“Kendim ettim, kendim buldum” dememek için!..

“Kendim ettim, kendim buldum” dememek için!..

Birisine dua edecekseniz ona şöyle dua edin…

“Tanrı sana; değiştirebileceklerin için kararlılık (irade), değiştiremeyeceklerin için dayanıklılık (metanet), bir de ikisi arasındaki farkı anlama yetisi (kabiliyet) versin.”

Dua’da iki ve üç çok açık, bir ise belirsiz (müphem).

Açıklamaya çalışayım;

Varsayalım ki bir şeyler yolunda gitmiyor ve değiştirmeye karar verdiniz ama, “neyi, neyle, neden değiştireceksiniz?..”

İşte tam bu noktada çok dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü, kurşun kalem resim yapmıyorsunuz, yap boz oynamıyorsunuz, belki de olanak bir defa…

Eğer gidişatı (veya selefi) değiştirmek istediğinizde yeni durum (veya halef) eskisini aratıyorsa veya şartlar daha kötüye gidiyorsa işte o zaman şapa oturdunuz demektir!..

Örneğin;

Mustafa Kemal Atatürk, Laik Cumhuriyet, Tam Bağımsız Türkiye Sevdalısısınız ve 63 yıldır ülkemizi yönetenlerin politikalarını ve ülkemizi yönetim biçimlerini beğenmiyorsunuz, özellikle de son 11 yılda yapılanlar hiç içinize sinmiyor.

Şimdi soruyorum…

Bu kabullenilecek bir durum mudur, yoksa değiştirebilecek bir durum mudur?..

Hatırlatıyorum…

Yukarıdaki dua’nın üçüncü bölümü aynen şöyle diyordu “Tanrı sana; ikisi arasındaki farkı anlama yetisi (kabiliyet) versin.”

*

Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizde (1 Kasım 1923’ten, bu güne) 61 Hükümet kuruldu. Bu sürede görev yapan Başbakan sayısı 25’dir.

Cumhurbaşkanlarımıza gelirsek;

Yeni kurulan bir Cumhuriyet olması ve dünyanın o yıllardaki savaş ve Konjonktürel yapısını dikkate alarak Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk (1923 – 1938)  ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü (1938 – 1950) dönemlerini ayrı tutuyorum.

Şimdi de ülkemizin çok partili yıllardaki Cumhurbaşkanlarını bir hatırlayalım.

Celal Bayar (1950 – 1960) Demokrat Partisi;

Cemal Gürsel (1961 – 1966) Asker;

Cevdet Sunay (1966 – 1973) Asker;

Fahri Korutürk (1973 – 1980) Asker;

Kenan Evren ( 1982 – 1989) Asker;

Turgut Özal ( 1989 – 1993) Anavatan Partisi;

Süleyman Demirel ( 1993 – 2000) Doğru Yol Partisi;

Ahmet Necdet Sezer (2000 – 2007) Bağımsız;

Abdullah Gül (2007 – Görevde) AKP’li…

*

Her dönemi ayrı ayrı ele almak isterdim ama, yazımın çok uzayacak olması nedeniyle askeri darbelerin izlerini taşıyan Cemal Gürsel, Cevdet Sunay ve Kenan Evren dönemlerini es geçiyorum.

Celal Bayar, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Abdullah Gül ise partili Cumhurbaşkanı ve görevlerini tarafsızlıkla yerine getirmek için yemin etmiş olmalarına rağmen ne derece tarafsız oldukları tartışılacağı için bunların dönemlerini de es geçiyorum.

Bu açıklamalardan sonra iki Cumhurbaşkanını ve dönemlerini mercek altına almak istiyorum.

*

Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk (D. 1903 – Ö. 1987)

1916 yılında Bahriye Mektebi’ne girdi. 1923 yılında Deniz Harp Okulu’nu, Gv. Mühendis (Teğmen) rütbesiyle bitirmiştir. 1 Mart 1923- 15 Ekim 1924 tarihleri arasında Hamidiye ve Yavuz gemilerinde tahsil ve staj görmüştür. Çeşitli gemilerde görev yaptıktan sonra, 1931 yılında girdiği Deniz Harp Akademisini 1933 yılında bitirerek Kurmay Subay olmuştur. Muhtelif gemi ve karargâh görevleri ile Roma ve Berlin Deniz Ataşeliklerinde bulunmuştur. 1936’da Montreux (Montrö) Boğazlar Konferansı’na askeri uzman olarak katılmıştır.

