BALYOZ GİBİ KARAR

Balyoz darbe planı ilk olarak TARAF gazetesinin 20 Ocak 2010 tarihinde Mehmet Baransu,Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar imzalı haberinde açıkladığı 2003 tarihli “Balyoz Harekât Planı” başlıklı belgeler ile gündeme geldi.

İddialara göre plan, dönemin 1.Ordu  Komutanı  Çetin Doğan’ın liderliğindeki cunta tarafından hazırlanmış. Darbe zeminini hazırlama amaçlı hükümete yönelik; Hava Kuvvetleri’nin tasarladığı Oraj ve Deniz Kuvvetleri’nin hazırladığı Suga eylem planları; dini grup liderlerine yönelik ‘Döküm’; gayrimüslim cemaat önderlerine yönelik ‘Sakal’; darbe karşıtı akademisyenlere yönelik ‘Tırpan’; ve darbe karşıtı liberallere yönelik de ‘Testere’ eylem planlarının uygulanması hedeflenmiş.

5000 sayfalık belgelerde Fatih ve Bayezıt Camilerin de bomba patlatılarak hükümetin sıkıyönetim ilan etmeye zorlanması, Yunanistan hava sahası üzerinde bir Türk jetinin düşürülerek halkın galeyana getirilmesi ve darbe sonrası demokrat görüşlü gazetecilerin tutuklanması gibi planların olduğu ileri  sürülmüştü.

İddianameye göre, ‘Balyoz’un 5 aşamada gerçekleştirilmesi planlanmıştır:

1- Birinci aşama İSTİHBARAT faaliyetlerinin yer aldığı ve tamamlanmış olan aşamadır.

2- İkinci aşama askeri müdahale için zemin hazırlama süreci olduğu öne sürülmektedir.

İddianamede şöyle deniliyor: “Yapılanma içerisinde yer alan bazı jandarma görevlileri tarafından hazırlanan ‘Sakal’ ve ‘Çarşaf’ isimli eylem planlarıyla kargaşa yaratma planlandığı, ‘Oraj’ ve ‘Suga’ isimli planlarla hava sahası ve kıta sahanlığı konularında Yunanistan’ın taciz edilerek iki ülke ilişkilerinin gerilmesinin öngörüldüğü (anlaşılmıştır.) Böylece öncelikle 1’inci Ordu merkezli İstanbul ve çevre illerde sıkıyönetim ilan edilmesini amaçladığı (…) tespit edilmiştir.

3- Üçüncü aşama askeri müdahalenin fiilen ilan edildiği aşamadır.

4- Dördüncü aşama yürütme görevinin ‘Milli Mutabakat Hükümeti’ne tarafından devralmasıdır.

5-Beşinci ve son aşama ise yürütmenin tekrar sivil yönetime devredilmesi için ‘seçime’ gidilmesidir.

İddialara göre, Balyoz darbe planı ve ekleri, 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında gerçekleştirilen bir Plan Seminerinin parçası olarak sunuldu. Plan Seminerini hazırlayan ve yöneten Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan bu darbe planını hazırlamakla ve seminerde darbe provası yapmakla suçlandı. İddiaların hedefindeki emekli Orgeneral Çetin Doğan bu haberler üzerine T24  internet sitesine yaptığı açıklamada: “Cumhuriyet’i koruma ve kollama görevinin gereği olarak EMASYA (Emniyet ve Asayiş) planları seminerlerde elbette ele alınmıştır.” dedi. Ancak darbe suçlamalarını reddetti. Söz konusu darbe senaryolarının seminerde görüşülmediğini belirterek: “Yok böyle bir şey. Bu uydurma bir senaryoyla monte ediyorlar. Meşhur bir tabirle, kopyala ve yapıştır usulüyle.” dedi. TSK’de haberin ertesi günü yaptığı basın açıklamasında 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında gerçekleştirilen Plan Seminerinde “giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo” konu edildiğini doğruladı, ancak bu seminer ile ilgili darbe iddialarını reddetti.

