamanda ortaya çıkan “aday belirsizliği” tablosu ve bir türlü politikalara geçilememiş olması gösterdi ki, seçime pek çoğu henüz hazır değil!

ORTAK ADAY DEĞİL, ÇOK ADAY
24 Haziran Türkiye açısından, cumhuriyet açısından, demokrasi açısından şimdiye kadar yapılan seçimlerin en kritiği ve önemlisi durumunda. Bu, hem bu değerlerin yanında olanlar hem de karşısında olanlarca bilinen bir gerçek.

Cumhuriyet AKP’lilerin zaman zaman dile getirdiği gibi 100 yıllık bir parantez mi olacak, yoksa onu yaşatmayı sürdürebilecek miyiz? Bu soruya şu andan sonra vereceğimiz ilk önemli yanıtın tarihi 24 Haziran’dır.

O nedenle 24 Haziran Cumhuriyet kuvvetleri açısından stratejisi iyi belirleniş bir seçim olmalı.

Peki ne olmalı o strateji? Bizi ABC’de okuyanlar ya da TELE1’de izleyenler bilir, ilk günden beri şunu savunuyoruz: Erdoğan’ın, AKP-MHP (hatta BBP) ittifakının ilk turda kazanma şansı çok az. Üstelik katılımın artması halinde, neredeyse imkânsız olacak.

Bu nedenle stratejinin ilk ayağı şöyle olmalı: İlk turda katılımı artırmak için her kesimin sandığa gitmesini sağlayacak şekilde çok aday çıkarılmalı. TBMM’de grubu olan partiler de, 100 bin imza bulacak partiler de, hatta 100 bin imza bulacak kimi şahıslar da aday olmalı.

Ortak adayın nasıl yanlış bir strateji olduğu Ekmeleddin İhsanoğlu vakasında görülmüştü.

İttifak, stratejinin ikinci ayağı için yapılmalı: Birinci turda en çok oyu alamayan iki aday dışındaki tüm adaylar, Erdoğan’ın karşısındaki aday etrafında toplanmalı, adayın görüşüne bakılmadan salt “Cumhuriyeti yaşatmak” ihtiyacıyla seçmenlerini o aday için oy vermeye çağırmalı.

Sandık güvenliği için de iyi örgütlendikten sonra, bu strateji, Türkiye’nin gittikçe karanlıklaşan önünün yeniden aydınlık olmasını sağlayacaktır.

GÜL KAZIĞI
Peki muhalefet partileri ne yapıyor? Hangi stratejiyi izliyor?

24 Haziran’ın ilan edilmesiyle birlikte CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ortak aday göstermek üzere görüşmeler yapmaya başladı. Ortak adayın kim olacağından bağımsız olarak, ilk turda ortak aday göstermek yanlıştır.

Dahası ortak aday için ismi üzerinde durulan Abdullah Gül ismi de Türkiye’ye Ekmeleddin İhsanoğlu kazığından beter bir kazıktır.

CHP yönetiminin AKP’ye benzeyen adaylarla ve AKP kopyası (çarşafa rozet, türbana serbestlik) politikalarla iktidar olamayacağını 15 yıl sonunda hâlâ görememesi vahim….

Neyse ki Gül’ü ortak aday yapma hatasını, Merak Akşener adaylığını ilan ederek bozdu.

Ancak CHP ve Saadet Partisi, Gül’ün adaylığı için görüşmelere devam etti. Neyse ki CHP tabanından yükselen tepkiler, Erdoğan’ın Gül’e gönderdiği aracılar ve en önemlisi Gül’ün kazanacak garantiyi görememesi nedeniyle Türkiye bu kötü seçenekten, daha doğrusu seçeneksizlikten kurtulmuş oldu.

Fakat hâlâ ana muhalefet cephesinde bir seçenek oluşamadı: Kılıçdaroğlu’nun “Gül şimdilik adaylarımız arasında değil” diyerek başlattığı belirsizlik, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “Erdoğan’ı en çıldırtacak zamanda, en çıldırtacak adayı açıklayacağız” açıklamasıyla sürüyor.

CHP tabanını çıldırmaya götürecek belirsizlikler içerisinde de ise şu isimler konuşuldu, konuşuluyor: Yılmaz Büyükerşen, İlhan Kesici, Muharrem İnce, Selin Sayek Böke, Kemal Derviş’in önerdiği Prof. Dr. Özgür Demirtaş, hatta Adnan Menderes!

SON DURUM
CHP’de belirsizlik sürerken, adayları belirli iki muhalefet partisi var: Vatan Partisi ve HDP.

Vatan Partisi, 100 bin imza ile Doğu Perinçek’i aday ilan edeceğini daha ilk günden açıklamıştı. Perinçek’in ilk turda aday olabilmesi önemli. Zira karşısında konumlandığında Türkiye’de Erdoğan’ı siyaseten en iyi hırpalayacak kişi hâlâ Perinçek’tir.

HDP ise Selahattin Demirtaş’ı aday göstereceğini açıkladı. Fakat HDP sözcüleri yine konumlarını pazarlığa açmış durumdalar. Açık açık “ya ikinci tura kalan aday seçmenlerimizi memnun edecek şeyler vaat edecek ya da ikinci turu boykot edeceğiz” demekteler. Boykot ise Erdoğan’a hediye olacaktır!

Saadet Partisi 1 Mayıs’ta adayını ilan edeceğini açıkladı. Ortak aday olamayan Abdullah Gül, tek başına Saadet Partisi’nin adayı olmayı kabul etmedi. Keşke kabul etseydi; Türkiye hem kazanamayacak Gül’den siyaseten kurtulmuş olur, hem de AKP’den vekil ve oy devşirmesiyle yararlanmış olurdu.

İYİ Parti ise ortak aday görüşmeleri sürecinde Meral Akşener’in adaylığını ilan ederek Güllü oyunu bozmuştu. Akşener’in ikinci tura kalamaması halinde kalacak adayı destekleyeceğini ilan etmesi olumludur.

İKİNCİ TUR ADAYINDA BİRLEŞME İHTİYACI
Sonuç olarak CHP’nin “belirsizliklerle yürüttüğü sancılı sürece” rağmen, süreç, çok adaylı boyutuyla yukarıda özetlediğimiz 24 Haziran stratejisine yine de uygun gidiyor.

Umarız CHP adayı, Akşener, Saadet Partisi adayı, Perinçek ve HDP’nin Türkiyeci seçmeni Cumhuriyet’te birleşir ve Erdoğancıların “100 yıllık parantez” hedefini ortadan kaldırır!

Türkiye, seçmeniyle, siyasi parti tabanıyla, tüm kesimleriyle, parti yönetimlerini buna zorlamalı, mecbur etmeli!

ABC GAZETESİ

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


× 5 = 25

FpsAgency