Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Köstence
15 Kasım 2013
17:11
1238 Kez Okundu
Köstence…
Bir haftalık gemi turumuz da, Yalta ve Odessa’dan sonra üçüncü durağımız Köstence.
Açık ama serin bir havada Köstence Limanı’na  geldik. Geminin anlaşmalı otobüsleriyle şehre vardık. Büyük bir kent değil. Romanya’nın  en önemli limanlarından biri ama, geçmiştede çok tahrip olduğu için yeteri kadar büyümemiş bir kent.  Kayda değer bir özelliği yok.
Karadeniz kıyısı
Köstence de bir üniversite var. Tıp fakültesi ve fakülteye bağlı hastanesi şehrin tam ortasında.

Caddelerinde gezindik bir AVM ye girdik.

Hani nerde bizim RTE AVM leri! Bizim eski pasajları andıran bir AVM
O zaman RTE ‘nin kıymetini daha iyi anladık!.. Ülkemizi AVM cenneti yaptı sağolsun!..
Tabi AVM’ler için yitirdiklerimiz ve yitireceklerimizi düşününce karşımıza dünyada yankı bulan GEZİ protestoları çıkıyor. Bu konu başlı başına bir yazı konusu ve aylardan beri bu konuda binlerce yazı yazıldı, biz yine Köstence’ye dönelim :)
Köstence sokaklarında gezerken bir DVD satan dükkanın vitrininde Muhteşem Yüzyılın DVD’sini görünce şaşırdık. Demek ki dizi sadece TV’de izlenmiyor, meraklıları da varmış.
Köstence’nin dışında, yakınında üzüm bağları ve şaraphaneler varmış. Doğrusu şaraphane görmek için oralara kadar gitmeyi göze alamadık.
Not: Üzgünüm, Köstence resimlerim net çıkmadığı için google’den bir kaç resim aldım. Umarım intihal sayılmaz :)

Son zamanlarda, Köstence’nin bizim için bir diğer özelliği de ortaya çıktı.

STRUMA OLAYI (FACİASI)

İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’den kaçan yahudilerin bindikleri Sutruma gemisi Romanyanın Köstence Limanı’ndan  hareket edip Marmara’ya açılmış.

Sonu hazin biten bu yolculuk son yıllarda üst üste yazılan romanlarla gündeme getirilerek bundanda T.C. için bir özür süreci başlatılmak istendi.
Önce,  Zülfü Livaneli’nin SERENAD romanı sonra Halit Kakınç’ın yazdığı STRUMA okuyanların kendilerinden utanmasını sağladı!..
Bir arkadaşım aynen böyle demişti. Türk’lüğümden utanıyorum :(
Yetmedi, İshak Alaton konuyu sürekli canlı tutup Hitler’in yanına bizide koymak gerektiğini söylemedi ise de böyle bir algı yaratmak için canla başla çalıştı.
Halit Kakınç’ın kitabının raflara çıktığı günlerde yapılan röportajlarda ve sonrasında bay Alaton, T.C. nin o 769 yahudiyi bile bile ölüme gönderdiği konusunu ısrarla kabul ettirmeye çalışıyor.
Zaten bu olayı kaleme almaya başlayan Halit Kakınç (ki şu anda kendisi Odatv’nin daimi yazarıdır :) İlk iş olarak İshak Alaton’a gidiyor ve sanırım kitabın iskeleti Alaton tarafından inşa ediliyor. Bu iskelet üzerine Halit Kakınç kalemini konuşturuyor.
İshak Alaton bu kitapla birlikte T.C. Devletin’e yeni bir özür platformu hazırlıyor.
Anadolu Kültür ve Açık Toplum Vakfı’nın gerçekleştirdiği, dünyanın farklı ülkelerinde yaşanan insan hakları ihlalleriyle yüzleşme ve mağdurlardan özür dileme süreçlerine odaklanan “Bir Daha Asla! Geçmişle Yüzleşme ve Özür” sergisi, 24 Ekim’de İstanbul Tophane’deki Depo’da kapılarını açtı. Sergi 15 Aralık’a kadar açık kalacak.
Oysa bu konuda İngiltere’nin payı hep gözardı ediliyor.

Gelin burda olayın aslını öğrenelim.

24 şubat 22013 tarihli milliyette gökhan akıncının haberine bir göz atalım.

