Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Serbest Kürsü
14 Şubat 2018
21:14
469 Kez Okundu

Değerli okurlarımız özel yorumlarınızı buradan paylaşabilirsiniz…

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Serbest Kürsü" yazısına 10 yorum yapılmış
  1.  

    Son treni beklemek…

    Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya’ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi.

    Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu.
    Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Saatler epey ilerledi ama yine bir hareket yoktu.

    Evin büyüğü olan hacıanneye sıkılarak sordum:

    “Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?”

    Hacıanne:

    “Evladım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz” dedi.

    Merak ettim, tekrar sordum:

    “Trenden sizin bir yakınınız mı inecek?”

    Hacıannenin cevabı inanılacak gibi değildi:

    “Hayır evladım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, ışığı yanan bir ev bulsun diye bekliyoruz.”

    Prof. Dr. Saffet Solak

    •  
      fatma gurman fatma gurman

      benim bizzat yaşadığım tam tersi…lapa lapa kar altında sokakta kaldım bavullarımla…lojmanı hemşirenin ailesi işgal etmiş, beni içeri almadılar, babası beni belinde çift tabanca ile karşıladı ve kovdu… anlatıp kimsenin canını sıkmak istemem…hatırladıkça içim halâ buz gibi olur…yurdum insanı çeşit çeşit…genelleme yapılamaz…belki coğrafya ile bir nebze ilişki kurulabilir…konya ovalık bir yer, bağ-bahçe-mevlevilik benim tayinim dağlık bir yere idi…dağ-taş-eşkiyalık…

  2.  

    2002 de akp iktidar olduğundan 2018 e kadar tarikatler cemaatler giderek güçlendi. f.gülen cemaati bunların en popüleri idi. çünkü bünyesinde liberal entelleri barındırıyordu ve bunlar şu veya bu şekilde toplumu yönlendiriyor akp iktidarını en demokrat iktidar göstererek cumhuriyet değerlerini TSK yı itibarsızlaştırmada iktidara çalışıyordu.
    diğer tarikatler fetö gölgesinde kalsada onlarda giderek güçleniyor fetö cü liboş entellerin gündemleri arasında bir iki çıkışlarla gündemi çeşitlendiriyorlardı.
    bu süreçte bölücü terörle balayı yaşanıyordu.güneydoğu kökenli hizbullah pkk ile ters düşsede akp den pek destek görmedi.çünkü öncelikli görevi BOP eşbaşkanlığıydı ve bu görev için o koltuklara oturtulmuştu.bunun içinde pkk parlatılıyordu.

    fetö nün devletin üst kadrolarını ele geçirmeleri yanında diğer tarikatlar daha alt seviyede kadrolaşıyorlardı.
    bir tarikate mensup bir bakan varsa özellikle o bakanlık kadrolarına yerleşiyorlardı.
    sonra gün geldi bizzat dışardan beslenen hatta cıa nin ortağı olan fetö kurduğu kumpaslarla mıntıka temizliği yapıp iyice güçlenince artık mal paylaşımına giriştiler. rte o zaman nasıl bir yılanla karşı karşıya olduğunu anladı. anında diğer tarikatlerin desteği ve fetö mağdurlarının desteği ile önce savunmaya sonra atağa geçti.
    bu süreçte bir yandan fetö ile mücadele ederken diğer yandan 17 25 aralık sonrası minimuma indirdiği cumhuriyetle hesaplaşmayı kademeli artırdı.tam bu arada hala muamma olan 15 temmuz dan sonra birde fetö karşıtlarınca desteklenerek güçlendi.
    fetö den kurtulunca fetö gölgesinde kendilerini ezik hisseden tarikat ve cemaatler birden itibar kazandılar liderlerinin abuk subuk söylemleri DİB den benzer fetvalarla desteklenince artık ipten kopmuş gibi esti savurdular. menzil, mahmut hocacılar süleymancılar giderek devlette etkili olmaya büyük ekonomik güç olmaya devam ettiler.
    ve geldiğimiz noktada eylem ve söylemleriyle rte için risk oluşturuyorlar. yakında seçim var. bu söylemler toplumda hatta akp tabanında huzursuzluk yaratıyor.
    bizzat diyanetin sapkın fetvaları diğer cemaat ve tarikatlerin, yıllardır ali rıza demircanın söylemleri sokakta açık kadınlara yapılan saldırıların cumhuriyette camiler genelev oldu gibi dehşet söylemler,fesli deli kadirin zehirli sözleri hoş görülürken toplumu sadece nurettin yıldz üzerinden sakinleştiriliyor.
    ancak son islamiyetin güncellenmesi sosyal ve ekonomik bakımdan büyük güç olup dahada güçlenmeye devam eden tarikat ve cemaatlere karşı bir savaş mı ilerleyen günlerde göreceğiz.
    15 temmuz kurgusundan sonra fetö ye karşı rte etrafında toplananlar gibi şimdide tarikatlere karşı onun safında yer almak gibi bir durumda çıkabilir.
    kısacası bu güncelleme olayı çok su kaldıracak.

