Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
İkinci 36. Paralel Kazığı: Güvenli Bölge
29 Ocak 2018
22:19
115 Kez Okundu

maliguler

Suriye’nin siyasal birliği ve toprak bütünlüğü, en çok Türkiye’nin temel hedefi olmalıdır. Zira Türkiye “Irak’ın birliğinin Türkiye’nin birliği” olduğunu 25 yılda görmüş, 6 yıldır da “Suriye’nin birliği Türkiye’nin birliğidir” gerçeğiyle karşı karşıyadır.

Ancak Türkiye ne yazık ki, değil bu gerçeği anlayacak, tersine bu gerçekle çarpışan bir iktidar tarafından yönetilmektedir!

AKP iktidarının Rusya ile normalleşmesi sonrası bile Suriye politikasının sorunlu ve eksikli yürütülüyor olması, en baştaki bu yanlışın hâlâ sürüyor olmasındandır!

TÜRKİYE’Yİ KÜRTLERLE GENİŞLETME STRATEJİSİ
AKP iktidarının temel hedefi, en başında beri Suriye’nin parçalanmasıdır. AKP böylece birincisi Kuzey Suriye’yi fethederek Halep’i 82. il yapacaktır, ikincisi de Şam’a ihvan rejimi monte edecektir!

AKP aynı şekilde Irak’ta da Kerkük ve Musul’u 83. ve 84. il yapmak istemiştir. Bu nedenle Bağdat yönetimine rağmen Erbil’le anlaşmış, Irak’ın petrolünü Erdoğan-Barzani ortaklığı üzerinden dünyaya satmaya kalkmışlardır.

Dahası, AKP’nin içeride yaptığı Kürt Açılımı da işte bu stratejinin gereğidir. AKP’ye göre Türkiye Kürtlerle genişleyecektir. İçeride PKK ile anlaşan AKP, Suriye’nin kuzeyinde PKK’nin kantonlarıyla, Irak’ın kuzeyinde de Barzani otonomisiyle “büyümek” istemektedir.

Oslo görüşmeleri, Öcalan’la yapılan İmralı pazarlıkları, PYD lideri Salih Müslim’le yapılan “özerkliğinize karışmayız, yeter ki Esad’ı yıkmamıza yardım edin” müzakereleri, Barzani peşmergelerine Türk toprakları üzerinden Suriye’ye geçiş yaptırılması gibi uygulamalar, hep “Türkiye’nin Kürtlerle genişlemesi” stratejisinin gereğiydi.

Dahası Erdoğan’ın döne döne Lozan’ı hedef almasıve Lozan karşıtlığı düzleminde Misakı Millicilik(!) yapması da bundandır.

Güya Misakı Milli sınırları içinde kalan topraklar Lozan’da verilmiş, şimdi AKP o toprakları almaya çalışmaktadır!

ABD’NİN TÜRKİYE HİMAYESİNDE KÜRDİSTAN PLANI
Oysa “Türkiye’nin Kürtlerle genişlemesi” bir Pentagon projesiydi. “Türkiye himayesinde Kürdistan” adı altında Özal’a kabul ettirilmiş bir plandı bu.

ABD’nin hedefi basitti, “Büyük Kürdistan” için en az maliyetli yöntem “Türkiye himayesinde Kürdistan” planıydı: ABD tek tek Kürdistan parçalarına korumalık yapacağına, bunu Türk hâkim sınıflarının önüne petrol havucu koyarak Türkiye’ye yaptıracaktı. Türk Ordusu’nun kanatları altında İran, Irak ve Suriye’ye karşı korunan Kürdistan parçaları da en sonunda “Büyük Kürdistan” olarak Türkiye’den kopacaktı!

İşte bu nedenle dün Irak’ın toprak bütünlüğü, Türkiye’nin toprak bütünlüğü anlamına geliyordu. İşte bu nedenle bugün Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye’nin toprak bütünlüğü anlamına gelmektedir!

Dahası o toprak bütünlüğü için de önce Irak’ın ve Suriye’nin siyasal birliği gerekmektedir!

KREMLİN’İN ARŞİVDEKİ TESPİTİ
Şu anda sahada ne yazık ki bunlardan hiç ders çıkarmamış bir “devlet aklı” operasyona kumanda etmektedir. AKP hâlâ Suriye’den toprak kapmak peşindedir!

Bu hedefini perdelemek için de zaman zaman “kimsenin toprağında gözümü yok, Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz” demektedirler.

Ancak ısrarla belirtik, tekrar pahasına söyleyeceğiz: Suriye’nin toprak bütünlüğünü gerçekten savunuyor olmanın göstergesi çok basittir: Suriye yönetimiyle anlaşmak!

Fakat Erdoğan yönetimi bunu yapacağına döne döne Esad’ı katil ve terörist ilan etmekte, Esad’ın Suriye’nin geleceğinde yerinin olmadığını savunmaktadır.