30 Ocak 2010 günü Taraf muhabiri Mehmet Baransu, elindeki belgeleri bir bavul içerisinde Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne teslim etti. Dosya için Mehmet Berk, Bilal Bayraktar ve Ali Haydar adlı savcılar görevlendirildi.

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet savcıları yaklaşık bir aylık incelemeden sonra 22 Şubat 2010 günü aralarında emekli generaller ve muvazzaf subayların da bulunduğu 49 askeri gözaltına aldı.

4 gün sonra soruşturma kapsamında 13 ilde 1’i emekli 17’si muvazzaf 18 asker daha gözaltına alındı. 3 Mart 2010 günü tutuklananların sayısı 41’e ulaştı.

19 Temmuz 2010’da İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Cumhuriyet Savcıları’nın  hazırladığı iddianameyi  kabul ederek tamamı asker 196 kişi hakkında dava açtı. 968 sayfalık iddianamede sanıklara “Türkiye Cumhuriyeti yürütme organını cebren ıskat ve vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs etmek” suçlaması yöneltildi. Fakat eski TCK’nın 61/1. maddesine dayanılarak “eksik teşebbüs” nedeniyle cezalarda indirim yapılması istendi ve her sanık için 15 yıldan 20 yıla kadar hapis talep edildi.

Mahkeme ilk duruşma tarihini de 16 Aralık 2010 olarak belirledi. Duruşmalar, Beşiktaş Adliyesi’nin fiziki koşullarının yetersiz olması nedeniyle Silivri deki duruşma salonunda gerçekleşti.

Bu arada 2010 yılının Aralık ayında Gölcük DONANMA KOMUTANLI’ğı arandı.

Arama aynen şöyle olur.

Tümamiral Çetin, Başsavcı Seçen’in ilk olarak İstihbarat Şube Müdürü’nün odasına girdiğini belirtiyor. Savcının zemin üstünde zıplaması odada bulunan askerlerin dikkatini çekiyor. Savcı Seçen gülümseyerek, “Amiralim biz bugün buraya bunun için geldik. Aradığımız şey bunun altında” diyor.

Çuvalların bulunması anını Çetin şu sözlerle anlatıyor: “Şaşkınlıkla bizim personele sordum: ‘Bunlar kalkıyor mu?’. Savcı onların cevap vermesini beklemeden: ‘Evet, biz bunun için gerekli aparatı da yanımızda getirdik’…”

Ve tabi bu belgeleri elleriyle koymuş gibi bulan savcı çuvallardaki belgeleride dosyaya ekliyor.

29 Mart 2012’de savcı 920 sayfalık esas hakkında mütalaayı mahkeme heyetine sundu. Mütalaada davadaki tüm sanıklar hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini devirmeye eksik teşebbüs” suçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası verilmesi talep edildi.

Balyoz davasındaki çelişkiler vardı ama, mahkeme bunları hiç dikkate almadı.

Bu konuda sanık avukatlarının 12 dikkat çekici iddiası bulunuyordu:

1- Kardak’a çıkmış SAT komandosu Albay Ali Türkşen’e, “Şu tarihte, şu saatte, sen bilgisayarında şu belgeyi kaydetmişsin!” diyorlar. Ama TRT, o gün, o saatte, albayla ‘Silahlı Kuvvetler Saati’ türünden bir televizyon programı yapıyor ve onu denizin altına dalış yaparken kameraya çekiyor. Albay, “İspatı burada. Beni bilgisayarda belge kaydetmekle suçladığınız saatte, ben denizin altında dalıştayım, TRT çekmiş. Denizin altında, hangi belgeyi kaydedebilirim?” diyor. Bir buçuk yıldır tutuklu.

2- 2003’te TCG Alanya gemisine bir görevlendirme yapıldığı söyleniyor. O tarihte gemi henüz inşa bile edilmemiş. İnşa tarihi 2005.