1950 yılında Tuğamiral olmuştur. Bu rütbe ile İstanbul Deniz Komutanlığı ve Denizaltı Filosu Komutanlığı yapmıştır. 1953 yılında Tümamiral olmuştur. Bu rütbe ile Harp Filosu Komutanlığı, Deniz Eğitim Komutanlığı, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı yapmıştır. 1956 yılında Koramiral olmuştur. Bu rütbe ile Donanma Komutanlığı, Boğazlar ve Marmara Deniz Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur. 13 Aralık 1957 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutan vekilliğine atanmıştır. 1958 yılında Oramiralliğe yükselmiştir ve 17 Kasım 1959 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevine başlamıştır. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra 2 Temmuz 1960 tarihinde emekliye sevk edilmiştir. Sonra sırası ile Moskova ve Madrid Büyükelçisi olarak diplomatik görevler aldı. 1968 yılında dönemin cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Cumhuriyet Senatosu kontenjan senatörlüğüne seçildi.

1973 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce üç partinin desteğiyle 15.turda 365 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin altıncı Cumhurbaşkanı seçildi.

Korutürk, 12 Mart 1971 muhtırasının gölgesindeki rejim döneminde Cumhurbaşkanı seçildi ve muhtıra ile darbe arasında görev yaptığı 7 yılda adeta çaresizlikleri oynadı.

1974’ten itibaren ülke genelinde huzursuzluk ve terör katlanarak tırmanışa geçti. Günde ortalama 20 kişinin öldürüldüğü bu dönemde, 5 binden fazla kişi hayatını kaybetti. 1977 yılının 1 Mayıs kutlamalarında Taksim’de yaşanan katliamda 34 kişi öldü. 1978’de Kahramanmaraş’ta Alevi vatandaşlara yönelik saldırılarda 105 kişi yaşamını yitirdi. Çorum’da meydana gelen olaylarda ise 26 kişi öldü. Üniversiteler, sol ve sağ grupların çatışma alanına döndü. Görev yaptığı 7 yılda tam 9 hükümet kuruldu. Görev süresi sona erdiğinde yeni Cumhurbaşkanını seçmek için mecliste yapılan yüzlerce turdan sonuç alınamadı.

*

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer (D. 1941)

1962’de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Ankara’da hakim adayı olarak göreve başladı.Dicle ve Yerköy Hakimlikleri ve Yargıtay Tetkik Hakimliği görevlerinde bulundu. Medeni Hukuk alanında 1977 ve 1978’de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek lisans öğrenimi yaptı. 7 Mart 1983’te Yargıtay üyeliğine seçildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyesiyken Yargıtay Genel Kurulu’nca belirlenen üç aday arasından dönemin cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından o güne kadar atanmış en genç üye olarak 27 Eylül 1988’de Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine atandı. 6 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi Başkanı seçildi. AnaSol-M koalisyon hükümeti ortaklarının (Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz) kendileri veya partilerinden birinin adaylığında ortak karara varamamaları sonucu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer 5 Mayıs 2000 tarihinde oylamaya katılan 533 milletvekilinden 330’unun oyunu alarak, Türkiye’nin 10. cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Sezer, 2000 yılı Haziran ayında AnaSol-M koalisyonu hükümetinin 28 Şubat Kararları içinde yer alan irticai faliyetlere katıldığı saptananların memuriyetten çıkarılmasını kolaylaştıran kanun hükmünde kararnameyi önce uzun süre bekletti. Hükümetin iki kez yazılı açıklama yapıp ‘Anayasa’ya uygun’ dediği kararnameyi 8 Ağustos’ta “Hukuk devleti ilkesine aykırı” diyerek iade etti. Ecevit’in ‘imzalamak zorunda’ dediği ve ‘yetkisini aşmakla’ suçladığı Sezer, KHK’yı, 14 Ağustos 2000’de 14 sayfalık bir gerekçeyle ikinci kez Sezer’e gönderdi. Ancak Sezer, kararnameyi 21 Ağustos’ta ikinci kez Hükümet’e iade etti. Ecevit de kararnameyi yasa tasarısı olarak TBMM’ye sevk etmek zorunda kaldı. Daha sonra Sezer, üç kamu bankasının özelleştirilmesini öngören kararnameyi de iade etti. Bu iadeler AnaSol-M koalisyon hükümeti arasında krize sebep olmuş ve Koalisyon lideri Ecevit “Cumhurbaşkanı kendisini Anayasa Mahkemesi’nin yerine koyuyor. Bakanlar Kurulu ile diyaloğa kapalı olması, kurulumuzda kaygıyla karşılanmıştır. Ekonomik istikrar tehlikededir” açıklaması yapmıştır.