  3.  

    çok hoşuma giti.içimi bir sıcaklık kapladı.umutlandım.
    Açık İstihbarat
    ‏ @acikistihbarat

    Türk kışı daha ne kadar sürecek?
    Duyuyor musunuz kirli karın altındaki ince kırılma seslerini;
    Hissediyor musunuz derindeki ince çağlamaları;
    Nice kardelenin hafiften göğe boyun uzatışını…
    Türk kışı ; yakındır, bahara dönecek.

  4.  

    Kızılyıldız ve Partizan isminde iki futbol takımı vardır.

    Bu iki takım birbirinden ölümüne nefret eder.

    Her maçta mutlaka olay çıkar hatta kan dökülür.

    Sebebi siyasidir.

    Bir tarafta Rus yanlısı rejim destekçisi Kızılyıldız, diğer tarafta hükümet karşıtı, muhalif Partizan.

    İki silahlı unsur birbirine o kadar sert girdi ki, ortada ne Tito kaldı ne Yugoslavya.

    Yugoslavya ‘ yı uçurumun eşiğine getiren Kızılyıldız anlayışı oldu.

    Paramparça Edip bölen ise Partizan anlayışı.

    Biz bu ülkede partizanlık yapanlara, ölümüne parti propagandası yapanlara, partilerini yaşam biçimi haline getirenlere öfkelenirken bir bildiğimiz vardı.

    Çok bilgilisiniz ya !

    Çok entellektuelsiniz ya !

    Ben herşeyi biliyorum deyip kendinize ve partinize laf söyletmiyorsunuz ya !

    Bir zahmet Yugoslavya ‘ nin nasıl parçalandığını, nasıl bu hale düştüğünü araştırın.
    Parcalandiktan sonra Boşnak, Hırvat , Arnavut ve Sırpların ne hale geldiklerine bakın.

    Acıyorum zihniyetinize.

    Partim ,liderim, genel başkanım zart zırt.

    Devam edin.

    Bir gün Yugoslavya gibi olduğumuzda merak etmeyin.

    O gün geldiğinde ilk olarak siz katledileceksiniz.

    Sizi gidi gözünü parti bürümüş Partizan taraftarları sizi.

    (Alıntı)

  5.  

    bugün hilafetin kaldırılmasının yıldönümü. konuyla ilgili bir paylaşım vardı.onu aynen alıyorum.