3- Sözde darbe planında, el konulacak ilaç şirketlerinin listesi var. Orada ‘Yeni Recordati’ diye bir firmanın adı geçiyor. Oysa o tarihte öyle bir firma yok. O firmanın 2003’teki adı ‘Yeni İlaç’. ‘Yeni Recordati’ oluşu 2009.

4- Jandarma planlarının içinde belirtilen bazı sokak adları, 2003’te o isimleri taşımıyor. Sonradan değiştirilip öyle yapılmış, 2004’de, 2005’de, 2006’da.

5- CD’lerdeki word belgeleri 2003 tarihli. Dolayısıyla, 2003’ün teknolojisine uygun olması gerekiyor. Ama belgelerde kullanılmış olan ‘calibri’ ve ‘cambria’ gibi bazı yazı fontları Microsoft tarafından ofis 2007 için geliştirildi. Bu da, darbe belgelerinin 2003’ten sonraki bir tarihte yazıldığının bir başka kanıtı.

6- Darbe belgeleri arasında toplantı tutanakları var ancak güya Aksaz’da yapılan toplantıya katılımcı olarak gösterilen subayların biri o tarihte Haifa’da, diğeri Gemlik’te, diğeri İzmir’de.

7- Belgelerin içinde, jandarma personelinin kriptolu cep telefonu kullandığı belirtiliyor. Oysa, o telefonların jandarmada kullanılmaya başlama tarihi 2008. 2003’te öyle bir telefon yok.

8- Balyoz Planı’nın kendisinde, ‘dost bir unsur’ olarak Türkiye Gençlik Birliği’nden söz ediliyor. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde kurulan bu topluluğun sitesine girdiğinizde, kuruluş tarihinin 19 Mayıs 2006 olduğunu görüyorsunuz. Ama Balyoz Darbe Planı’nın yapılma tarihi 2003.

9- Eskişehir’de çıkan flash diskte yine 2003 tarihli bir belge var. O belgede de bir kanun metnine atıf bulunuyor. Normalde o metinde, kanunun 2003 tarihli halinin olması gerekirken, metin 2005’te yapılmış bir değişikliği (hem de değişiklik kanununun tarihi ve numarasıyla) içeriyor.

10- 11. ve 17. CD’lerin üzerinde Süha Tanyeri’ye ait olduğu iddia edilen el yazıları var. O harflerin Süha Tanyeri’nin el yazısı ajandasından kopyalandığını tespit ettik. Bununla ilgili ABD’den ve Türkiye’den iki rapor alındı. Birebir kopya olduğuna ilişkin.

11- Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen hard diskte bir makbuz var. Makbuzun bilgisayara taranma tarihi 2003 olarak görünüyor. Fakat makbuzun 2008’e ait bireysel emeklilik ödeme dekontu olduğu görülüyor.

12- İstanbul’daki üç hastaneye ilişkin isim karışıklıkları var. İlaç firmasında olduğu gibi. Oysa o hastaneler, o isimleri 2005’ten sonra alıyorlar. 2003’te hazırlandığı iddia edilen belgelerde 2005’teki adlarıyla o hastanelerin nasıl var olduğu bir türlü açıklanamıyor. 

Tüm bunlara karşı mahkeme yolundan geri dönmüyor ve kararı açıklıyor.

Cezalar yağmur gibi yağıyor.

Economist dergisi 1 Şubat 2013 tarihli sayısında şunları yazıyor.

Nato’nun ikinci büyük ordusuna sahip; İran, Irak, Suriye ile komşuluk eden, Karadeniz, Ege ve Akdeniz’le çevrili olan ama donanmasına komuta edecek kimseyi bulamayan bir ülke hayal edin.

Onlarca subay tutuklanırken TSK giderek zayıflıyor. Bir zamanlar her şeye muktedir olan TSK aciz değilse de, sindirildi.