Bu durum, sadece Şam’da değil, Moskova ve Tahran’da da derin kuşkular yaratmaktadır. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un “Türkiye iki Kürt bölgesinin arasında kalan toprakları Suriye’den koparmak istiyor” sözleri, bir görüş olmaktan çok bir veri olarak Kremlin’in arşivinde tutulmaktadır! (sozcu.com.tr, 10 Şubat 2016)

Dahası Erdoğan yönetimi, her söylemiyle Lavrov’un bu tespitini haklı çıkarmaktadır:

Örneğin ErdoğanKuzey Suriye Misakı Milli sınırları içindedir” demektedir! (hurriyet.com.tr, 11 Ocak 2018)

Örneğin Erdoğan Afrin operasyonundan önce “Bölge politikalarımızı ABD ile birlikte yürütmek istiyoruz” demektedir! (Sputnik, 13 Ocak 2018)

Örneğin Erdoğan Afrin operasyonu başladıktan bir hafta sonra “Biz ABD’yle beraber bu işleri yürütelim istiyoruz” demektedir! (cumhuriyet.com.tr, 26 Ocak 2018)

Ve örneğin Erdoğanların “yerli ve milli” ilan etikleri ÖSO temsilcileri de bu arada Washington’a gidip Beyaz Saray Ulusal Güvenlik danışmanlarına “İran’a karşı bizi kullanın” diye yalvarmaktadır! (haberturk.com, 19 Ocak 2018)

Örneğin İçişleri Bakanın Süleyman SoyluAzez’de, Cerablus’ta, Mare’de kaymakamımız, emniyet müdürümüz, jandarma komutanımız var” demektedir! (tr.sputniknews.com, 28 Ocak 2018)

Sadece Azez, Cerablus, Mare mi?

Daha dün İdlib’de Ankara ile Moskova’nın karşı karşıya kalmasının nedeni neydi? AKP’nin başta Nusra temsilcileri olmak üzere çeşitli cihatçı grup temsilcilerini 17-18 Eylül 2017 tarihinde Türkiye sınırında toplayarak 425 üyeli bir Meclis kurmasıydı! O meclisin 2 Kasım 2017’de kendi içinden bir “Milli Selamet Hükümeti” ilan etmediydi!

2. ORDU VE 2. HÜKÜMET KURMAK, PARÇALAMA NİYETİDİR!
Açıktır: Suriye Ordusu’na karşı Özgür Suriye Ordusu kuran, ele geçirdiği topraklarda meclis inşa eden, yerel hükümet kuran, kaymakam ve emniyet müdürü atayan bir anlayış toprak bütünlüğünü değil, parçalamayı ve toprak kapmayı savunmaktadır!

AKP’nin bunca şeye rağmen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’dan gelen “Suriye sınırı boyunca birlikte 30 km derinlikli bir güvenlik bölgesi kuralım” teklifini, şartlı değerlendirmeye alması, bu hedefin gereğidir!

Zira bu “güvenlik bölgesinin” gündeme geldiği 2013’ten beri AKP ABD’ye “benden yana mısın, PYD’den yana mısın” diye sorarak pazarlık yapmaktadır!

Erdoğan’ın başdanışmanlarından Gülnur Aybet’in şu sözleri ABD’yle yeninden işbirliği için ne kadar hevesli olduklarını göstermektedir: “ABD önümüzdeki günlerde bizi tatmin edecek çözümler ortaya koyacak. 30 km’lik güvenli bölge gibi, buna benzer daha çok şey gelebilir.” (tr.sputniknews.com, 26 Ocak 2018)

SURİYE TOPRAĞINI HA PYD’YE HA ÖSO’YA VERMEK!
3 yıldır söylüyoruz: 1) Yanlış adamla, doğru iş yapılmaz! 2) Suriye’yle anlaşmadan problem çözmeye kalkmak, yeni problemler yaratır! 3) İncirlik ABD uçaklarına kapatılmadan sahada ABD projesi bitirilmez!

Irak dersleri ortadadır: Türkiye karşı çıktığı Irak Kürdistanı’na, döne döne müteahhit yapıldı! Irak Kürdistanı Türkiye topraklarındaki İncirlik Üssü’nden korundu ve inşa edildi! Türkiye ABD’nin 36. paralel kazığını, PKK’yle mücadele havucu üzerinden yedi! Güya Saddam Hüseyin’e sormadan Irak’ı girip girip PKK’ye operasyon yapıp örgütü bitireceklerdi!

Şimdi Türkiye ABD’nin ikinci 36. paralel kazığıyla karşı karşıyadır: 30 km derinlikli güvenli bölge!

ABD’nin Suriye’yi parçalayıp kuzeyini PYD’ye vermesiyle, AKP’nin toprak kapıp ÖSO’ya vermesi arasında, sonuçları bakımından hiçbir fark yoktur: Çünkü Suriye’nin parçalanması, son tahlilde Suriye Kürdistanı demek olacaktır!

Dün Irak’ta havuç Kerkük petrolleri ve Türkmen bölgesiydi, bugün Suriye’de havuç Halep ve Türkmen bölgesi. “Kızıl Elma” işte bu havucun gereği olarak iç kamuoyuna dağıtılmaktadır. Fakat önemle belirtelim: Bugün Suriye’nin kuzeyinde “Türkmen otonomi bölgesi” kurma hevesi taşımak, dün Irak’ın kuzeyinde “Türkmen otonom bölgesi” kurma düşüncesinden çok daha hayalidir!

Komşularımızı bölüp Kürt ya da Türkmen etnikçiliğine dayanan devletçikler kurmaya kalkmak, Türkiye’nin parçalanmasına hizmet eder!

Kürt sorunu, emperyalizmin bölge ülkelerini parçalanmasıyla değil, emperyalizme rağmen bölgesel birlik kurularak çözülür.

ABD ve işbirlikçilerine rağmen, Kürtlerin de yararını gözeten Türk-Kürt-Arap-Fars birlikteliği en sonunda kazanacaktır!

ABC GAZETESİ

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


8 − 6 =

FpsAgency