II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’ndan kaçan 769 Yahudi mülteciyi Filistin’e götürmek için İstanbul’a geldikten sonra Şile açıklarında Sovyet denizaltısı tarafından batırılan Struma gemisinin yıldönümünde araştırmacı yazar Cengiz Özakıncı farklı iddialarda bulundu.

Özakıncı, Karadeniz’de akıntı yönü batıdan doğuya olduğu için Türk yetkililerinin gemiyi akıntının yardımıyla karaya oturtmayı hedeflediğini söyledi. Özakıncı, “23 Şubat 1942 gecesi Yön burnu açıklarına bırakılan gemi akıntı yönünde 14 mil doğuya ilerleryerek Şile’ye yaklaştı. Sovyet denizaltısı tarafından batırılmasaydı Struma Şile’de karaya oturacak, yolcular kurtarılacaktı” dedi.

Bir kişi kurtulmuştu
Derinliklerinde yüzlerce savaş ve ticaret batığını barındıran Türkiye, II. Dünya Savaşı’nda tarafsız olmasına rağmen coğrafi konumu nedeniyle savaştan kaçan mültecilerin uğrak yeri olmuştu. Kurtarma salı olmayan, ahırları kamaraya dönüştürülen Struma gemisi, Nazilerin uyguladığı soykırımdan kaçmak isteyen 769 Yahudi mülteciyi 12 Aralık 1941’de Romanya’nın Köstence Limanı’ndan alarak İstanbul’a gelmişti. Dönemin Kısılay’ı Sarayburnu sahilinde 69 gün bekletilen Struma’ya günlük gıda yardımı yapmış, gemi 23 Şubat’ta bırakıldığı Yön burnu açıklarından Şile açıklarına doğru sürüklenirken Sovyet denizaltısı SC 213 tarafından torpillenerek batırılmıştı. Gemiden kurtulan tek kişi olan 19 yaşındaki David Stoliar’ın açıklamaları üzerine çok sayıda kitap yazılmıştı. ‘Gerçekler saptırıldı’
Türkiye’yi Yahudi soykırımıyla suçlayanların gerçekleri çarpıttıklarını vurgulayan araştırmacı yazar Özakıncı, “Gemide bulaşıcı hastalık var, diyen İngiltere; Montreaux Antlaşması’nınkarantina maddelerini öne sürerek hem yolcuların karaya çıkartılmalarını, hem de geminin boğazlardan geçmesini engelledi.
‘Gemide adları saptanamayan Alman ajanları var’ diyen İngiltere, yolculara vize vermeyerek Struma’yı, geldiği yere geri gönderilmesi gereken ‘kaçak gemi’ konumuna soktu. Türkiye’nin elini uluslararası yasalarla bağladı” dedi.
***
Burda sevgili Dara Çolakoğlu’nun annaannesinin dediği gibi “kapı gıcırdasa İngilizlerin parmağı vardır” sözüne hak vermemek elde mi?
Gelin bütün bunları bir kenara bırakalım. Bir an o 769 kişinin İngiltere’nin oyunlarıyla Karadeniz’e gömülmelerini yüreğimiz sızlayarakta olsa bir an geçelim, bir yahudi devleti kurmak için feda edildiği söylenen onca yahudi kurbanı da unutalım.
Peki  bugün Hitler’in annesinin yahudi olduğu iddialarınıda mı hesaba katmayalım?
Dün ABD nin Irak’a müdahale edebilmek adına, ikiz kulelerin El- Kaide’ye ihale ederek 3000 kişinin kurban edilmesinide mi görmezden gelelim? Bugün aynı emperyalizmin Kürtleri kışkırtarak davaları için “daha çok Kürdü öldürmemiz gerekirse bunuda yaparız ” diye konuşan PKK ‘lı liderlerin telsiz konuşmalarınıda mı yok sayalım?..
Nazi Almanya’sının  soykırmına bizide ortak etmek isteyen, bunu yaparken de, 1915 tehcirini gündemde canlı tutarken Ermeni katliamlarını es geçen, Dersim olayını meclise taşıyıp meclis kürsüsünde özür dilerken, Dersim isyanını yok sayanlar hep T.C.’yi suçlamalarını ve geçmişimizle yüzleşelim yalanları ile ihanetlerini meşrulaştırmalarını görmezden mi gelelim?..
Evet Sutruma olayı çok hazin bir olay ama, bu olayda bizim bir suçumuz yok.