Yedi ay sonra DKK olması beklenen donanma komutanı Nusret Güner’in istifa ettiğine de değinen Economist dergisi. GKB İlker Başbuğ dahil olmak üzere her 5 generalden 1’nin tutuklu olduğunu belirtiyor ve “Bunun Türk demokrasisi için bir zafer olması beklenir. Fakat yargılamalar, delillere çeşni katıldığına ve başka bazı tutarsızlıklara ilişkin iddialarla karşılaşılıyor.” deniliyor.

Ne var ki dava sonuçlanmış cezalar verilmiş ve temyiz aşamasına gelinmişti. Gözler Yargıtay’a çevrildi.

Hukukun işleyeceği sanıldı. Tutarsız kanıtlarla cezaların onanacağı düşünülmüyordu. Yargıya güven, gerisini merak etme durumu.

Ancak, Taraf’ta yayın başladığından beri zaten karar verilmişti. Devam eden süreç mizansendi.

Beklenen oldu, Yargıtay 9 daire cezaları onadı. Arada bazılarını beraat ettirdi ki, bakın suçsuz olanlar serbest kaldı diyebilsinler diye.

Şimdi Anayasa mahkemesi var. Devamın da Avrupa İnsan Hakları mahkemesi var.

Bekleyip göreceğiz!..

Neşe Hızal – Yurduma Can Feda

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

This Post Has 10 Comments

  1. nhizal

    Buyrun buda chp li vekil.hukuka saygı diyor.
    doldyurursan partiye liboşları kürtçüleri cemaat elemanlarını böyle akp nin açılımlarına hukuksuzluğuna payanda yaparsın partiyi.

    CHP’li Faik Tunay’dan Balyoz Desteği: Bu Kararın Caydırıcılığı Var… Artık Darbeye Teşebbüse Dahi Cesaret Edemeyecekler!

    CHP milletvekilleri Umut Oran ve Akif Hamzaçebi, Balyoz davası kararlarını eleştirdi. CHP’li Faik Tünay ise, “Bu kararın caydırıcılığı var. Artık darbeye teşebbüse dahi cesaret edemeyecekler” dedi

    CHP’li vekiller Umut Oran ve Akif Hamzaçebi, Balyoz davası kararlarını eleştirdi. Faik Tünay ise karara olumlu bir yönden yaklaştı.

    CHP İstanbul Milletvekili Faik Tünay, Yargıtay’ın Balyoz davasına ilişkin verdiği karara herkesin saygı duyması gerektiğini söyledi. Türkiye’de darbe kültürünün hâlâ devam ettiğini belirten Tünay, “Bu kararın caydırıcılığı var. Artık darbeye teşebbüse dahi cesaret edemeyecekler” dedi.

  2. fehimli mestan

    Olayları başlatan gazetecilerden Baransu hâlâ laf üretmesine rağmen, Yasemin Çongar’ın hiç sesi soluğu çıkmıyor, tık bile demiyor kadın. En son Birgün’e mi geçmişti, yanlış anımsamıyorum değil mi? N.Hızal, kaleminize sağlık, derli toplu gayet güzel bir yazı olmuş.

  3. TCKergin

    Gerçek ayrıntılarda gizlidir, derler. Savcı Fikret Seçen’in zemin üzerinde dans etmesi olayı iyice incelenmeli, diyorum ben de. Tabii, bu birkaç yıl sonra Yüce Divan’da yapılabilir. Umarım…

    1. nhizal

      sn.Kergin buzdolabının arkasında da planlar buldular. bunlar önce kanıtları koyup sonra arayıp buluyorlardı.
      tabi Gölcük donanma komutanlığındaki belgeleri döşeme altına konulması için içerden yardım eden vardır.
      ne yazıkki her kurumda ikili oynayan ajanlar var. tabi F tipinide yabana atmamak gerek.
      böyle subaylarıda gördük. savcının sözleri de bunu teyid ediyor.

