Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
AYI
04 Eylül 2017
00:37
378 Kez Okundu

Ömer Özkaya

Ayı, ininden çıkmaya hazırlanıyor. Gidişat, Ayı’nın yakında harekete geçeceğini gösteriyor. Ayı, İngiliz’lerin (İngiltere anlaşılmasın) kurduğu oyunun farkında. İngiliz’ler, Ayı’yı ABD’yle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Kolombiya Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümü profesörlerinden Robert Legvold’a göre,”Uluslararası ortam, ABD’li ve Rus liderlerin ayaklarının altından kayıyor. Karşı karşıya oldukları meydan okuma, halen onların farkında olduklarından çok daha büyük.” (http://eng.globalaffairs.ru/valday/Into-the-Unknown-US-Russian-Relations-Unhinged-18675)

İngiliz’ler, Ayı’yı ABD seçimlerine müdahale etmekle suçluyorlar, oysa ABD seçimlerine Ayı’nın bir müdahalesi olmadı, müdahale içeridendi. Plan, ABD’nin Ayı’yla ilişkilerini bozması üzerine kurulu. Ayı’ya intikamının peşinden gitmesi, ABD’ye ise Orta Doğu’daki hesaplarının bozucusunun Ayı olduğu söyleniyor.

KKTC Cumhurbaşkanlığı Müzakere Heyeti Danışma Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Ata Atun’a göre “İngilizlerin politik dili biraz farklıdır. Ne vücutları gerçeği konuşur, ne de ağızlarının içindeki dilleri.  Davranışlarını iyi analiz etmek gerekir, ne demek istediklerini tam olarak anlayabilmek için. Ne söyledikleri çok önemli değildir. Vücut dilleri ile ima ettikleri de. Önemli olan, zamanlamaları ve yaptıkları davranışın hangi olayla ilgisi olduğunu tanımlayabilmek ve ne söylemek istediklerini anlayabilmektir.” (Ata Atun’un 3 Nisan 2015 tarihli, “Hammond’un Kıbrıs Ziyareti (1/2)” başlıklı yazısı)

İngiliz’ler eski günlerin özlemi içerisindeler. Eskiden İngilizler istediklerini istedikleriyle, istedikleri an kolayca karşı karşıya getirebiliyorlardı. Eskiye kıyasla bugün İngiliz’ler oyun kurma becerilerini önemli ölçüde kaybetmiş durumdalar. Hizmet ettikleri felsefe de -Nihilizm, başta devlet olmak üzere bütün otorite ve kurumların ortadan kalkması gerektiğini savunur, her şeyi, her gerçeği ve değerleri inkâr eder, metafizik ve ahlaki güçleri yok sayar, hiçbir düzen tanımaz. Nihilizm’e göre “Öncelikle elimine edilmesi şart olan, Allah’tır”- çöktü.

Ayı’nın, İngiliz’lerin oyunlarını boşa çıkarmak için ince istihbarat operasyonları yapması muhtemel. İngilizler, eski günlerdeki gibi hâlâ büyük operasyon yapabileceklerine inanıyorlar ancak o günler geride kaldı, savaşı da, yıkmaya, yok etmeye çalıştıkları “devlet” kazandı. Zamanında dünyanın en büyük güçlerinden biri olan İngiliz’lerin artık eskisi gibi operasyon kabiliyetinin olmadığını, birçok imparatorluğun sonunu getiren kibir ve “büyüklük hastalığı”nın onları da zaafa düşürdüğünü Ayı biliyor.

“Politik ahlak övgüye layıktır ancak amaca ulaşmak için gözardı edilebilir, siyasetin ahlaka ihtiyacı yoktur” diyen kalıp düşünce, İngiliz siyaseti olarak hep benimsendi. Bugün de etnik, dini ve benzeri ayrılıkları körüklemek hâlâ kazandırıyor. Uluslararası ilişkilerde vicdan, merhamet, adalet gibi kavramlar birer değer değil, güçlü olanın oynadığı kâğıttır. 

Uluslararası ilişkilerde operasyonlar anında güçlüler anlık zayıf düşmelerde psikolojik üstünlük sağlamak için adalet, vicdan, merhamet, insan hakları der. Üstün duruma geçince bunların tam tersini en yoğun şekilde icra eder. Yine uluslararası ilişkilerde güçlü devletler adalet, vicdan, merhamet, özgürlük, insan hakları gibi kavramları, üstünlüğünü pekiştirmek veya      rakiplerini çözmek için kullanır.

