Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
KÜRDİSTAN REFERANDUMUNUN MALİ SPONSORU: AKP
21 Eylül 2017
14:01
67 Kez Okundu

maliguler

Önemli bir gelişme olmazsa, Barzani 25 Eylül’de bağımsızlık referandumunu yapacak gibi görünüyor. Ancak her şey olabilir. Zira ABD-İngiltere’nin devreye girmesi sonrasında Bağdat ile Erbil arasında bir kapı açılmış ve o kapıda Irak Petrol Bakanı üzerinden hâlâ pazarlıklar yapılmaktadır.

Peki referandum konusunda AKP hükümeti “tam olarak” ne düşünüyor? Yanıtı referandumdan üç gün önce(!) yapılacak MGK toplantısı sonrasında öğrenebileceğiz!

Oysa ciddi bir devlet, tavır ilanını son üç güne bırakmaz ve referandum sonrasında ne yapacağından önce, bizzat referandumun engellenmesini önüne hedef koyardı.

AKP Hükümeti referandumu engelleyebilmek için herhangi bir tedbir almadı. Habur sınır kapısını kapatmak, Barzani’nin Türkiye’deki şirketlerinin faaliyetlerini askıya almak, petrol akışını en azından kısmak gibi önleyici tedbirlere başvurmadı.

22 Eylül’den itibaren ilan edilecek bir tavır, içeriği dolu bir tavır olsa bile, gecikmiş bir tavır olarak etkisini yitirecektir. 
Peki Türkiye neden gecikti? Anlatalım. Ama önce “nereden çıktı bu referandum” sorusunu kısaca yanıtlayalım.

BARZANİ’NİN REFERANDUM MANEVRASI 

Bağımsızlık referandumu, birincisi KDP düzleminde, ikincisi de Kürt bölgesi düzleminde ele alınabilir.

KDP düzleminde durum şudur: Mesut Barzani siyaseten sıkışmış durumda. 2004 ve 2009 yılında kazandığı başkanlık seçimleri sonrası yasa gereği süresini 2013’de doldurdu. Ancak Barzani koltuğunu bırakmadı. Türkmenlerin de desteğiyle başkanlık süresini iki yıl uzattı. Fakat koltuğunu 2015 yılında da bırakmadı ve siyasi kriz hâlâ sürüyor.

Üstelik 2013 seçimleri sonuçları Kuzey Irak’ta KYB’den kopan Goran’ı ikinci parti durumuna yükseltmiş ve Kürdistan İslami Birliği de beklenenden çok sandalye kazanmıştı.

İşte bu koşullarda Barzani Ocak 2016’da partileri topladı ve hepsinin önüne “referandum” hedefi koydu. İşte bu manevrayla da koltuğunda oturmaya devam ediyor!

140. MADDE VE KERKÜK’ÜN İŞGALİ

Kürt bölgesi düzleminde ise durum şudur: Irak Anayasası’nın tartışmalı bölgeleri ilgilendiren 140. maddesi referandum kararının ana nedenidir. O maddeye göre 2007 yılı sonuna kadar Kerkük başta tartışmalı bölgelerde nüfus sayımı yapılacak ve nihai statü belirlenecekti. Ancak o süreçteki Şii-Sünni çatışması başta olmak üzere pek çok nedenle nüfus sayımı yapılamadı. Fakat bu süreçte Barzani hem tartışmalı bölgelere Kürt nüfus kaydırdı hem de tartışmalı bölgelerdeki yerleşimcileri göçe zorladı.

IŞİD’in ortaya çıkması ise en çok Barzani’ye yaradı. IŞİD 9 Haziran 2014’te Musul’u işgal etti, Barzani-Talabani ise bunu fırsat bilip 10 Haziran’da Kerkük’ü ele geçirdi.

O tarihten bu yana Barzani IŞİD’den arındırılmış bölgeleri kendi denetimine geçiriyor. (“IŞİD: Kara Terör” kitabımızda anlattığımız Obama’nın IŞİD strateji tam da buydu: IŞİD’den kurtarılacak bölgelerde Kürt egemenliği ilan edilecek!)
Barzani bu stratejinin getirdiği kazanımın ardından “140. madde zaten gerçekleşti, artık bunun üzerine konuşmayacağız” dedi! Yani tartışmalı bölgeleri ele geçiren Barzani, “tartışmalı bölgelerin statüsü belirlendi” demiş oluyordu!

AKP-KDP KAÇAK PETROL ANLAŞMASI

Barzani kendi cephesinden haklıydı. Zira Kürdistan’ın bağımsızlık ilan edebilmesi için iki temel şartın gerçekleşmesi gerekiyordu: Kerkük’ün ele geçirilmesi ve Doğu Akdeniz’e açılmak. 

Zira Kerkük petrol bölgesiydi ve petrolü olmayan bir Kürdistan yaşayamazdı. Kerkük petrolünü Doğu Akdeniz’e bağlanarak pazara açma şartı da kısmen AKP’nin yardımıyla giderildi!

Şöyle: AKP hükümeti Bağdat’a rağmen Erbil’le “petrol anlaşması” yaparak Barzani’ye referanduma giden yolu açmış oldu! 

Barzani Irak’a ait petrolü kendi petrolü gibi tankerlerle Ceyhan’a yolluyor, AKP hükümeti de o “kaçak petrolleri” gemilerle İsrail’e satıyordu! Zaten bu tür kaçak alışverişler için en uygun adres İsrail’di. Diğer yandan miktar artıkça, Malta açıklarında gemiden gemiye petrol sevkiyatı yapılarak Bağdat’a ait kaçak petrollere yasal kimlik kazandırılmaya çalışıldı. (Bu arada referandum nedeniyle hazırlanan istihbarat raporuna göre PYD, Suriye’nin kuzeyinde çıkardığı ham petrolü KDP’ye satarak gelir elde ediyor. (Aydınlık, 18 Eylül 2017) Dolayısıyla Barzaninin petrolünü alıp satan AKP Hükümeti, PYD’nin petrolünü de alıp satmış oluyor!)

50 YILLIK STRATEJİK ANLAŞMA 

AKP Hükümeti neden referandum konusunda net bir tavır ilan etmiyor ve bunu son 3 güne bırakıyor? Türkiye neden referandumu engelleyecek tek bir tedbir bile almıyor?

İşte yanıtı bu petrol alışverişindedir. Zira bu alışveriş sıradan bir alışveriş ve anlaşma değildir. İmzalandığında Neçirvan Barzani’nin “50 yıllık stratejik anlaşma” dediği bir anlaşmadır.

O nedenle Dışişleri Bakanlığı referandumla ilgili yayınladığı resmî belgede “IKBY’nin anayasal anlaşmazlıklara dayanan meşru talepleri…” demekte, o nedenle konu kendisine sorulduğunda Erdoğan “duygusal çıkışlar yapmamalıyız” demekte, o nedenle Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu “referandumu durdurmak için güç kullanımı söz konusu değil” demekte ve o nedenle Türkiye’nin referandum tavrı, referandumdan 3 gün önce yapılacak MGK toplantısına bırakılmaktadır!

Özetle 22 Eylül’de MGK’den referandum konusunda nasıl bir tavır ilanı çıkarsa çıkın, AKP Hükümeti fiilen referandumun mali sponsorluğunu yapmış oldu!

ABC GAZETESİ

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


3 − = 0

FpsAgency