  4. misafir

    Yargıtay 9.dairesi kara verirken,yukarıda sanık avukatlarının ortaya koyduğu çelişkileri kaale almamış,üstelik dijital verilerde değişiklik olduğuna dair hiçbir bulgu saptamamışlar.
    Yani sahte oldukları kanıtlanan kanıtların sahteliklerini kabul etmeişler.
    kanta karşı kendi kanaatleri.
    Bunun için birinci yargı reformu paketine bakmak lazım. Bu paketle yargıtay atamalarını Adalet baknlığı yaptı.
    sonuç ortada.

  5. nhizal

    beraat edenlerin hepsinin necdet özelin harp akademisinden öğrencileri olduğu ve bir süre önce necdet özelin yargıtayı ziyaret ettiği söyleniyor.
    ne derece doğru bilmiyorum ama bu ziyaretten sonra tamda kararın açıklanacağı zamanda kosova ziyareti de düşündürücü. TSK nin önemli komutan kademesi cezalandırırken özel kurmay başkanının kosovada cami ziyaret edip cemaati bol olsun diye anı defterini yazması ne anlama geliyor.
    tabi bu durum dincileri coşturmuş.
    *komutanım senin komutandaki orduyla her yerde savaşmaya varım diyenler var.
    ve hatta,
    * stad bediüzzaman demişti kahraman türk askeri boyunduruğu yıkacak ve islama hizmet edecek diye bunlar ayaksesleri tam hizmet te geliyor inşaallah ALLAH ordumuzu imanı tamtaddırsın ve islamın savunucusu yapsın amin diyen bile var. saidi kürdinin Türk düşmanı bir kürt ırkçısı olduğunu bile bilmiyor zavallı.
    *bu ülkede böyle bir genelkurmay baskani da görmek nasip oldu ya ne diyim, Allah herseye kadir.özel paşa durup durupta taö şimdi kosova barış gücündeki Türk birliğini ziyaret ediyor.
    ne diyeyim adam işini biliyor.
    ya GKB sitesinde günlük olayları yazıyor yada ziyaretlerde bulunuyor. işi çok .Rabbim kuvvet versin(!)

  6. seyide

    BOP ‘u söz veren karşı devrimcilerin CİA’nın katkıları ile yaptığı bir operasyondur.NOKTA.

    1. kızıl-elma

      evet, oyunun (operasyonun) sonunda aponun salıverilmesine karşılık özgürlüklerine kavuşmaları söz konusu! !
      daha oyun bitmedi, pkk hergün bir yeri yakıyor , bir yere baskın yapıyor, birirlerini kaçırıyor, oyun büyük , figüranı çok!
      bundan sonraki CIA hamlesi bu galiba!!

  7. nhizal

    rte diyorki süreç bitmedi devam ediyor.
    bekir bozdağ diyorkki daha anayasa mahkemesi ve AİHM var diyor. sanki bilmiyorduk. rte nin danışmanı attığı tweet le bi daha darbayi aklınızdan bile geçirmeyin diyor keyifle. numan kurtulmuş,(artık kurtulmuşmu yoksa rte nin gölgesimi olmuş belli değil. harun gibi gelip karun gibi olmasına az kaldı) bu darbelerin hukukla yüzleşmesidir diyor. yada buna benzer bişey diyor.
    işi başlatan taraf ta tık yok. çünkü yeni işler peşindeler.
    cem uzan üzerinden yeni davalar peşindeler.
    çakma ulusalcılar için üzülürsem namerdim.

  8. zalim

    Bu kadar sahtekarlik ortadayken konusucak bir sey yok. Ayrica Kimse bos yere aihm kararlarini beklemesin. Cünki aihm verecegi kararda bizdeki emperyalist usagi hakim ve savcilarin verecegi karardan farkli olmaz. Dolayisiyla yapilmasi gereken, kendi adaletimizi kendimiz saglamaliyiz. Yani ülkedeki tüm isbirlikcilerin anasinin damina mart kari yagdirmaliyiz.

Yoruma kapalı.