Herkes bizi suçlamadan önce aynaya baksın…

Neşe Hızal

nhizal
nhizal hakkında:
"Köstence" yazısına 10 yorum yapılmış
  1.  

    işte T.C. özür eşiğine getirmek isteyenlerin yaptıkları.

    Mehmet Perinçek’in İstanbul Üniversite’den atılmasını Azerbaycan’da “Ermeni Lobisi Erdoğan Türkiye’sinde Bir Zafer Daha Kazandı” başlığıyla yankı buldu.

    Azerbaycan’ın önde gelen Rusça haber portallarından “vesti.az” Mehmet Perinçek’in İstanbul Üniversitesi’nden uzaklaştırılmasını “Ermeni Lobisi Erdoğan Türkiye’sinde Bir Zafer Daha Kazandı”başlığıyla duyurdu. Manşetten verilen haberde Perinçek’in Ermeni soykırımı iddialarını çürüten araştırmalarına değinilirken Erdoğan’ın politikalarının Perinçek’in çalışmalarını engellediği ifade edildi. Haberde Mehmet Perinçek’le yapılan bir söyleşiye de yer verildi.

    Ergenekon davasında 2 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen ve davanın karar duruşmasında 6 yıl hapis cezasına verilen Perinçek’in doktora tezini 6 yıl boyunca teslim etmediği gerekçesiyle kadrosu düşürülmüştü.
    söykenenelere göre sn.M.Perinçeğin üniversiteden atılmasını rte istemiş.
    hani 2015 için karşı çalışmalara başlanmıştı? ,

    tamamen hedef saptırıp halkı kandırma taktikleri.böyle haberlerle tam aksini halka kanıksatıyorlar. :(

  2.  
    06 anka 06 anka

    Geçmişimizle yüzleşirsek haklı olduğumuzu görürüz. Tehcir o zamanın şartlarında gerekliydi.1914-1918 yıllarında ordu değişik cephelerde savaşırken Ermeniler fırsattan istifade onları yüreklendiren batılılardan güç alarak ayaklanmış,Müslümanları yaşlı,kadın,çocuk ayırt etmeksizin hunharca öldürmüşler.Bir kıyım varsa onu Ermeniler başlatmıştır.Ne yani onlar komşuları olan Türkleri öldürürken devlet seyredecek miydi?’ Devlet kendi vatandaşını öldürür mü?’ sorusunu soruyorlar.
    Peki devlet,ordusu I.Dünya Savaşının değişik cephelerinde savaşırken Ermeni terörü ile başedememişse ne yapacaktı?Tehcir,dur şu Ermenileri öldürelim ama oturdukları yerlerde yapmayalım alıp bir yerlere götürür gibi yapalım yolda öldürürüz düşüncesiyle yapılmamıştır.Tehcir sırasındaki ölümler hastalık ve bazı çetelerin saldırıları sonucu olmuştur.
    O dönemin resmi yazışmaları,kayıtları açıktır.Onlara itibar etmeyip de yabancı diplomatların dedikodu mahiyetindeki yazılarına bakarak Türkleri suçlamak iyiniyetle bağdaşmaz,tarafsız bir davranış değildir.
    Avrupalı Amerikalı soykırımda kendi yanına eş aramasın.Takkeyi önlerine koyup istilacı geçmişlerine baksınlar.Asya,Afrika,Amerika, Avustralya kıtalarındaki yerli halklara ne yaptıklarını hatırlasınlar.Öldürmeleri dışında, kendileri zenginleşirken o halkların ekonomik değerlerine nasıl elkoyduklarını,insanlarını ucuz işgücü ve hatta köle olarak kullandıklarını hatırlasınlar!Hrıstiyanlaştırmak için yaptıklarını unuttular mı?

    •  

      Mehmet Perinçek in araştırmaları ki hepside yaban arşivlerden titizlikle aranıp bulunmuş belgelerle bu konuyu anlatıyor.
      ama nedense bu belgeye dayanan bilgiler dikkate alınmıyorda belli odakjların yaydıkları çarpıtılmış bilgiler gerçek kabul ediliyor.
      ermeni soykırımı yoktur demek bile bugün fransada isviçrede suç kabul ediliyor.
      öyleki düşünce suçları konusunda mangalda kül bırakmayanlar bu konudaki düşünceyi suç sayıyorlar.
      bu batının her zamanki iki yüzlüğü ve çelişkisi.

