Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Çocuklar bayramlarını kaybetti
23 Nisan 2018
00:25
17 Kez Okundu

Selcan Taşçı

Bugün 23 Nisan; biz çocukken, “neşe doluyor insan” diye devam ederdi bu cümle mutlaka.

Lafta kalmazdı, başta çocuklar olmak üzere insanlar sahiden neşeyle dolardı da…

Artık derin bir keder var her yanda.

***

Biz çocukken “Sanki her tarafta var bir düğün / Çünkü, en şerefli, en mutlu gün” diye şarkılar söylerdik ‘23 Nisan‘larda.

Günler öncesinden başlardı heyecan.

Bazen soğuk olurdu hava… Sabah ayazında, geçit töreninin ciddiyetine uygun şekilde montsuz, beresiz, eldivensiz tir tir titrerdik, tiril tiril yavrukurt üniformalarımızla; o titreme bile kutsal gelirdi bize! Onurlu. Gurur duyardık kendimizle.

Uzun, upuzun sürerdi “bayram“ımız o zaman; acıkırdık. Öğretmenimizden gizli gizli, ama zinhar ön sıranın nizamını bozmadan, artık simittir, halka tatlıdır, talaş böreğidir hangisinin satıcısına denk gelirsek alır, aynı gizlilik içinde yerdik afiyetle.

Şimdiki çocuklar ne o şarkıyı söylüyorlar, ne o “titreme“yi tanıyorlar, ne de o heyecanı duyuyorlar;

22 Nisan’la 23 Nisan arasında hiçbir fark yok duygu dünyalarında.

Bayramı olmayan çocuk kuraklığında büyüyorlar!

***

Biz oyuncak bebeklerimize giydirirdik; şimdi sapkın fetvaların caizdir dediği yaşta gelinlik kılıklı kefen geçiriliyor bir kısmına…

Bir kısmı aç; “abla bir ekmek parası” diye avuç açıyor köşe başlarında ve karda, kışta, yağmurda, çamurda yalın ayak, yırtık pırtık kıyafetlerle dilendirilen o çocuklarının sırtından geçinen bir “dokunulmaz mafya” semiriyor her gün biraz daha…

En çok cami avlularında gördüklerimiz var bir de; ya annelerinin kucağında, ya kucağında bir fotoğrafla tanımadığı bir sürü asker abinin arasında, çoğu zaman gözlerinde düştü düşecek bir damla, yaslamış alnını ay-yıldıza, öksüz-yetimliğin şerefli ambalajı/“şehit çocuğu” olarak anılacak hayatının geri kalanında…

Gidin okul önlerine; 12-13 yaşında çocukların ellerinde sigara, dillerindeki konuları ben utanıyorum buraya yazmaya… Bu “görünen” yüzü; ne çok çocuk uyuşturucu belasının esiri olmuş durumda madalyonun görünmeyen tarafında…

En “iyi aileye çocuğu“na bakın; “yarış atı” olarak formatlanmış, yaşını yaşamanın çok uzağında… Elinde balonlarla sokaklarda gezip dolaşmak ona çizilen sınırların hayal edemeyeceği kadar dışında; ve bugünün onun için tek anlamı ‘biraz daha test çözebileceği tatil günü(!)’ olmasında!

***

Velhasıl…

Çocuklar bayramlarını kaybetti;

Biz çocukları…

Geçmiş olsun.

***

Ata’ya layık olabilme fırsatı

23 Nisan’ın “Çocuk Bayramı” yanı böyle de “Milli Egemenlik Bayramı” ilk günkü coşkuyla kutlanıyor mu sanki;

O “Çocuk Bayramı“ndan da önce iğdiş edildi.

Ne dersiniz, çocuklarınızın sizin çocukluğunuzun naif değerleriyle büyüyebilmesine özlemle çalışır, yani yüreğinizi koyarsanız ortaya, 24 Haziran’ın en kıymetli hediyesi, TBMM’nin kurulduğu günü “milli bayram” ilan eden Ata’ya en azından “parlamenter sisteme” dönüp o Meclis’e sahip çıkarak layık olabilme onuru olur belki!

***

GÜNÜN SÖZÜ

“Millî emeller millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil bütün millet fertlerinin arzularının emellerinin bileşkesinden ibarettir.”

Mustafa Kemal Atatürk

***

SORU-YORUM

Üniversite sınavının yapılacağı güne “baskın seçim” koyup, çocukların aşırı sıcakta haşlanması, konsantrasyonlarının yerle yeksan olması pahasına sınav tarihini ertelediler. İlan ettikleri günden bu yana soruyorum, akılla, mantıkla izah edilebilecek bir cevap bulamıyorum; sınav gününde olsaydı da, seçim bir hafta sonra olsaydı ne olurdu, kıyamet mi kopardı? Nedir bu kadar aciliyeti olan?

Hem sonra…

Türkiye madem “bir hafta daha bekleyemeyecek halde“ydi, böyle bir aciliyet vardı ya MHP Genel Başkanı “erken seçim” çağrısı yapmasaydı; o zaman ne olacaktı? Bir hafta bile bekleyemeyecek haldeysek neden MHP Genel Başkanı’nın “erken seçim” çağrısı beklendi? Devlet Bahçeli “erken seçim” istemeseydi 2019′a kadar gidebilecektiysek, isteyince ne oldu da “gidemeyeceğimiz“e karar verildi?

Nereden baksan tutarsızlık değil mi?

Nereden baksanız danışıklı dövüş kokmuyor mu sahi?

***

Kılıçdaroğlu’nun bir bildiği varmış

Televizyonda konuşan CHP Parti Meclisi üyesi profesör, “CHP adayının belirlenmesi”ne dair soruya “daha zaman var” diye cevap verdi. Tüzük Kurultayında, CHP liderinin partililere  “televizyona çıkma yasağı” koymasını çok yadırgamıştım ama böylesi hayati bir süreçte giderek sıklaşan bu nevi ciddiyetsizlikleri görünce pek de haksız  değilmiş hani!

Yeniçağ

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


1 + 7 =

FpsAgency