19 Şubat 2001’deki MGK toplantısında dönemin başbakanı Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığını fırlatmasıyla başlayan 2001 Türkiye ekonomik krizi, kamuoyunda “Kara Çarşamba” olarak adlandırıldı.

3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra Anayasa’yı değiştirerek o dönem siyasi yasaklı olan Recep Tayyip Erdoğan’a milletvekili olma yolunu açma tartışmalarında Sezer “Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak kişiye özgü düzenlemelerden kaçınarak, hukuku siyasallaştırmak yerine, siyaseti hukuk kurallarına uygun yapmaya özen gösterilmesi gerektiği” uyarısı yaptı. Ancak Erdoğan’ın milletvekili olabilmesini sağlayacak Anayasa değişikliği 13 Aralık 2002’de parlamentodan geçti. Sezer’se 18 Aralık’ta veto etti. Ancak Sezer, ikinci kez önüne gelen Anayasa değişikliğini onayladı ve referanduma gitme hakkını da kullanmadı.

2002 yılında AKP hükümeti seçilene kadar türbanlı milletvekilleri eşlerini resepsiyonlara davet etmesine rağmen bu seçimden itibaren Çankaya Köşkü’nün bir kamusal alan olduğunu belirterek Başbakan’ın eşi de dahil hiçbir türbanlı kadını Çankaya Köşkü’ne davet etmemesi ve türbanlı bir eşin ev sahipliğinde yapılan resepsiyonlara katılmaması tartışmalara sebep olmuştur.

Veto hakkını en çok kullanan cumhurbaşkanı olan Sezer, görev süresi boyunca toplam 67 yasa, 22 Bakanlar Kurulu Kararı ve 729 müşterek kararnameyi iade etmiştir.

*

Dürüstlüğünden ve yurtseverliğinden asla şüphe etmediğim Fahri Korutürk’ün ve Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde yaşanan sorunlar böyleyken bu isimlerin Cumhurbaşkanlığı için doğru seçimler olduğunu söyleyebilir miyiz?..

Katılırsınız veya katılmazsınız, şimdi ben 1923’ten günümüze görev yapan 11 Cumhurbaşkanı için sadece Cumhurbaşkanlığı dönemlerini dikkate alarak 10 üzerinden not vermeye çalışacağım. Vereceğim not, ülkemizin ve milletimizin çıkarları için yaptıkları hizmetlerin karşılığıdır.

1. Mustafa Kemal Atatürk (1923 – 1938) : 10 (On)

2. İsmet İnönü (1938 – 1950) : 7 (Yedi)

3. Celal Bayar (1950 – 1960) : 1 (Bir)

4. Cemal Gürsel (1961 – 1966) : 0 (Sıfır)

5. Cevdet Sunay (1966 – 1973) : 1 (Bir)

6. Fahri Korutürk (1973 – 1980) : 1 (Bir)

7. Kenan Evren (1982 – 1989) : 0 (Sıfır)

8. Turgut Özal (1989 – 1993) : 1 (Bir)

9. Süleyman Demirel (1993 – 2000) : 1 (Bir)

10. Ahmet Necdet Sezer (2000 – 2007) : 1 (Bir)

11. Abdullah Gül (2007 – Görevde) : 0 (Sıfır)

Notlar benim kişisel değerlendirmemdir, katılmıyorsanız siz de not verebilirsiniz.