    Yılmaz Karahan‎

    TÜRK DİL KURUMUNA ELEŞTİRİ
    ———-
    TDK, “Halife” kelimesinin açıklamasını şöyle yapmış:
    “Hz. Muhammed’in vekili olarak, Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse.”
    Bu açıklama da, “Hz. Muhammed’in vekili olarak” tanımı yanlıştır. Çünkü Peygamberlerin vekili olmaz. Vekil, asilin tüm yetkilerine sahip olan kişi demektir. Asil görevine döndüğünde, vekilin görevi biter. Halifelik, tüm Müslümanların yönetimini ve koruyuculuğunu üstlenen bir kurumdur. Aynı zamanda İslam Devleti’nin başkanlığıdır. Hz. Muhammed (sav) den sonra, Devlet işlerinin devam etmesi ve Müslümanların yönetimi için istişare ve seçim yoluyla hilafet makamına ilk dört halife gelmiştir…
    Hz. Ali’nin Şehit edilmesinden sonra, hilafet Emevîlere geçmiştir. Emeviler devrinden itibaren halifelik babadan oğula geçmeye başlamıştır. Eğer halifelik vekalet gibi iddia edilirse, o zaman Yüzün üzerinde olan halifeler içinde Emevî, Abbasi ve Osmanlı dönemlerinde hilafet makamında oturan kişilerden bazılarının nefsi ve akli dengelerinin bozukluğu nasıl izah edilecek?
    Lütfen bilmeden cehalete ve yanlış yönlendirmelere hizmet etmeyelim.
    YILMAZ KARAHAN

  6.  

    bugün twiiterde çok hoş bir paylaşıma rastladım.altına yazılan yorumlarla çok güzel bir diziye dönüşmüştü.sizinle paylaşmak istedim.
    ***
    Muhammed Ali,
    Ne bileyim,sen başım belada diyince ben de hukuk okudum.
    ***
    sef the düş hekimi
    Ne bileyim,sen hastayım diyince ben de tıp okudum.
    ***
    august landmesser‏ @azyazarozyazarr

    Ne bileyim, insanlar böyle olunca ben de Psikoloji okudum.
    ***
    bunlar paylaşımın altına yazılan yorumlar.

    sekersiztiryaki
    ‏Ne bileyim, sen hayvan gibi davranınca bende Veterinerlik okudum .
    ***
    ????
    @betulaltprmk49
    Ne bileyim toplum böyle olunca ben de sosyoloji okudum
    ***
    Salih
    Ne bileyim insanlık böyle olunca benim hiçbişey okuyasım gelmiyor…
    ***
    Eda Bayram
    Ne bileyim senin bı dediğin bı dediğini tutmayınca ben de okuyamadım
    ***
    Biscolata Kızı
    Ne bileyim, çocukları suistimal eden, kadına şiddet uygulayan O.Ç lerle aynı ülkede yaşayınca ben de Sosyal Hizmet Uzmanı oldum.
    ***
    M YILDIZ ‏
    Ne bileyim, insanlar sürekli paranın nereye gittiğini sorunca ben de maliye okudum
    ***
    Buğra Şat

    Ne bileyim Ülke teknolojiden uzak kalınca bende Bilgisayar okudum.
    ***
    mervokk

    Ne bileyim her şey parayla olunca ben de mühendis oldum

    ***
    muART
    O zaman benimde baytar olmam lazımmış ????

    ***
    Lale Karakaya
    Ne bileyim, kodları bozuk diye bilişim okudum.
    ***
    DOĞUKAN
    Ne bileyim, insanlar böyle aç gözlü olunca gastronomi okudum ben de
    ***
    Tava Sapı
    Ne bileyim sen mutluluktan uçmak isteyince bende pilot oldum ✈️????‍✈️
    ***
    gcan can
    Ne bileyim açım diyince ahçı oldum ????????‍????
    ***
    Tarih_Fikir_Kültür
    Ne bileyim, insanlar böyle olunca ben de arşivci oldum.
    ***
    Meral Çağıl
    Ne bileyim sen spora yazılayım deyince bende Besyo okudum.
    ***
    Moody Moon
    Ne bileyim,apartmanlarda hâlâ inşaat yazılı olunca ben de mimar oldum.
    ***
    Sergen
    Ne bileyim, toplumda bu kadar cahil olunca ben de öğretmen oldum..
    ***
    BASTET
    Evet haklılığını bir kere daha gördüm

  7.  
    Özgürce Özgürce

    Sayın Feza Tiryaki’nin facebook sayfasında gördüm ve sizinle paylaşmak istedim. Şöyle yazmış Feza hanım.
    *
    Feza Tiryaki kendi gönderisini paylaştı.
    26 Şubat, 23:59 ·

