Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Hangi savaşı kaybettik???
25 Nisan 2013
11:50
669 Kez Okundu

Cevap denemesi…

20. YY’da küresel kırkharamilere karşı verilen ve kazanılan istiklal savaşları ister milli ister sosyalist olsunlar hemen hepsi pek de uzun sayılmayacak bir süre içinde kaybetmişlerdir…

21. YY’a da küresel kırkharamiler dünyanın baş belası olarak dimdik ve ayakta  girmişlerdir…

Biz de istiklal savaşını kazanan ama kurtulamayan, kaybedenlerdeniz… Tekrar küresel kırkharamilerin pençesine düştük…

Hatalı sonuç hatalı teoriye, davranışa o da hatalı düşünceye dayanır… Düşünce bir metod kullanılarak üretilir… Nerde hata yaptık sorusunun öznesi ne kişi veya kişiler ne de teori/davranışlar/olaylardır… Sorunun öznesi düşünce metodudur..

Bunca çekilen çilenin, dökülen kanların, maddi-manevi devasa kayıpların boşa gitmemesi için ne kişileri, teorileri yerin dibine batıralım ne de göklere çıkaralım, ders çıkaralım, ders çıkaralım… Bu da ancak kullanılan düşünce metodunu didik didik inceleyip araştırıp, eleştirmekle olabilir…

“Eleştiri denince de bir durmak lazım; temsili düzende merkezden dışlanmış, kenara itilmişin veya uzak duranın devamlı olarak merkezle ilişkiye girmek için kullandığı önemli bir boyut olarak alışılagelmiş eleştiri anlayışından uzak geçmeye çalışmalıdır; buna merkez/çevre diyalektiği deniyor ve bu eleştirinin bağımsızlığını kurtaramıyor… Bu ilişkide 2 ihtimal oluyor; ya çevre merkezi fetheder, eleştirinin ilk kaderi, devirmek ve gücü ele geçirmek; ya da merkez çevreyi istediği yere yerleştirir ve kendi iç dinamiği için kullanır, yani eleştirinin ikinci kaderi muhalefete düşmektir… Her iki halde de bu eleştiri için muzaffer ölüm demektir… Muzaffer olmayan ölümler de var… Merkezin imha ettikleri… Kızılderililer gibi, Türkmenler gibi… Bunlar eleştirel değiller… Bunlar merkezden haberleri bile olmayanlar… Bir merkezin var olduğunu ve bunun kanun ile eşdeğer demek olduğunu hiç bilmeyenler, merkezin ve kanunların olmadığı başka bir alanda kendi hallerinde yaşayanlar, küresel değerler peşinde koşmayan, totaliterlik nedir bilmeyenler… Sadece örf ve adetleriyle  varoluş mücadelesi verenler… Yani en zor iş… Merkez bunları düşman ilan eder… Silahlarıyla ceset tarlaları yapar bunlardan, kanunlarıyla da oldukları gibi varolmalarını yasaklar…” (j.f.lyotard)

Birşeyin anti’si olmamayı düşünmek lazım… Bir şeyin anti’si olarak düşünüyorsak o şeye bağımlıyızdır… O yok olunca ya biz de yok oluruz ya da onu yok eder onun yerini ve rolünü alır yaptıklarını yaparız yine yok olmuşuz demektir anti’si olarak… O halde beğenmediğimiz birşey varsa onun gibi olmamanın yollarını düşünmeliyiz… Onun kullandığı düşünce metodunu kullanarak düşünemeyiz bunu o halde varsa başka bir düşünce metodu kullanmalıyız, yoksa yaratmalıyız…

20. YY’da dünyada verilen anti-emperyalist mücadelelerin ister milli ister sosyalist karakterde olsunlar kazanıldığı halde  kaybedilmelerinin sebebini ben naçizane böyle izah edebiliyorum…

Küresel kırkharamilerle aynı düşünce metodunu kullanarak düşündüğümüz sürece de devam edecektir bu kara döngü… Bu tekrarlanan hatalardan  oluşan fenalık benim içimin kapısını kırmaya uğraşıyor, zarzor  dışarda  tutmaya çalışıyorum… Suya düşmek mühim değil, tekrar aynı yılana sarılmamak, yüzmeyi öğrenmek mesele…

 

  • Zalim Şevki
  • 12.11.2012 09:10:52
  • Yüregine saglik Fatma abla, Emperyalizm de bu düsünce metodunu bulamayalim diye, ülkedeki usaklarina düsünüp sorgulama yapamayacak insan yetistir diye emir veriyor, onlarda hay hay deyip egitimi egitim olmaktan cikarmaya calisiyor.
  • as
  • 12.11.2012 02:17:21
  • ” Suya düşmek mühim değil, tekrar aynı yılana sarılmamak, yüzmeyi öğrenmek mesele…”fatma abla NİRVANAsından yazmış bu yazıyı yav:))

    önünüzde saygıyla eğilirim ablacığım……

  • Tonguc
  • 20.10.2012 23:26:14
  • Mükemmel bir yazi/deneme Fatma abla.
    Hayal meyal el yordamiyla hissedip de bir türlü kelimelere dökemedigim/iz cikmazlara aciklik getirmissiniz.
    Neyin nasil olmayacagini bilmek bile, nasil olabileceginin arastirilmasi sürecinde önemli bir adimdir.
    Iyi ki varsiniz, iyi ki GavurEge’desiniz.
  • nhızal
  • 19.10.2012 14:52:46
  • Fatma hanım elinize sağlık. çok güzel açıklamışsınız. Çanakkalede destan yazıp ştilaf donanmasını boğazın sularına gömdük,ÇANAKKALE GEÇİLMEZ dedik,kazandığımız zafer sevr ile hiçe sayıldı,ellerini kollarını sallıyarak geçtiler boğazdan Istanbula demir attılar. galip sayılır bu yolda mağlup. yani kazandık ama yenik sayıldık.
    yani bağımsızlık savaşını kazandık ama bağımsızlığımızı korumakta o kadar başarılı olamadık.şimdi lozandan sonra ince ince işledikleri projenin sonuna geldiler.
fatma gurman hakkında:

Cevap Yazın


6 × 6 =

FpsAgency