  3.  
    zalim zalim

    Yüregine saglik Nese Abla. Yazinda yorumlarinda harika olmus.
    Not. Googledeki tüm resimler helal sana :)

  4.  

    iti an,çomağı hazırla.Türk atasözü.
    aşağıda izah ettiğim konuyla ilgili anında bir yazı yayınlandı.
    1915 tehcirinin 100.yılı konusunda akp iktidarıda geçmiş iktidarların yolundan gidecek deniliyor.
    ***
    ‘Hükümet, 1915′in 100. yıl dönümünde uluslararası alandaki girişimlerin önünü kesecek’
    http://t24.com.tr/haber/2015-icin-dugmeye-basildi/244083
    ***
    yahu ne çalışması. daha büyük kürdistanı kurmaya çalışıyorlar. bi onu başarsınlar sonra sıra büyük ermenistana gelecek.
    hepsi birden olmuyor.yavaş yavaş,uyandırmadan.
    aktamar adasındaki kiliseyi onarıp başına haç taktılar. ermeni vakıflarının mallarını iade edecekler. tazminatı bile düşünüyorlar.
    arada da uyuyanları uyandırmamak için 2015 e yönelik çalışmalar gösterecekler.zaıcık sabırlı olun.(!) (!) (!)
    hele bir heybeli ada ruhban okulu açılsın,

  5.  

    struma için mutlaka okunması gereken bir makale.
    http://omerfarukreca.blogcu.com/yahudi-soykiriminin-hazin-oykusu-struma-nin-gozyaslari/3487721

  6.  
    fehimli mestan

    Evet bizim eski pasajlarımızın ne kadar sıcak bir havası vardı. O pasajlarda vitrinler sizi ezmez, sanki evnizdeymişcesine alışveriş yapardınız. Her arasını, her dükkanı bilir, selamlaşırdınız. :(

  7.  
    fehimli mestan

    Struma’yı okuduğumda çok etkilenmiştim. Bürokratik işler yüzünden o kadar masum insanın ölüme gönderilmesi çok acı gelmişti bana. Ama Sn. Hızal’ın yazısını okuyunca insan farkediyor ki herkes, herşey için Türk devletinden özür bekliyor, bu da soru işareti yaratıyor tabii ki.

    •  

      Sayın Fehimli Mestan,zaten yapmak istedikleri de suçluluk duygusu yaratıp devamında özür kıvamına getirmek.Görülüyor ki,bunu başarmışlar.Çünkü bu kitapları okuyanlardan benzeri suçluluk duygusunu gözlemledim.Ne varki,İshak beye bu kadarı bile yetmiyor.Hep daha fazlasını istiyor.
      Açık toplum vakfı ile Anadolu kültür derneğinin ortaklaşa açtıkları “geçmişle yüzleşme” sergisi çok kapsamlı bir sergi.
      Struma için Yahudilerden, 1915 için Ermenilerden, Dersim için Tuncelilerden, ve her bir şey için Kürtlerden özür dilememiz isteniyor.
      Bunu da sağlamanın en iyi yolu toplumu suçluluk psikolojisine sokmak.
      Gerisi kolay. Hele de iktidar da küreselLere hizmette hiçbir engel tanımayan AKP gibi bir iktidar varken,bütün akbabalar seferber oluyor.

  8.  

    bugün kürtçü ve liberal sitelerde Almanya hür üniversitesi akademisyenlerinden bilgin ayata nın bir yazısı var.
    nazi almanyasının ilk soykırımı yahudilere değil kara afrikanın kara derili insanlarına uyguladığını yazıyor.
    ***
    Almanya, İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere karşı yaptığı soykırımı tanıyan ve bunun toplumun tüm kesimlerince hatırlanmasını devlet politikası haline getiren bir ülke olarak biliniyor. Ancak araştırmalar, Almanya tarihindeki tek toplu katliamın “Yahudi Soykırımı” olmadığını gösteriyor. Berlin Hür Üniversitesi siyaset bilimi öğrencileri, Siyasal Bilimler Fakültesi’nde düzenledikleri “Irk üretimi ve sömürgeci geçmişin günümüzdeki izleri” adlı bir sergi ile konuya dikkat çekmeyi hedefliyor.

    Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, sergide yer alan fotoğraf ve bilim insanlarına ait yazışmalar, ırkçılığın 20. yüzyılın başında bilimsel bilgiyle desteklendiğine işaret ediyor. Özellikle, araştırmalar için Afrika’daki kıyımda toplanmış kafatasları önünde çekilmiş fotoğrafları bulunan bilim adamları ve ırk çalışmaları için alınmış kemiklerin Afrikalı kadınlara temizletildiğini anlatan mektuplar, konunun o dönemin bilim çevrelerinde ne kadar sıradanlaştığını gösterir nitelikte.
    ***
    tabi bilgin ayata nın kim olduğu hakkında google bakarsanız daha önceki araştırmaları kürtler ve ermeniler üzerine.
    27 şubat 2011 de İstanbulda bir konferanstaki sunumunun ilk paragrafı şöyle başlıyor.
    ***
    Sunusuma sizlerle bir anekdot paylasarak baslamak istiyorum. Arastirmam icin 2 yil once Turkiyede bulunuyordum ve Istanbulda bir arkadasimin evinde genc bir kiz ile tanismistim. Kendisi Edirne’den Istanbula calismak icin gelmis, bir bankada is bulmustu. Bana sohbet sirasinda bir kac kez arastirmamin konusunu sordu, ben de her seferinde zorunlu goc diye cevapliyordum. En son bana tekrar dondu ve “ozur dilerim ben anlamadim, hep zorunlu goc diyorsunuz ama neyi kast ettiginizi bilmiyorum” dedi. Ben’de kendisine Turkiye’deki catisma surecinde, 3000 den fazla yerlesim biriminin bosaltildigini ve yuzbinlerce kurt koylulerinin evsiz kalip mecburen goc ettiklerini anlattim. Kiz hem saskinlik hem uzuntu icinde dikkatle dinledi ve cok samimi bir bicimde “inanin butun bunlari ilk kez duyuyorum, biz sadece ilcemize gelen sehit cenazelerini biliyoruz” dedi.

    Ne yazikki, kizin bilmemesi pek sasirtici degil, daha cok genel bir durumun siradan bir ornegi. Bugun bu toplantiya gelen herkes zorunlu goc olgusunun farkinda olsa bile, Turkiyenin genelinde hala gorulmeyen bir sorun olmaya devam ediyor.
    ***
    ve görüldüğü üzre bizde gerek ermeni tehciri gerek yahudi soykırımı ve gerekse son 40 yılda bizi çeşitli acılara boğmuş pkk konusunda kendimizi suçlu hissetmemiz için elinden geleni yapan zevat nedense olayların geçmişine sebebine hiç eğilmezler.
    tehcir neden olmuş.taşnak ve hınçak çetelerinin dehşet veren katliamların görmezler. stryuma olayında yahudileri gemiye bindirip filistine gönderenlerin neden onları deniz ortasında sahipsiz bıraktıklarını anlatmazlar ki,bugünde aynısını yapıyorlar.
    libyaya natonun saldırdığında kaşan göçmenlerin motorları alabora olup batınca uygar avrupa izledi. daha bir kaç gün önce bile yine göçmen motorları battıda onlarca hatta yüzlerce göçmen akdenizin sularında boğuldu.
    benzer olaylar uzak doğuda da oldu.
    ama sıra T.C. suçlamaya gelince aslan kesilenler bu olaylarda dillerini yutuyorlar.
    tıpkı ermenilerin karabağdaki azeri katliamına sessiz kalmaları gibi.
    bu makaleye liboş ve kürtçülerin balıklama atlaması devamında yine bize dokunacak.
    ***
    http://t24.com.tr/haber/almanyanin-ilk-soykirimi-namibyada-gerceklesti/244056
    http://www.dw.de/s%C3%B6m%C3%BCrgecilikten-nazi-d%C3%B6nemine/a-17227690
    http://www.timeturk.com/tr/2013/11/15/nazilerin-yaptigi-soykirimin-temeli-nereye-dayaniyor.html

Cevap Yazın


5 × 5 =

FpsAgency