Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Kumpas davaları yeniden açılır mı?
15 Nisan 2018
00:18
169 Kez Okundu

T. Mollaveisoğlu

28 Şubat’ta aslında ne olmuştu?

Bir cümle ile özetleyeyim;

28 Şubat’ta; Siyasal İslamcıların, cemaatleri ile tarikatları ile, kaçak kuran kursları, yurtları, kurban derilerinden gelen milyon dolarları, kurs yardımı, burs yardımı, yurt yardımı adı altında topladıkları olağanüstü kayıt dışı paraya engel olunacak adımlar atılmıştı.

Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun o günlere yönelik analizi dikkat çekici;

“Siyasal İslam’ın en kolay para kazanabildiği iki yol vardı;

- Kurban derilerini toplayıp satmak,

- Sayıları onbinleri bulan kaçak kurslar açıp, gariban Müslümanların hem paralarını hem de imanlarını çalmak!”

Serdaroğlu’nun belirttiği gibi meselenin özünde para vardı…

Siyasal İslamcı kadroları büyüten ve içerden aktarılan paranın kaynağı kesilmişti. Bu kadrolara; vakıf, dernek ve şirketlere Suudi paralarının nasıl aktarıldığı ayrı bir yazı konusudur.

( 10 yıl önce, Cumhuriyet Kitap’tan çıkan “Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda” adlı kitabımda detayları ile yer almaktadır)

28 Şubat’ta hükümet, kurban derisi toplama yetkisini Türk Hava Kurumu’na vermişti. Böylece din tüccarlarının önemli gelir kalemine set çekildi.

Kaçak kurslar ve yurtlarla ilgili ise ciddi önlemler alınması için karar verildi.

Yani 15 Temmuz’da hükümetin farkına vardığı FETÖ ve benzeri yapılanmaların beslendiği, doğduğu; kurslar, yurtlar ve evlerle ilgili denetim ve yasak kararları getirildi 28 Şubat’ta…

Devlet aklındaki o hassasiyet devam etseydi, gerici-emperyalist 15 Temmuz darbe girişimini Türkiye yaşamayabilirdi…

Bu nedenle 28 Şubat yargılaması ile ilgili müebbet hapis cezaları açıklandığında, FETÖ’nün elemanları da sevinç naraları attılar. Örneğin ABD’ye kaçan örgütün önemli isimlerinden Emrullah Uslu; ” tebrikler Erdoğan, umarım ve görüyorum ki sıra Ergenekon’culara, Balyoz’culara da geliyor…” dedi.

28 Şubat, Atatürk Türkiyesi’ni koruma amaçlı devletin gösterdiği bir refleksti; darbe değildi… ancak bunu söylerken orada adı geçen isimlerin tamamına da kefil olduğum anlaşılmasın….

Ben bir zihniyetten, bir devlet aklından söz ediyorum…

Türkiye, kurucu değerlerine saldırılar olduğunda Anayasal kurumları aracılığı ile demokrasi ve hukuktan ayrılmadan kendini koruyabilmeliydi…

Bugün o kurumların dibine kibrit suyu döküldü….

***

Bilek güreşinin zemininde Başörtüsü vardı…

Emperyalizm Türkiye’yi ayrıştırmak ve destek oldukları Siyasal İslamcıları yönetimde hakim kılmak için başörtüsünü kullandı…

28 Şubat’ın içinde yer alan bazı isimler, başörtüsü meselesini Atatürkçülük ile öylesine harmanladılar ki; bu hatalı tutum Siyasal İslamcıların ekmeğine yağ sürdü… üniversitelerde yapılan gösterilerle “mağduriyet” geniş kesimlerin desteğini aldı, oya dönüştü…

Özellikle Üniversitelerde başörtüsü meselesi bugün olduğu gibi o yıllarda da kendiliğinden çözülebilirdi…

Emperyalizm Türkiye’yi kutuplaştırmak için her iki tarafta da kullanacağı “sivri” “aşırıcı” unsurları bulmakta zorlanmıyor…

Ordu evlerinin kapılarından çevrilen başörtülü annelerin hikayeleri yıllarca bu topluma anlatıldı… Bu yanlış tutumun sorumluları, siyasal İslamcıların hep mağduru oynayarak etki alanlarını genişletmelerine neden oldu.

***

Yandaşların aklına Erbakan düştü!

