Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
İşte “Pusudaki düşmanlar”ın listesi!
17 Temmuz 2017
00:10
129 Kez Okundu

abulut

Tayyip Erdoğan, Meclis binası önünde düzenlenen ve konuşma hakkı tanınmadığı için Ana Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nun katılmadığı 15 Temmuz töreninde, “Güçlü değilsek bize bir gün yaşama hakkı vermeyecek o kadar düşman pusuda bekliyor ki isimlerini tek tek saysak uluslararası krizle karşılaşırız” dedi.

***

Tayyip Erdoğan‘ın Cumhurbaşkanı sıfatından dolayı söyleyemediği “pusudaki düşmanlar”ın isimlerinin bir kısmı, 15 Temmuz 2016 günü, yani darbenin yapıldığı gün açıklanan FETÖ çatı iddianamesinde var!

Ayrıca, Türkiye’nin 15 Temmuz’da karşılaştığı olay, büyük bir uluslararası kriz değil midir? ABD’nin, terör örgütü PKK/PYD’ye alenen silah vermesi ve Türkiye’nin güney sınırında bir terör devleti kurdurmaya çalışması, uluslararası büyük bir kriz değil midir?

Irak’ın ABD’ye direnmeden teslim olmasını sağlayan Kesnizani tarikatı, Irak ordusuna ve Saddam’ın yakın çevresine hâkimdi. Irak ordusu bu sebeple işgale karşı direnmedi, silahı bırakıp kaçtı.

Fethullah Gülen cemaati de önce TSK’ya eleman sağlayan okulları ele geçirdi, sonra TSK’nın kilit noktalarına ve Cumhurbaşkanı’nın etrafına yerleşti. Tıpkı Haşhaşinler gibi!

Darbe girişiminde bulunma cüreti, böyle bir güce ulaştıklarını bilmelerinden kaynaklanıyordu! Türkiye’nin de direnemeyeceğini zannettiler herhalde!

***

“Pusudaki düşmanların listesi iddianamede var” dedim. İşte iddianameyi yazdıktan sonra davadan alınan Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun‘un iddianamesinden birkaç paragraf:

* “Erzurum’da büyümüş yarım ilkokul mezunu bir vaizin dünya genelinde sayıları binleri bulan kurum ve kuruluşu yönlendirmesi ve devleti ele geçirmeye çalışması, ne kadar zeki olduğu iddia edilse de çok güçtür. Örgütün arkasında küresel ölçekte politik çıkarları ve stratejik oyunları bulunan başka devasa yapılanmalar vardır.

* Gülen’in yurt dışına çıkmasıyla Türkiye’deki örgütün yönetimine, Türkiye ile sorunu olan devletler ve istihbarat örgütleri de katılmış, Türkiye ile ABD, İsrail ve diğer güçlü ülkelerin sorun yaşadığı her olaydan sonra Gülen, Türkiye’yi haksız gören açıklamalar yapmıştır.

* CIA’da bir dönem Türkiye İstasyon Şefi olarak görev yapmış, eski CIA Başkan Yardımcısı Graham Fuller, Gülen’in ABD’den ikamet izni alabilmesi için referans olmuş ve ‘Türkiye ve Arap Baharı’ isimli kitabında da Gülen kuruluşlarını bol bol methetmiştir.

* FETÖ’nün sözcüsü konumundaki Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı, Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğunda görevli Alman İstihbarat Servisi görevlileriyle İstanbul’da 15 Ocak 2014′te görüşmüş, ayrıca İsrail’in İstanbul Başkonsolosluğu yetkilileriyle sıkı irtibatta bulunmuştur.

* Gülen’in AB, ABD ve İsrail adına ve istihbarat örgütlerine çalıştığı, CIA ajanı olduğu, onlara istihbarat sağladığı iddiasını doğrulayan birçok delil bulunmaktadır.

* Gülen’i, ABD’de CIA korumaktadır. Onu ziyarete gelenlerin vize problemi çözülmektedir. CIA ajanları, öğretmen kılığında, değişik ülkelerdeki Gülen okulları üzerinden devletlere sızmakta ve istihbari bilgi toplamaktadır.

* ABD himayesi olmadan Gülen, Pensilvanya’da kalamaz ve bu işten çıkarı olmayan ABD, onu ülkesinde barındırmaz. Yine Gülen, ‘Kim ne derse desin, ABD’ye biz bir şey demeyelim’ diyerek bağlılığını göstermiştir.

* FBI resmi sitesinde, iş birliği içinde oldukları gruplar arasında Fethullah Gülen örgütü de sayılmaktadır.”

