Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
AKP, neden panik atak yaşıyor?
13 Mart 2017
00:23
931 Kez Okundu

abulut

KP panik atak nöbeti yaşıyor! Öyle ki “Avrupa Birliği Bakanı” Ömer Çelik, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu‘nun Hollanda’ya uçuş izninin iptal edilmesi ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın sınır dışı edilmesiyle ilgili ilişkin açıklama yaptı. Çelik Hollanda’da yaşanan krizin kararsızları “Evet”te netleştirdiğini iddia etti.

Bu açıklama, söz konusu yurt dışı faaliyetlerden nasıl bir fayda beklendiğini gösteriyor! Çünkü anketler hayırların çok önde olduğunu gösteriyor. Tayyip Erdoğan bile bir süre anket yapılmamasını istedi. Moskova’dan dönerken de “Anketlerle alakalı olarak, şu anda sonuçlar henüz çok sağlıklı olmamakla birlikte, evet oylarının tırmanışta olduğunu söyleyebilirim. Meydanlar artış olduğunu gösteriyor. Konu anlaşıldıkça, daha da artış olacak. Ben meydanların dilini çok önemserim. Meydanları görünce, tırmanışın devam ettiğini görüyorum. Meydanlarda daha çok kalacağız.” demek durumunda kaldı.

Mahmut Övür de Binali Yıldırım‘ın Balıkesir mitingini kastederek, “Sokak, anketlerden farklı” başlıklı bir yazı yazdı. Yani anketlerin ne gösterdiğini hepsi biliyor.

İşte tam bu sebeple, seçmeni iktidarla bütünleştirecek bir mağduriyet yaratmak politikası uyguluyorlar ama bence bu panik atakların sonunda Avrupa’da Türk bakanların itilip kakılması, Türk vatandaşlarına köpekle müdahale edilmesi, kısacası Türkiye’yi düşürdükleri utanç verici durum kendilerine bir kâr getirmeyecek.

***

Binali Yıldırım, mitingde Balıkesir’den “Kuvayı Milliye şehri” diye söz etti. Partisinin Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu ise referandum panelinde “10 yılda Osmanlı’yı tarumar ettiler, yıktılar. 1923′tede koskoca 650 yıllık çınara darbe yaptılar. Cumhuriyet kuruldu. İçinden ihanet edenler, ecdada hainlik edenler, olunca hayır gelmiyor. Bu milleti, millet yapan değerlere saldırmaya başladılar. Kur’an’a, ezana…” diye konuştu.

1923′te Osmanlı’nın yerine Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar, Kuvayı Milliyecilerdi. Hem Kuvayı Milliyeci olmak hem Cumhuriyete saldırmak mümkün müdür? Birincisi oy almak içindir. İkincisi ise AKP’nin kurucu zihniyetidir.

Binali Yıldırım‘ın İstanbul Büyükşehir Belediye’sinde beraber çalıştığı Necmi Kadıoğlu, AKP’nin hangi emellerle kurulmuş olduğunu ve hedefinin ne olduğunu iyi bilir. Kadıoğlu, “1950′de tekrar millet kükredi” dedikten sonra “Yeni darbeler oldu Amerika izin vermedi” gibi ifadeler de kullandı. İyi de 2001 yılında kurulan AKP’nin programı bile neden ABD’den gönderildi. 2002′de Irak’a müdahale etmek isteyen ABD’nin, buna karşı duran Ecevit hükümetini yıkarak, Kemal Derviş ve Devlet Bahçeli‘nin istediği erken seçim sonucunda iktidara gelen AKP’ye, 90 bin askerini Türkiye’ye davet ettirdiği unutuldu mu?

1923′te Cumhuriyet ilan edilmesiyle sonuçlanan süreç yaşanmasaydı bu topraklarda ne Kur’an kalırdı ne ezan! Türkiye’nin yerine kurulacak Hıristiyan eyaletlerin adı bile belliydi.

Şimdi referandumdan evet çıkarmak, Türkiye’yi yine eyaletlere bölerek Hıristiyanlaştırmaya çalışanlara hizmet etmek demektir!

