AKP’nin Müslüman Kardeşlik çıkmazı (6)

AKP’nin Müslüman Kardeşlik çıkmazı (6)

ozince

MHP milletvekili Yaşar Yıldırım’ın “Bazı kurumların eleştirilmesinde hiç fayda yoktur. Bu kadar Haçlı üzerimize gelirken bu Haçlılar ile mücadelede en önemli kurum olan Diyanet’in eleştirilmesi Haçlılara yardımdır, Haçlılara destektir. Diyanet’in elbette ki vardır eksiği gediği. Diyanet İşleri Başkanımızdan imamına kadar herkes hal, hareket, davranış biçimine dikkat etmelidir. Çünkü yürüdüğü, geçtiği, yediği, kalktığı her yerde Müslümanları temsil eder, İslamı temsil eder” (Cumhuriyet, 17.12.2020) dediğini anımsayalım. Bu, ne anlama geliyor?

***

Bu, yabancılaşma ve kendi kökünden kopup Arap beyniyle düşünmek anlamına geliyor. Osmanlı düzeninde Araplaşmanın ocağı ulema sınıfıdır. O halde ulema nedir?

Müslüman ülkelerde eğitimli din âlimlerinden oluşan sınıf. Tekili erkekse âlim, kadınsa âlimedir… Ulema sınıfı fıkıh ve şeriat (İslam hukuku) konusunda derin bilgiye sahiptir ve bazı âlimler, aynı zamanda şeriatın uygulayıcısıdır.

Bazı Müslüman ülkelerde ulema tabiri sadece İslami konularda uzun süre eğitilmiş olan müftü, kadı, fakih ve muhaddis gibi akademisyenler için, bazen de molla ve imam gibi alt seviyedeki din adamlarını kapsayacak şekilde de kullanılır. Osmanlı Devleti’nde ulema sınıfı ilmiye adıyla devlet kontrolünde ve örgütlü bir yapıya kavuşturulmuş, kurumun başına şeyhülislam getirilmiştir.

***

İnternetten aktardığım tanıma “derin bilgi” sıfatlaması dışında katılıyorum. Osmanlı’nın ulema sınıfı, devletin denetiminde devlet memuru olduğu için aydın ve entelektüel sayılamaz. Böyle bir sınıftan Anadolu halkını savunması beklemenez. Bu sınıfın Araplaşmasının, dahası bu dilin devletin resmi dili olmasını istemenin nedeni İslam dinidir. Kısacası Osmanlı uleması sarayın çıkarlarını savunan sözde bilginler sınıfıdır; bu kimliğiyle bütün yenilik girişimlerini karşısında (istemezükçü) olmuştur.

AKP’ye gelince, okulları dinselleştirerek kendisi için ulema sınıfı yaratmaya çalışmaktadır.

***

Anadolu’nun gerçek halkı olan Türkmenler ve Yörükler ile bu toprağın İslam dinini kabul ederek Türkleşen ahalisi yüzlerce yıl Araplaşmaya karşı direnerek asla Araplaşmadı. Yarım yamalak ezberlik Arapça öğrenerek Araplaşan ulema kendi halkına ihanet etti.

Anadolu halkına sadece ulema değil, sadece devşirmelerin alındığı Enderun okulu ve yeniçeri ocağı da ihanet etti.

Yeniçerinin ne olduğunu bilinir ama Enderun’un ne olduğu pek bilinmez. Enderun’dan sadrazamlar, kaptan paşalar, yeniçeri ağaları, eyalet valileri, sancak beyleri, daha başka hizmetler için elemanlar, ayrıca şairler, edipler, ressamlar, mimarlar, müzikçiler, tarihçiler yetişmiştir; dahası fen ve matematik bilginleri (!) ve öğretmenleri yetiştiği de iddia edilir. Öğrencilerin (içoğlan) tamamı devşirme, yani “kul” idi. Halkla hiçbir ilişkileri yoktu.

***

Ulema sınıfı bir “okul sınıfı” değildi, kendi çıkarları olan bir toplumsal sınıftı. Onun da kendine göre çıkarları vardı. Bu çıkarlar yüzünden, Osmanlı döneminde düşünülen ve girişilen her türlü yenileşmeye karşı çıkarak devletin ve toplumun geri kalmasına yol açtı. Zaman zaman yeniçeri askeriyle işbirliği halinde isyan çıkararak padişahları tahttan inidirip vezirlerin kellesini aldı. Teokratik Osmanlı saltanatında bile muzır bir sınıftı. Bu sınıf büyük oranda Kurtuluş Savaşı’na muhalafet etti. Bu özelliğini Cumhuriyet döneminde de sürdürdü ve bütün devrimlere karşı çıktı.

Cumhuriyet devrimlerine Anadolu halkı karşı çıkmamıştır. Dil devrimine karşı çıkmadı, çünkü bu devrim, onun konuştuğu Yunus Emre diline geri dönüştü. Halk, Osmanlıca konuşmuyordu.

Harf devrimine gelince o halk, Osmanlıcayı bilmediği gibi Arap harflerini de bilmiyordu. Öğrenebileceği okul da yoktu zaten. Bu nedenle harf ve dil devrimleri yüzünden halkın cahil kaldığı iddiası da mürteci ulema sınıfının yalanlarından biriydi.

***

Nereden bakılırsa bakılsın AKP ve Saray, Osmanlı gibi halka karşı geleneğin buyruğunda ezeli Arap hayranlığını sürdürürken Müslüman Kardeşler’i de keşfetmiş, Mısırlı Ahmet El Benna ve Seyyid Kutub’un kafasıyla düşünmeye başlamıştır. Bu kafayla muhalefet yapılır ama asla iktidar olunamaz. Ve unutmayalım ki El Kaide ve IŞİD, bir Müslüman Kardeşler ürünüdür, ki bu da AKP’yi şaibeli bir duruma düşürür.

Cumhuriyet

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!