Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Çözüm ne?
02 Mayıs 2013
09:36
710 Kez Okundu

Cevaba küçük bir katkı..

2012 yılıın dünyadaki canlılar için bir dönemeç olduğu konusunda iddialar var… Maya takvimine göre bir dönem kapanacak ve yeni bir dönem açılacakmış… İnsanlığın arşivinde depolanmış kadim bilgilere saygı sonsuz… Aktüel olan zaman/mekanın  niteliklerine göre bu dönemeçin olup olamayacağı konususunda bir ön kanaat sahibi olunabilir…

Dünyaya hakim olan sistemin sonuna gelip dayandığını, tükendiğini gözlemliyoruz… Tekrar başlamak için, ayağa kalkıp dirilip tekrar varlığını sürdürmek için aldığı tedbirlere bakıyoruz; daha fazla para kazanmak ve iktidar manyaklığını doyurmaya yönelik tedbirler… Ne daha sosyal ne daha adil ne de daha sevecen bir dünya için tedbir yok… Diktatörlüğü altında esir olduğu aklının köşesinden bile geçmiyor böyle tedbirler…

Hakim olanların yaydığı titreşimler; şüphe, saldırganlık, dille veya beden ile tecavüz… Aile fertlerine, komşulara, meslektaşlara, başka devletlere, milletlere, topluluklara ve başka dinlere inananlara… Dünyaya hakim olanlardan yayılan bu titreşimler hayatın önünde saygıyla eğilen titreşimler değildir, tersine hayatı kötüleştirici, hayatla  uyumsuz titreşimlerdir, yıkılacak ve tükenecektirler…

İnsanların can ve mal emniyeti kalmamıştır, iş garantileri yoktur, gelecekten korkmaktalar ve hayata güvenleri kalmamıştır… Mutsuzluk ve huzursuzluk yaygın ruh halidir…

Dünyaya hakim olan sistemin tükendiğinin göstergeleri bunlardır…

Yeni bir dünyanın hangi ilkeler üzerine kurulacağına aktüel olarak yaşayan nesilleri oluşturan bireylerin alacağı tavır karar verecektir…

Ya korkak, saldırgan ve bilinmezliğe dayalı bir tavır takınmayı sürdürecekler ve tükenecekler ya da dürüst, araştırıcı, sevecen bir tavır takınarak hayatın önünde saygı ile eğilen yeni bir düşünce metoduyla düşünüp davranmayı seçecekler ve yeni bir dünya kurulacak yepyeni ilkelerle… Biz neyi istersek o olacaktır…

İstemek, şüpheden, ego’dan, haset ve açgözlülükten muaf olmalıdır… Bugün olmadı diye vazgeçilmemeli istemekten…

Yeni bir düşünce metodu ile düşünüp davranan varoluş küçüklerden ve çok az insanla  başlar… Dünya elitinin yönetici katından değil… Birbirimize görünür ve görünmez saçak denen bağlarla bağlı olduğumuz için bir kenarda azıcık insanla başlayan etrafına hızla yayılır… Sevgili oyuncakları hisse senetleri ve borsa spekülasyonları düşerek kaybolan, kendine ve etrafına zarar veren tüketici insan tavrını seçen ve uygulayanlar da tıpış tıpış mecburen bu yeni düşünce metoduyla düşünen ve davranan dünyaya katılacaklardır…

Hayatla, dünya ve kainatla uyumlu titreşimler göndermeyi seçelim, hayata güvenmekten asla vaz geçmeyelim, hayat hep daha gelişkin biçimler ve içerikler arayışı içindedir.. Bu onun kanunu…

İstersek bilinç sıçraması olacak ve daha gelişmiş bir hayat yolu açılacak insanlığın önünde… İstemezsek hayatı tüketeceğiz dünya yüzünde… Seçim her birimizin kendi elinde…

 

 

  • fehimli mestan
  • 25.06.2012 22:44:46
  • Değerli Özgürce’nin anlattığı güzel hikâye, birkaç yıl önce okuduğum bir yazıyı anımsattı. İnsan beyni olumsuz emirleri kaydetmez, diyordu o araştırmada. Örneğin “Pencereyi açma!” yerine “Pencereyi kapalı tut!” cümlesi tercih edilmelidir, ilkini beyin kayıtlara almaz. … Belki de yaşama olumlu yaklaşma düşüncesi insanoğlunun beynine ilk işlenen bilgilerden biridir. Positiv düşüncenin hayatı da olumlu yönden etkileyeceğine ben de inanıyorum. :)
  • özgürce
  • 25.06.2012 16:38:04
  • Fatma hanımın bu güzel yazısına çok bilinen ama, tekrar tekrar okunası bir hikaye eklemek istiyorum.HERKES İÇİN BİRAZ MUTLULUK

    Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile.