İngilizler, Ayı’yı ABD ile karşı karşıya getirebilirse, ABD, Ayı’yla ilişkilerini bozarsa kazanan İngilizler olur. Ayı, ABD’nin İngilizler tarafından etki altına alınmasından endişeli.

Ayı, İngiliz’lerin istihbarat operasyonlarından kaygılı. İngilizler istihbarat alanında oldukça iyiler. İstihbaratı en eski örgütler kadar rafine olan İngilizler, ABD’nin oyun kurma alameti olarak ileri sürdüğü “bir yabancı ülkede ahalinin istenilen yöne sevki” konusunda da çok iyiler. İstihbarat alanında, Almanya’dan, İsrail’den, Fransa’dan ve hatta ABD’den daha ileriler.

Peki İngilizleri istihbaratta bu kadar iyi yapan ne, çok çalışmaksa, diğerleri çalışmıyor mu? Onları bu kadar iyi yapan; maddi şartları en ileri seviyede yerine getirmenin yanı sıra önemli ezoterik gruplarla irtibatlı olmaları. Kadim ezoterik gruplar, insanla rekabetinde İngiliz’lere inanılmaz üstünlükler sağlıyor. Riayet ettikleri ilim sayesinde bu irtibatı çok uzun yıllar önce elde ettiler.
Ayı ise İngilizlerden istihbaratta çok daha iyi. Peki Ayı, dünyasal şartları yerine getirmenin yanı sıra başka ve sıra dışı yaklaşımlara sahip olan İngiliz’lerden daha iyi olmayı nasıl sağlıyor? Ayı istihbaratta İngilizlerden iyi olmayı okült gruplarına borçlu. Türkler de istihbaratta İngiliz’lerden iyi, onlar da bunu Horasan Erenleri’ne borçlu.
İngiliz’lerin, operasyon yapma kabiliyeti, ettiklerinden dolayı zayıfladı. Başta müttefiklerine müttefikliğe uymayan davranışları, etrafına topladığı ülkeleri köle-asker ve mal kaynağı kaynak olarak görüp sömürmek, insanlara zulmetmek, eline geçen fırsatları insanlığın aleyhine kullanmak, ulusal arzuları şiddetle bastırmak, ordularını işgal gücü olarak kullanmak İngiliz’lerin eskiye nazaran küresel etkilerini tamamen bitirmese de azalttı.
Ayı ile İngiliz aslında müttefikler ve aralarındaki ilişki çok değişik, çok özel, ama bu, aralarında çatışma ve rekabet olmadığı anlamına gelmiyor. İngilizler Ayı’dan eğer istihbaratta daha iyi olsaydı o zaman dünya daha emniyetsiz bir yer olurdu. Ayı, iyi istihbaratıyla küresel emniyeti İngiliz’lerin insafına bırakmıyor.
İngiliz’ler gibi ciddi sayıda ülkeyi sömürgeleştirmiş ve dünyaya yayılmış bir gücün uluslararası ilişkiler dünyasında çok sayıda senaryoyla etkinlik göstermesi doğaldır. İngilizler, geçmişteki gücüne sahip olmamakla beraber geçmişte yazdığı senaryolardan daha etkili senaryolar üretme ve uygulama konusunda tecrübe ve yetkinlik kazanmıştır. Buna rağmen kendisinin de oluşmasına katkıda bulunduğu asitmetrik uluslararası ilişkiler dünyasında şimdi yeni ve karmaşık asitmetrik bir networkler ağı ve yeni aktörler sahnededir.