*

Cumhurbaşkanının Görev ve Yetkileri:

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil eder; Anayasa’nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Bu amaçlarla Anayasa’nın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

a) Yasama ile ilgili olanlar :

* Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde açılış konuşmasını yapmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni gerektiğinde toplantıya çağırmak,

* Yasaları yayımlamak,

* Yasaları yeniden görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri göndermek,

* Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,

* Yasaların, kanun hükmündeki kararnamelerin,Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün, tümünün ya da belirli kurallarının Anayasa’ya biçim ya da esas yönünden aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açmak,

* Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

b) Yürütme alanına ilişkin olanlar :

* Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,

* Başbakanın önerisi üzerine Bakanları atamak ve görevlerine son vermek,

* Gerekli gördüğünde Bakanlar Kurulu’na Başkanlık etmek ya da Bakanlar Kurulu’nu Başkanlığı altında toplantıya çağırmak,

* Yabancı devletlere Türk Devleti’nin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyeti’ne gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,

* Uluslararası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,

* Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanlığını temsil etmek,

* Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanılmasına karar vermek,

* Genelkurmay Başkanı’nı atamak,

* Milli Güvenlik Kurulu’nu toplantıya çağırmak,

* Milli Güvenlik Kurulu’na Başkanlık etmek,

* Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,

* Kararnameleri imzalamak,

* Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek ya da kaldırmak,

* Devlet Denetleme Kurulu’nun üyelerini ve Başkanını atamak,

* Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme, araştırma ve denetleme yaptırmak,

* Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,

* Üniversite rektörlerini seçmek,

c) Yargı ile ilgili olanlar:

Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

Görüleceği gibi; Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri söylendiğinin aksine yeterlidir ve Cumhurbaşkanlığı makamının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

*

Bu güne kadar görev yapan Cumhurbaşkanlarından biri hariç hepsini TBMM seçti.

1982 Anayasası, 7 Kasım 1982 tarihinde yapılan referandumda yüzde 91.37’lik “evet” oyuyla kabul edilince, yeni anayasanın 1. geçici maddesi uyarınca Kenan Evren yedi yıllık bir süre için Türkiye’nin 7. cumhurbaşkanı seçilmiş oldu.

*

1950’den günümüze görev yapan Cumhurbaşkanlarının karnesi ne yazık ki çok düşük. Bunun sebebi; acaba Cumhurbaşkanlarının kendisini seçenlere diyet borcunu ödemesinden mi, yoksa cumhurbaşkanının kim olacağına karar verenlerin seçtikleri ismin özelliğinden mi?!..

*

Şimdi size sormak istiyorum.

Hal böyle ise; 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devletinin son 63 yılında ülkemizde bir Cumhurbaşkanlığı sorunu var mıdır, yok mudur?..

*

Abdullah Gül 28 Ağustos 2007’den bu yana Cumhurbaşkanlığı görevini sürdürmektedir. 26.01.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile görev süresi 7 yıl olarak netlik kazanmış olup, bu görevini 28 Ağustos 2014’e kadar sürdürecektir. Ayrıca Abdullah Gül, Anayasa Mahkemesi kararı ile 2. dönem için de 5 yıl olmak üzere aday olabilecektir.

*

Kanun No. 5678
Kabul Tarihi: 31/5/2007

Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.
Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.
Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilir.
Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.”
MADDE 5- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 102 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 102- Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır.
Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.

*

Mevcut koşullara göre haziran 2015’de yapılacak genel seçimlerde partilere göre meclis dağılımının değişeceğini söylemek çok zor. Seçim sonuçlarının yeni bir iktidar yaratacağını düşünmek ise aşırı iyimserliktir.

28 Ağustos 2014’te mevcut cumhurbaşkanının görev süresi doluyor. Cumhurbaşkanını eskisi gibi yine meclis seçseydi iktidar partisinin işi çok kolaydı. MHP ve BDP’in desteğini arkasına alarak en kötü ihtimalle 3. turda partili bir ismi Çankaya’ya çıkarırlardı.

Oysa yeni cumhurbaşkanını halk seçecek, yani şimdi bu iş o kadar kolay değil. Şahsen ben, birinci turda hiçbir adayın % 50’yi geçerek cumhurbaşkanı seçileceğine ihtimal vermiyorum, düğüm ikinci turda çözülecektir. Aday sayısı ikiye düştüğünde ise favori olma durumu ortadan kalkacak ve şartlar eşitlenecektir.