Günlerdir, Türkiye’nin artık medya karteli olan yandaş kanallarında “Erbakan güzellemesi” yapılıyor…

Erbakan’ın konuşmalarına, onun 28 Şubat’ta nasıl mağdur edildiğine dair yorumlar ve belgeseller sıralanıyor…

İyi de, yere göğe sığdıramadığınız rahmetli Erbakan’ı içerden çökerten sizler değil miydiniz?

Erbakan’ın partisini bölüp içinden AKP’yi doğuran kimlerdi?

Son yıllarında Erbakan’ı ağır bir ihanet duygusu ile başbaşa bırakanlar siz değil miydiniz?

Erbakan’ın kadrolarındaki “milli” tavrı yıkıp, yerine Batı kolası ile ütülenen yeni gömleği giyenler, gömlek değiştirenler…

28 Şubat, hiç samimi olmayan bir “darbe ile hesaplaşma” davasıdır…

Davanın dayanağı olan savcı FETÖ firarisi, davayı açan savcı FETÖ’den içerde, dava konusu belgelere “gerçek” diyen TÜBİTAK görevlileri de FETÖ’den yargılanıyorlar…

Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı; “Bu olay hukuk dışı, akla mantığa sığmayan, doğrudan siyasi bir karardır. Temeli de Türk ordusuna kurulan kumpas davalarına dayanmaktadır” dedi.

Ne dersiniz? Ergenekon ve Balyoz’un da zamanı gelince kapağı açılır mı?

***

SORULAR…

Emperyalizmin Suriye saldırısına Ankara da destek verdi.

* ABD’nin bölgede yaptığı hangi operasyon Türkiye’nin çıkarına sonuçlandı?

Irak mı? Libya mı? BOP kimin yararına?

* ABD yarın İran’ı da bir bahane ile vurursa yine sevinecek miyiz?

Yeniçağ

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Kumpas davaları yeniden açılır mı?" yazısına 5 yorum yapılmış
  1.  
    06 anka 06 anka

    28 Şubatı en iyi tanımlayan cümle:’28 Şubat, Atatürk Türkiyesi’ni koruma amaçlı devletin gösterdiği bir refleksti; darbe değildi’
    Her devletin kendini iç ve dış tehditlerden korumaya hakkı vardır.Müslüman aynı zamanda laik olan devletimiz için laiklik karşıtı akımlar da bir tehditti ve gereken tedbirlerin alınması gerekiyordu.Nitekim son yıllarda iktidarın icraatı ile geldiğimiz yer ortada;Atatürk’ün yıpratılmaya çalışılması,Lozan’ın Kurtuluş Savaşı’nın bile tartışılır olması,kadrolaşma,eğitimde dinin ağırlığının artması,cami-okul-kışlaya bile dine dayalı siyasetin sokulması,hatta dış politikadaki mezhepçi tutum…vs.

    •  
      06 anka 06 anka

      Düzeltme:Laz da değilim ama gecenin ilerleyen saatinde yorum yapınca tuhaf cümleler de kuruluyor :) Devletin dini olmaz elbette,çoğunlukla Müslüman halkı olan ve laiklik ilkesine göre oluşturulmuş devlet modelimizi kastediyordum.

    •  
      fatma gurman fatma gurman

      müslümanlardan oluşan toplumda devlete, dinen yasak olan ruhban sınıfının yeri veriliyor ve onun işlevleri yükleniyor…din işleri ile devlet işleri o yüzden asla ayrılamıyor, ısparmaça-kargaşa kaçınılmaz, devlet işi denir din işi çıkar, din işi denir devlet işi çıkar, gemi ilerleyemiyor, devlet ve toplumda örgütlenmelerin evrimi gerçekleşemiyor…diğer dinlerde ruhban sınıfı olduğundan onların yeri işlevi ayrı, devletin yeri ve işlevi ayrı olabiliyor,bunlar gerektiğinde bir arada elele gerektiğinde ise ayrılıp ayrı ayrı var olabiliyorlar ve birbirleriyle alışveriş halinde olduklarından birbirlerini değiştirip geliştirebiliyorlar…devlet, tecrübe edilebilen, değişebilen politik bilgiyi, din ise tecrübe edilemediği için inanç olarak kodlanan bilgiyi temsil ediyor…

    •  
      06 anka 06 anka

      ???????????? Haklısın Zalim,öyle dini bütün insanlarız ki,hayvanları bile tebligatta bulunup dine davet ediyoruz,elhamdülillah!! Ne yapalım el deliye hasret biz akıllıya!

Cevap Yazın


9 − = 4

FpsAgency