İngilizler ile Ruslar uzun zamandır müttefikler. Bu müttefiklik zaman zaman kesintiye uğrasa da istikrar ve süreklilik arzetmiştir. ABD ile İngiltere’nin hep iç içe olduğunu düşünürüz. Bu durum Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya için de söylenebilir. ABD’nin uluslararası ilişkiler ağının oluşması, içeriği ve dinamikleri, İngilizlerinkinden farklıdır.
İngilizlerin uluslararası alanda her zaman oyun kurucu olma potansiyeli vardır ve bunu yakın tarihte de sürekli göstermiştir. İngiltere’nin AB’den ayrılması da bir oyun kurmadır, ABD ve Rusya ile bundan böyle daha fazla ilgilenecek, ABD-Rusya denkleminde kendi senaryosu ile yer almak için çaba harcayacaktır.
İngilizler şüphesiz bugün uluslararası ilişkilerde hegemonya kurma parametrelerinin değiştiğini bilmektedir. Acaba İngilizlerin bu değişikliğe karşı elinde yeni enstrümanlar var mıdır ve bunları uygulama gücü nedir? Bu bağlamda İngilizler oyuna sokmak üzere oyuncu ve bunlara ilişkin yeni senaryo sıkıntısı çekmez, çekmeyecektir.
Bugün İngilizlerin oyunlarının, yeni senaryo ve aktörlerinin deşifre edilmesi çok zaman almamaktadır ve hatta bu oyun ve senaryolar kolayca akamete uğratılabilmektedir de. Böyle olmasına ve bunun biliniyor olmasına rağmen uluslararası ilişkilerde tecrübe, istihbarat ve stratejiye yatırım yapacaklar için İngiltere daimi adrestir. Askeri güce ve operasyonel potansiyele yatırım yapacaklar için ise ABD önemlidir. Uluslararası ilişkilerdeki network ve derinliğe yatırım yapacaklar için İsrail önemlidir. Afrika söz konusu olunca Fransızlar, Uzak Doğu için de Çin ve Japonya izlenir. Bu tabloyu en iyi okuyup değerlendireceklerden biri de İngilizlerdir ve isterlerse buna benzer farklı paktlar oluşturabilirler. Ancak bunlar ne derece etkili olur, burası belirsiz.
İngiltere bu değerlendirmeler ışığında Rusya ve ABD’yi etkileme gücüne tabii ki sahiptir. Fakat acaba ABD’nin ve Rusya’nın İngilizler için aykırı bir pozisyonu var mıdır, varsa İngilizler bunu değiştirmek için hangi enstrümanlar demetini kullanmaktadır?
Çin, Hindistan, Ortadoğu, Afrika, Amerika ve tüm dünyada İngilizlerin olmadığı nokta yoktur. Fakat uluslararası ilişkilerdeki, dünyadaki ve ekonomideki temel değişimler döngüsü yeni bir başlangıcı haber vermektedir. İngilizler, geçmişte de bu döngüleri hem oluşturan hem de erken gören bir güç olmalarına rağmen gelişmelerden olumsuz etkilenmişti. Bugün de benzer bir olguyu yaşayıp yaşamayacağı tartışılmaktadır.
Doğal olarak siyasi, askeri ve ekonomik güçler hep teknolojiyi ve bilimi ellerine ya da yanlarına almaya dikkat ederler. İngilizlerin ABD ve Rusya politikası bu faktörler bağlamında da açmaz ve imkânlara sahip.
Şimdi daha da önemli soru şudur: Tüm dünya yeni bir döngünün eşiğinde ise İngilizler ve diğer baskın aktörler, bu döngünün neleri değiştireceğini biliyorlar mı? Biliyorlarsa bunun sonuçlarından kendilerini korumak için ne tür önlemler gerektiğini okuyup insanlığın ve tabii kendi insanlarının önüne koyabilecekler mi?

“Uluslararası ilişkilerde ebedi dostluklar yoktur, ebedi çıkarlar vardır” kuralını dünyada en iyi işletenler İngilizler ve Ruslardır. “Zor ülkelerde kolay diplomat ve politikacılar, kolay ülkelerde de zor diplomat ve politikacılar vardır” kuralı yine Ruslar ve İngilizler tarafından iyi işletilmiştir.

Ruslar ve İngilizlerin dünya coğrafyasının önemli bir bölümünde bir birini destekleyen ilişkileri olmuştur. Rus aklı ve İngiliz aklı, sıkı stratejik işbirlikleri kurmuş, Osmanlı bu iki aklın makası ile kesilip, biçilip doğranmış, imparatorluğun güneyi İngilizlerce, kuzeyi de Ruslarca paylaşılmıştır.