Kimler aday gösterilir? Sorusuna olası yanıtlar vermeye çalışayım.

İktidar partisinden; Recep Tayip Erdoğan, Abdullah Gül, Cemil Çiçek vb… CHP, MHP ve diğerlerinin adayları belli değil.

Cumhurbaşkanı seçiminde (bana göre) CHP iktidar partisinden daha fazla belirleyici parti konumundadır. Şunu demek istiyorum. Eğer CHP kendi partisi içinden aday gösterirse (Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal vb…) iktidar partisi adayını (bana göre) alt etmesi mümkün değildir. Ama CHP; gerçekten o koltuğu dolduracak, denge unsuru olacak, her kesimden oy alacak bir aday çıkarırsa cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilir.

En kritik soru CHP bunu yapar mı?.. Yaparsa kimi aday çıkarmalıdır?..

Öncelikle düşüncelerimi aktarayım. Metin Feyzioğlu, Ümit Kocasakal, Emine Ülker Tarhan vb. isimlerin kazanma şansları yoktur. Kazansalar bile yetersiz kalırlar ve en fazla yeni bir Ahmet Necdet Sezer olurlar. Emekli komutanlarımıza gelirsek; İlker Başbuğ mevcut şartlarda aday olamaz, Yaşar Büyükanıt, Işık Koşaner ise bu görevi zaten yürütemezler.

Sayın H. M. Özgür; Hilmi Özkök,

Sayın Fatma Gürman; Hüsamettin Cindoruk diyor.

Ben, ikisini de olası iktidar partisi adaylarına tercih ederim ve çok düşünmeme rağmen ne yazık ki şu anda önereceğim başka bir isim yok.

Sizin önereceğiz başka adaylar ve görüşleriniz varsa lütfen yazın. Amaç, çözüm üretmek. Ama, birbirimizi kırmadan, saygı ve sevgiyle yazalım. Çünkü, bu günlerde birbirimizi incitme lüksümüz yoktur ve gün dayanışma günüdür.

Ben şuna inanıyorum.

Yeni Cumhurbaşkanı; kesinlikle iktidar partisinden olmamalı. Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Türk Ulusuna taraf olmalı. Emperyalizm karşıtı, laik cumhuriyeti ve tam bağımsızlığı savunan, kavga etmeyen, devletin kurum ve kuruluşları arasında denge unsuru olan, sözü dinlenen, saygı gören, tecrübeli bir devlet adamı olmalı.

Eğer; Türk Ulusu olarak bizler böyle bir şahsiyeti bulup, Cumhurbaşkanı seçebilirsek geleceğimize daha umutla bakabiliriz. Aksini ise düşünmek dahi istemiyorum.

Sevgi ve saygılarımla…

Osman Eren (Özgürce)

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

This Post Has 11 Comments

  1. subtle

    Deniz Baykal,bence özgürce..!Tabii,sondan 2 paragraf önce belirttiğiniz nitelikler kıstasımız ise..

    1. Özgürce

      Değerli subtle, Deniz Baykal o makamı en iyi dolduracak isimdir ama, ben gönlümüzden geçeni değil seçimi kazanacak bir aday çıkarılmalıdır, diyorum. Sizce aday gösterilirse Sayın Baykal 100 seçmenin en az 51’inin oyunu alabilir mi?..

    2. subtle

      İş SEÇSİS denilen zırıltıya ve meclisteki bu muhalefete kalırsa,ki kalacak gibi görünüyor,gönlümden geçen adayı yazmaktan başka çarem kalmıyor ne yazık ki değerli özgürce..

  2. as

    güzel maytap geçilmiş burada..
    biz HMÖ ile ciddi ciddi arayışlara girmişken, ötesine geçip kavga eder görünmüşken, birileri burada “aslında ben de özkökten yana değilim” derse, düşünürüz…sanırım bizler tırışka işlere girmişiz, aç ayrı bir başlık, koy muhabbeti, ne köy yansın, ne kasaba…
    millet te oralarda diyemediklerini buralarda desin..
    soğuyorum bu işlerden..
    harbi..

    1. as

      aşağıda bir talat aydemir var, kim o?
      neden HMÖ yazıları altında hiç yorum yazmadan burada boy göstermiş?
      kafam karıştı..