    Bu adam, bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor? Birisi nasıl olduğunu sorsa; “Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep.. “Bomba gibiyim.” Jerry bir doğal motivasyoncuydu…

    Yanında çalışanlardan biri, o gün, kötü bir günündeyse, Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.

    Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni… Bir gün Jerry’ye gittim. Anlayamıyorum dedim.. Nasıl olur da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun… Nasıl başarıyorsun bunu?

    Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry bugün iki seçimin var: Havan ya iyi olacak, ya kötü.. derim. Havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda gene iki seçimim var: Kurban olmak, ya da ders almak.

    Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim. Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, gene iki seçimim var.. Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını
    göstermek. Ben hayatın olumlu yanlarını seçerim.

    Yok yahu, diye protesto ettim. Bu kadar kolay yani? Evet.. Kolay dedi Jerry.. Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin. Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin. Sen havanın, tavrının
    iyi ya da kötü olmasını seçersin… Yani sen, hayatını nasıl yaşayacağını seçersin!..

    Jerry’nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yıllar görmedim. Ama, hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine, seçim yapmayı tercih ettiğimde hep onu hatırladım.

    Yıllar sonra, Jerry’nin başına çok tatsız bir şey geldi. Soygun için gelen hırsızlar, paniğe kapılıp, Jerry’yi delik deşik etmişler… Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış. Taburcu edildiğinde, kurşunların bazıları hala vücudundaymış.

    Ben onu, olaydan altı ay sonra gördüm. Nasılsın? diye sorduğumda, Bomba gibiyim dedi
    Bomba gibi. Olay sırasında neler hissettin Jerry dedim. Yerde yatarken, iki seçimim var diye düşündüm.. Ya yaşamayı seçecektim, ya ölümü.. Ben yaşamayı seçtim.

    Korkmadın mı, şuurunu kaybetmedin mi!.. Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı. Bana hep İyileşeceksin merak etme dediler. Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerlerken, doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum.Bu gözler bana; Bu adam ölmüş diyordu. Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım gerçekten..

    Ne yaptın? diye merakla sordum.. Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak
    herhangi bir şeye alerjim olup olmadığını sordu.. Evet diye yanıt verdim.. Var.. Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.. Derin bir nefes alarak kendimi toparladım ve bağırdım: Benim kurşunlara alerjim var !..

    Doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım.. Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil..

    Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının büyük katkısı ile yaşadı. Yaşaması bana yeni ders oldu.

    Hergün, hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim.. Ve her şeyin kendi seçimimize bağlı olduğunu..

    Francie Baltazar-Schartz

  • nhızal
  • 25.06.2012 15:52:16
  • sevgili Fatma hanım işte biz yani sizin deyiminizle bunlara KÜRESEL KIRK HARAMİLER diyoruz.
    bahsettiğiniz gibi varolan dünya düzeni çöküyor. oysa küresel kırk haramiler ne hayaller kurmuşlardı. büyük ortadoğu projesi-büyük israil projesi- büyük afrika projesi,güney amerika devletlerinin sınırlarını kaldırıp tek bir parça haline getirecek güney amerika projesi zaten avrupa birliğ. var.tabi asya bileşik devletleride sayılacak asya projesi.
    koca dünyayı birbirine bağlı 4-5 develt haline getirip bir dünya imparatorluğu kurmak gibi.
    herşeye satın alınacak mal gözüyle bakınca bir tür holding meydana getireceklerdi. ama şirketler sos veriyor. bir şirketle diğerini finanse etmek giderek zorlaşıyor.çünkü hepsi zorlanıyor. holding batacak.küçük ortaklar kendi yağlarıyla kavrularak ayakta kalabilirler. ancak büyük çıkışın batışıda büyük olur. o nedenle baştakiler de sürüklenecek. aynen dediğiniz gibi yeni ve adil bir düzen için (bu tanımımım n.erbakanın adil düzeni ile bir ilgisi yoktur:) bildiğimiz eşitçilikten yana bir düzendir) küçük insan toplulukları ortak akılla doğruyu buldu buldu,bulamadı ise işte kıyamet o olacaktır
fatma gurman hakkında:
"Çözüm ne?" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    fehimli mestan

    Arasıra sayfalarımıza destek veren sn. özgürce’nin yazdığı hikayeyi unutmuştum, sağolasın YCF, sevgili fatma gürman’ın makalesi vesile oldu! :)

Cevap Yazın


− 7 = 1

FpsAgency