Devletinizin gücü, istihbaratınızın gücü kadardır” kuralını yine bu iki güç optimal şekilde kullanmıştır. Yine İngilizler, Rus akademik ve istihbari kompleksinin etnik, dini ve askeri üretimlerinden, Ruslar da İngilizlerin küredeki her yere uzanan kollarından iyi yararlanmıştır. Her iki gücün de istihbari yetenekleri üst düzeydedir. Zaman zaman Ruslarla İngilizler belli coğrafyalarda çatışsalar da karşılıklı çıkara yönelik işbirlikleri oldukça niteliklidir.

Rus devlet aklının en temel özelliklerinden biri de hangi uluslararası ve ulusal aktörleri ne zaman karşısına alacağını bilmedeki ustalığı ve zamanlama becerisidir. Bunlar devlet hafızası ve istihbaratının etkin kullanımı ile ilgilidir. İngilizlerin de bu hususta uluslararası bir üne sahip oldukları konusunda tartışma yoktur.

Rusya bugün de çok önemli bir stratejik akılla dünya siyasetini ve ekonomisini etkilemektedir. 10 farklı saat diliminin kullanıldığı muazzam büyüklükteki coğrafyasının tüm avantajlarını kullanmakta zorlansa da Rusya için de “üzerinde güneş batmayan ülke” nitelemesi kullanılabilir ve kullanılmaktadır.

Rus edebiyatı toplumsal analiz ve süreçlerin analizleri konusunda geniş bir veri tabanı sunmakta ve Rus yazarların toplumsal ve siyasal süreçlerle, kitle ve birey psikolojisi ile ilgili üretimleri istihbarat teşkilatlarına yeni teknikler ve esinlemeler sağlamaktadır ve bu anlamda gerçekten tam bir klasiktirler.

İngiliz felsefecileri ve edebiyatçıları da uluslararası ilişkiler dünyasında ciddi şekilde izlenirler. Onların da yaklaşım, analiz ve teknikleri; istihbarat, diplomasi, askerlik ve ekonomide etkin şekilde kullanılır . İngiliz ve Rus entellektüel dünyası birlikte incelendiğinde iki ülkenin dünyada dayandıkları kültürel arka planı ihmal etmek mümkün değildir.

Doğu’nun ve Batı’nın entellektüel ortak kümesinin bu iki ülke tarafından bu kadar etkin kullanılması onların diplomatik, antropolojik, istihbari ve askeri başarısını anlamamızı sağlamaktadır. Bu anlamda İngiliz ve Rus mütefekkirler birer hazine vasfını hala korumaktadır.

Batı’nın entellektüel dünyası analiz edildiğinde Alman, Fransız, İngiliz ve Rus başarılarının tesadüfi olmadığı ortadadır. Batılıların yaptığı aslında basittir: Türklerin ve İslam coğrafyasının yükselişini sağlayan Türk-İslam mütefekkir ve devlet adamlarını iyi etüd ederek kendilerine uyarlamak ve elde ettikleri bilimi kullanarak devletlerini kuvvetlendirmektir.

İngilizler bu konuda büyük gayret sarfetmişler, Ruslar ise içlerindeki ve komşu coğrafyalardaki egemen Türkler tarafından itilip kakılan, kıymeti bilinmeyen mütefekkirlere, bilim insanlarına ve sair elite, ama kesinlikle darbeci ve devlet düşmanı olmayanlara, kapılarını açarak ve rasyonel bir ortaklık kurarak müthiş birikimi değerlendirmişlerdir. Bütün bunlarla birlikte iki gücün de ciddi sorunları bulunmakta ve bunları aşmakta zorlanmaktadırlar.

Uluslararası ilişkiler asansörünün hangi ülkeleri ve insanları yükselmek için aşağı iteceği ve bu aşağı inenlere karşılık hangi devletlerin ve aktörlerin yukarı çıkacağı henüz netleşmiş değildir. Bunu netleştiren, netleştirecek olan da devletlerin ve milletlerin kollektif ve bireysel eforlarıdır.

İngilizlerin İngiliz Milletler Topluluğu’nu, ekonomik, siyasal, dini, toplumsal ve teknolojik istihbaratını ne kadar etkin ve akıllı kullanacağı merakla izlenmektedir. Rusların da Doğ’unun tüm bilimsel, kültürel mirasını ne kadar etkin, bilim  ve teknolojiyi ve elindeki stratejik ürünleri ne kadar akıllıca kullanacağı merak konusudur.

GÜNEŞ GAZETESİ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


− 7 = 2

FpsAgency