***

Nedense iddianamede İngiltere yok! Oysa İngiltere üniversiteleri, örgütü dünyaya pazarlamak için sözde bilimsel toplantılar düzenlemişti! FETÖ, İngiltere kentlerinde de örgütlüdür!

Yeniçağ

yurduma can feda
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"İşte “Pusudaki düşmanlar”ın listesi!" yazısına 3 yorum yapılmış
  1.  
    fatma gurman fatma gurman

    kendini doğal kalıbında iyi hissetmeyen türkiye kendine yapay bir kalıp arayışı içine girdi, nato kalıbı ile karşılaştı ve bu kalıba girip gelişmeyi tercih etti…başka kalıplar vardı ama nato kalıbı tercih edildi…1940 ların sonu 50.lilerin başında bu kalıbın içine doğan asker veya sivil olarak yaşayan vatandaşlar bu kalıba uyum sağlamaya çalıştılar…zamanla şartlar değişti, bu kalıpla da uyuşmazlık başladı…şimdilerde tekrar başka kalıp arayışı içinde ülke…araştırma-geliştirme işi yap-boz, yaz-boz işidir…habire deneme yanılma işidir…habire hüsran habire umut habire hüsran sarmalı karakteristiğidir bu alanın…hamdederek şükrederek doğal kalıbında araştırıp geliştirmeden yaşamaktan çıktı artık ülke, geri dönüşü yok…doğal ne varsa yıkarak, imha ederek, unutarak ve inkar ederek kendine yapay bir kalıp arayışı içinde kurup-yıkıp-yenisini kurup-yıkarak yaşamaya mecbur…ya hamd-ü sena ya da ar-ge…zar atıldı; ar-ge…işimiz, içinde kendimizi biyolojik ve sosyo-ekonomik olarak iyi hissedeceğimiz bir kalıbı araştırıp geliştirmektir…bugün türkiye’ye açık açık geçen asrın 30.larında türeyen adolfizm’e özenen bir kalıp dayatılıyor…bu kalıbı ne aklen ne de vicdanen kabul etmem mümkün değil…benim için düşmanın tarifi budur…ve bu düşman pusuda falan değil apaçık ortada ve ülkenin başında boza pişirmekte her türlü yalanı dolanı, kumpası, hırsızlığı uğursuzluğu, tehdidi, şantajı, hakareti, şirretliği ile ete kemiğe bürünmüş halde her nabza göre şerbet vererek işini yürütmektedir…yerli ve yabancı dincilerin, kürtçülerin, kincilerin nabzına şerbet vererek zirveye çıktı, simdilerde zirvede tutunabilmek için dün ayaklarımın altına aldığım dediği milli güçleri çamurlu ayağının altından sıyırıp ele alıp onların nabzına göre hazırlanmış şerbeti sunuyor…adolfizm elma şekeri gibidir…şekerli elma kısmı çabucak yalanır yutulur, uzun zaman elde kalan ise kazığıdır…

  2.  

    Mehmet Ali Dereli
    “Dün, “Demokrasiyle balans ayarı verdik” diye açıklama yapanları sırf üzerinde üniforma var diye kutsiyet affettik. “Laikliği kurtardı” dedik.
    Oysa Akp’nin gelişinin taşlarını dösemislerdi Sincan yollarında.
    Bugün o aleni “siyonist” PAŞA’ların çocukları Muktedirin dünürünün

    şirketlerinde binlerce dolara çalışmasını başka nasıl izah edebiliriz!

    Karısının kızının görüntüleri İktidarın eline geçince istifa yolunu seçmeyip 27 Nisan garabetine imza atan Dolmabahçe Gülleri de,

    “Kasaptaki ciğere soğan dogramayan” haysiyetsizler de,

    “Boru bu boru”dan başka bir şey bilmeyip, TSK’nın yatak odasına harami sokan,
    “Kozmik belgeler aslında Gölbaşı’ndaydı” diye manyel verenler de,

    Dirayetli durması gereken yerde istifa edenler de,

    Genelkurmay başkanı olmadan Çuvalcı generale
    madalya için “boynunu eğen de” haindir.

    Üzerine giydikleri üniforma ihanetlerini gizleyemez.
    Karşı devrime mihmandarlık yapan içimizdeki habislerdir bunlar..

    Hiç bir zaman Atatürkçü olmadılar.
    NATO dan emir almaktan beis duymadılar.

    Hiç biri bir SALDIRAY BERK olmadılar.

    Yüzyıl sürecek dediler. Aslında karşı devrime pas attılar.
    Yüzyıl da geçse sonunda HAİN olarak damgalanacaklar..

    Elbet bir Talat Aydemir daha çıkar.”

    •  
      seyide seyide

      kisaca;hepsi oradaydı!

Cevap Yazın


3 × 2 =

FpsAgency