    (Acaba kayıtlar silinmiş mi? Yok duruyor. Kopyaladım. Arşiv affetmez! Bizlerin, deliler gibi çırpınarak, Gülen’in, yandaşlarının Atatürk düşmanı bu iblislerin Cumhuriyete, dilimiz Türkçeye kötülük ettiğini anlattığımız günlerde koskoca Rıza Zelyut meğer çoktan hapı yutmuşmuş… Geleceği görememiş, kötüyü sezememiş…)
    *

    En büyük milliyetçi Fethullah Hoca
    Türkiye’deki en önemli milliyetçi kuruluş; MHP gibi görünse bile bu biraz aldatıcıdır. Çünkü; MHP; siyasal milliyetçidir. Halbuki kültür milliyetçiliği; modern devletleri oluşturan ana damardır. İşte o kültürü yeniden yaratan ve taşıyan güç de dildir.
    Bugün Avrupa havzasında var olan modern devletler ile Birleşik Amerika; belli bir dili temel alarak kurulmuş devletlerdir. Çünkü dil; bir milletin bütün manevi değerlerini geçmişten geleceğe aktararak toplumu bir arada tutar. Fransa, Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya gibi büyük devletleri; bu milletlerin dilleri yaratmıştır. Fransa, 6 etnik dili tek dil haline getirerek devletleşebilmiştir.
    Millet olmak, milli varlığı sürdürmek o milletin dilini kuvvetlendirmekle mümkündür.
    TÜRKÇE MÜCAHİDİ
    İşte bu açıdan bakıldığında Fethullah Gülen’in ve onun topluluğunun (Orası artık bir cemaat olmanın da ötesine geçmiştir) Türk Milleti’nin kimliğinin yaşatılması ve geleceğe aktarılması açısından öneli bir hareketi yıllardır yürüttüklerini görmektesiniz. Bu hareketin başlangıcını uluslararası nitelikte kurulan okullar oluşturmuştur.
    Pek çok Gülen karşıtı; bu okulların siyasi bir amaç için kurulduğunu söylemektedir. Olabilir… Görüntünün bir bölümü de öyle bir izlenim veriyor.
    Amma bu okullar sayesinde, dünyanın pek çok ülkesinde bölgesel anlamda bile olsa Türkçe, okullardaki eğitim dilinin bir parçasını oluşturuyor.
    İş bununla da kalmıyor.
    Şimdi Türkçe Olimpiyatları düzenletiyor Sayın Gülen. Bu seneki olimpiyatlar Türkiye’nin birçok şehrinde sergilendi. Bu etkinlikler; anadilimize olan ilgiyi kuvvetlendiriyor.
    MUARIZ OLARAK…
    Ben ki bir Fethullah Gülen muarızı olarak ne yapacağımı şaşırdım…
    Yapılan iş gayet güzel amma yaptıran ile aramızda karakedi var…
    Yazsak; “Bak bu da Fethullahçı oldu!” diyecekler.
    Zaten bu konudaki sicilimiz iyi değil.
    1997 yılında Kazakistan ve Rusya’daki Türk okullarını gezmişiz, “Bir Tuğla da Benden” başlığı altında Akşam Gazetesi’ndeki köşemizde övmüşüz.
    Kendilerinden en iyi yazar ödülü bile almışız. Ammaaaa! 1998′de Hoca’nın malum kaseti ATV’de yayımlanınca ipleri koparmışız…
    Ve gelmişiz bugüne…
    MİLLİ GÜNAH
    Sayın Gülen; Türkçe Olimpiyatları için gönderdiği mesajında demiş ki:
    -Türkçe’yi güzel kullanmamak milli günahtır.
    Sadece bu cümle bile onun gerçek bir milliyetçi olduğunu gösteriyor.
    Maalesef, bugün Türkler’in önemli bir bölümü, “Türkçe’yi bilmemeyi biliyor” Sonunda da karşımıza da gerçekten komik laflar çıkıyor.
    Örnek mi birkaç tane buyurun:
    Cuma günü Vatan yazarı Ruhat Mengi köşesindeki yazılarından birisine şöyle bir başlık atmıştı: “Bir Bebek Kedi Elinizde Öldü mü Hiç?”
    Eğer arızayı anlamadı iseniz yüksek sesle okuyun; kulağınıza takılacaktır. Sayın Mengi; “bebek kedi” diye bir şey icat ediyor. Onun doğrusu “kedi yavrusu”dur.
    Başka bir örnekte; tv muhabiri bir çiftlikten haber aktarıyor. “Koyunlar doğum yaptılar.”
    Doğum yapmak insana özgüdür; koyunlar ancak ve ancak “kuzular”
    At; kulunlar, koyun kuzular, inek buzağılar… Bu hayvanların doğurmasını anlatan terimler; onların yavrularına verilen isimlerden türetilmiştir.
    Başka bir köşe yazarı, “bahçeme bu sene meyve fidanları ektim.” diyor.
    Efendim; fidan ekilmez; dikilir; ancak tohum ekilir.
    Köşe yazarı arkadaşlar! Millet sizi okuyor, sizden öğreniyor; böylece yanlışlarınız yaygınlaşıyor. Lütfen takıldığınız Türkçe konularında “ana”nıza sorun; o size nasıl söyleneceğini öğretecektir.
    Dilimizin hızla kısırlaştığının bir başka örneği daha.
    Dizi filmde yakışıklı oğlan; evin kapısı önünde durmuş; kız yanından ayrılıyor. Kız, elini hafiften sallayıp “Hoşça kal!” diyor. Oğlan cevap veriyor: “Hoşça kal!”
    Ayıptır ayıp ey senaryo üstadları! Ayrılan insan, kalana “Hoşça kal!” der; kalan ise ona “Güle güle!” veya “Selametle git!” gibi bir şey söyler.
    Artık en basit görgü kurallarını bile dillendiremez hale gelen şu Türkiye’de, Fethullah Gülen’in yürüttüğü Türkçe hamlesi; gerçekten de önemlidir. Bu yüzden de biz onu en büyük milliyetçi ilan ediyoruz.
    Güneydoğu’da Gülenci kuruluşlara yapılan saldırıların altında bu gerçek yatıyor olmasın?
    Rıza Zelyut / Güneş Gazetesi
    http://www.gunes.com/yazarlar/-/en-buyuk-milliyetci-fethullah-hoca-43488#.T0oCQYI_F3E.facebook