***

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise eski TBMM Başkanı ve Millî Merkez başkanı Hüsamettin Cindoruk‘u evinde ziyaret etti. Cindoruk, Anayasa değişikliğini kastederek “Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direklerinin kökünü kazıyan büyük bir olaydır. Kentsel dönüşüm gibi anayasa dönüşümü yapılamaz. Bizim anayasamız cumhuriyetin temelinin Meclis aracılığıyla yerleştirildiğini ifade eder. Meclis’e yapılan bu ağır saldırıyı kınıyorum. Türk halkı bu çirkin teklifi reddedecektir. Birlikte siyaset yaptığımız, oy kullandığımız bütün vatandaşlara ve onların çocuklarına çağrıda bulunuyorum; ‘Hayır’ deyin” dedi.

O halde diyelim ki “ya hayır söyle ya da sus!”

Yeniçağ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"AKP, neden panik atak yaşıyor?" yazısına 3 yorum yapılmış
  1.  
    fatma gürman

    akape, türkiye’deki mevcut siyasi sınıfın, onların amiral gemisi, bütün siyasi tayfanın temsilcisi olarak, çağın ruhuna (mekatronik) hitap edecek maddi-manevi donanımı sahip olamadığını ve olamayacağını anladığından itibaren panik atak da denilebilen hezeyanlar, histeri nöbetleri, hırs patlamaları haset krizleri, yalpalanmalar yaşıyor hem de 7/24…içerde ve dışarda çok rahatsız edici elbet bu gürültülü patırtılı durum…yerli kamuoyu, 15 senedir bunların suçlu mu yoksa hasta mı olduğuna bir türlü karar veremediği için alması gereken önlemleri alamıyor, bu da onların görece olarak masum ve normal oldukları algısının yayılmasına sebep oluyor…ne suçlu diyerek hapse ne de hasta diyerek kliniğe yatıramıyor kamuoyu akape önderliğindeki mevcut politik sınıfı….yabancı kamuoyu ise, alenen bu politik sınıf eliyle rüşvet karşılığı türkiye’nin taşınır ve taşınmaz milli servetini ucuza alacağını almış ve artık babalar gibi satan bu eyyamcı politika bezirganlarıyla işini bitirmeye karar vermiş bulunuyor…şimdi sıra bunları yerli kamuoyu eliyle hapise veya kliniğe tıktırıp yerlerine kendi mülkiyetlerine geçen taşınır ve taşınmaz malların bekçiliğini ucuza yapmaya hazır, yine aç veya açgözlü her zaman her yerde her işe amade bir politik hareketin iktidara taşınmasına önayak olmalarına gelmiştir…son aylarda gözlemlenen özde değil sözde vatan-millet-sakarya nutuklarının nicelik ve nitelik sıçraması yapması işte bu yüzden…tekrar yağmalanmak üzere tekrar bir milli servet üretilmesi gerekiyor…yoksa küresel kırkharamiler topyekün işini bitirir sömürgelerinin, yani onlar ki akmayanı ve damlamayan dömğrgeleri beslemeyen asanlardır; çünkü “ya benim istediğim gibi olursunuz ya da yok” kafası taşırlar ve dediklerini yaparlar, topyekün imha, holocaust…hepimiz maddi manevi bunların ellerinde esiriz, rehineyiz…teslim olanlarımız kendilerine hiç şansa tanımayanlar, teslim olmayanlarımız ise kendilerine en azından fifti fifti şans tanımış oluyorlar…ya tutarsa misali..dünya çapında daha büyük servet daha az kişinin elinde toplanana dek servet transferi yani savaş dünya boyu devam eder…sonra daha büyük serveti ellerine geçiren daha küçük bir azınlık dünyaya kendi servetini ve gücünü güvenceye alacak bir barış planı sunar…servetleri ellerinden gidenlere tekrar servet biriktirme olanakları sunulur, faiz ile başlanıç kredileri dağıtılır…”çalış senin de olur” dönemi açılır önlerine, harıl harıl üretim seferberliği başlar…böylece antik yunanda resmen kurulan ve kayda geçen düzen kuran düzenin (platonizm) kısır döngüsü dönmeye devam eder…emme basma tulumba…su/bereket derine doğru kaçtıkça yeni teknik icatlar yapıp kaçırmaz bu düzen, orada da yakalar emer ve merkezefendilerin kasalarına basar…arada ölenler kitleler halinde ölürler sağda solda yaşayakalanlar ise sürünmeye ve umut etmeye devam ederler…belki bir gün, kimbilir ??? kibariye’den kimbülür’ü patlatmanın tam zamanı-

  2.  
    fatma gürman

    acaba “ahlâksız teklif” demek daha doğru olmaz mı ???

  3.  

    meydanlardaki artışlar emirle doluyor beyim.

Cevap Yazın


9 × = 81

FpsAgency