  3. 06 anka

    Cumhurbaşkanlığına şimdiye kadar kimler seçilmiş? Ya iktidar partisinin genel başkanı,başbakanı olarak siyasilerden,ya da emekli paşalardan veya darbe yapan paşalardan devlet başkanı seçilmiş.Tek istisna Ahmet Necdet Sezer.
    Bugünkü ortamda AKP nin izlediği politika sayesinde toplum karpuz gibi iki eşit parçaya bölündüğünden tek bir isim üzerinde uzlaşmanın zor olduğu açık.
    Tabii burada AKP nin iki aday adayı dışında, muhalefet partilerinin üzerinde uzlaşabileceği bir isim üzerinde durulmalı.Şahsen ana ve yavru muhalefetin bu konuda başlangıç aşamasında uzlaşacağını sanmıyorum.Uzlaşma ancak ikinci turda ve isme bağlı olarak,belki gerçekleşir. Gerçekleşmez ise de aradan AKP nin adayı en çok oyu alarak seçilir.
    Onun için aday çok önemli.Toplumda saygın bir yeri olan,sevilen ve ‘kaseti olmayan’ temiz bir isim olmalı.Muhalif oyların tamamını alabilecek,hatta AKP seçmeninin içinde tereddütü olanlara bile hitap edebilecek bir kişi!

  4. Talat Aydemir

    Ben esasinda o koltuga HMÖ yü düsünüyorum.
    O koltugu doldurur mu, evet doldurur.
    Amma o koltugu ben de doldururum. Hem benden iyi de cumhurbaskani olur. En azindan simdiye dek gelmis gecmis cumbusbeylerden daha okur yazarim.
    Kulak hastaligi/agrisi denilirse, bende gani, hatta ameliyat bile var, Timpano orta kulak vs. Gerekirse raporda gösteririz.

  5. nhizal

    Osman bey,konunun can alıcı noktasına temas etmişsiniz.
    evet gelmiş geçmiş cumhurbaşkanlarımız ne yaptılar, nelere sebep oldular? bundan sonrasında ne olacak?
    valla yıkıp yeniden yapmak lazım herşeyi…

    1. nhizal

      aslında h.özkök ten yana değilim. ama eğer olurda hilmi özkök çıkarsa çankaya ya,aytaç yalman ortadan çattt diye çatlar.öyle ya,darbeyi o önlemişmiş. 🙂

  6. Misafir

    Sayın Özgürce,Osman bey;emek verip güzel bir analiz hatta yarı istatistik bile diyebiliriz,hazırlamışsınız.
    Gelmiş geçmiş Cumhurbaşkanlarını karne vermişsiniz.
    Öncelikle her satırına katıldığımı belirteyim.
    Özellikle,bilerek isteyerek,RTE ile A.Gül arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılıyoruz. Sanki başkaca kimse yokmuş gibi.
    Milleti çaresizliğe sürüklüyorlar.
    Kimi reddetseki diğeri safında olmakla suçlanıyoruz.Aslında ne RTE NE A.Gül.
    TAM BAĞIMSIZ CUMHURBAŞKANI.
    Cumhurbaşkanı,adı üstünde Cumhurun,halkın devletin başıdır. Görev ve yetkileri gerektiği kadardır.
    T.C. ni layıkıyla,hakettiği şekilde temsil eden biri olmalıdır.
    Bu söylediğim isim benim tercihim değil ama sanki bu koltuk için M.Haberal gelecek gibi. Zira Ergenekon mağduru olarak zaten toplumun en az yarısında bir sempatisi var.
    AKP nin ilk yıllarda bütün toplantılarını Kızılcahama da Haberal’ın ötelinde yaparken ki samimi halleri düşünülünce AKP içinde de sıcak bakanlar vardır.
    Eğer iki rakipten biri ve her ikisi kendini şanslı görmezse bari o olsun diyebilir.
    Önemli olan bu durumun spontane olup olmayacağıdır. Yani bu da oyunun bir parçası olabilir mi acaba?

    1. TCKergin

      O zaman nasıl oldu da imamhatipbiat mezunları Haberal’ı içeri tıktılar?..

Yoruma kapalı.