    •  
      fatma gurman fatma gurman

      feto’yu beğenmeyen bir ünlü veya zengin var mı ??? olamaz…onu beğenmeyenlerin ise hemen hepsi marjinalleştirilmiş, itibarszlaştırılmışlardır…onlara hiç bir köşe başında rastlamak mümkün değildir…arayanın arka sokaklara, mezarlıklara, kuytulara bakması gerekir…

  8.  

    Gönül Kerinçsiz

    İŞTE SİZE GERÇEK SOYKIRIM
    (HOCALI KATLİAMI)
    26 Şubat 1992′de Hocalı’da yapılan katliam hukuki anlamda tam bir soykırımdır.
    Soykırım suçlarında zamanaşımı işlemez.
    CMK’nun 13.maddesi yabancıların Türkiye’de yargılanmasına imkan tanımıştır.
    2006 Yılında Büyük Hukukçular Derneği, henüz hayatta bulunan Ermenistan Devlet Başkanlığı yapmış Serj Sarkisyan ve katliamcı çetesi hakkında şikayette bulunmuş ancak FETÖ’nün karargahı olan Beşiktaş Adliyesi engelini aşamamıştı.
    Bugün bir çok sivil toplum örgütünün önderliğinde toplanacak binlerce imza ile yapılacak şikayet sonucu Türk Mahkemesinde açılacak Hocalı Soykırım Davası, 24 Nisan’ı her yıl şantaj ve baskı aracı olarak kullanan Ermenistan ve Ermeni Diasporasına karşı etkin bir araç olarak kullanılabilir.
    Katiller hala yaşıyor iken bu fırsatın kaçırılmaması gerekir.
    Çünkü öldüklerinde bu davanın açılması mümkün olamayacaktır.

Cevap Yazın


9 + = 15

FpsAgency