Yargı ‘reformu’ para girişine bağlı serbest dolaşımda

Yargı ‘reformu’ para girişine bağlı serbest dolaşımda

obursa

Yargı/hukuk veya adalet, ne derseniz deyin, iki aydır iktidarın diline yapışmış “reform” lafazanlıklarının gerçek anlamda demokratik bir karşılığı olabileceğine olasılık veriyor musunuz?

10 yıldır nasıl bir yargı oluşturulduğunun net görüntüsünü, İstanbul Başsavcılığı’ndan alınarak yıldırım hızıyla Anayasa Mahkemesi üyeliğine yapılan Saray ataması size sundu. O fotoğraf her şeyi anlatıyor size ve dünyaya. Herkes her şeyi görüyor. Yargının nasıl bir vesayet altına alındığı konusunda asla şüpheye yer bırakmayacak bir manzara yaşadık.

Yargıç iradesi yerine Saray iradesi geçmiş durumda.

Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’ne aday adaylarını belirleyeceği normal toplantısı, durun binecek var, anonsu ile durduruldu. 15 gün içinde bir baktılar ki eski İstanbul Başsavcısı Yargıtay kapısından içeri başını uzatıp ce e diyor.

CÜPPELER KAPI DIŞI

Hiçbir mesaileri olmayan bu kişinin Anayasa Mahkemesi için seçilmiş olduğunu görüyorlar.

Kulaklarına aday olarak kimi seçeceklerini fısıldamak bile gerekmiyor.

Adaylıklarını koyan, böyle bir oldubitti olmasa seçip Anayasa Mahkemesi’ne gönderecekleri arkadaşlarını/dostlarını çiziyorlar.

İşte vicdanların yerle bir olduğu nokta burasıdır.

Bir film olsa şöyle yorumlar yaparsınız: Sahne toplantı salonu. Boş. Derken saat yaklaşıyor, kamera dışarı bakıyor, insanlar tek tek geliyorlar, kimliklerini belirleyen cüppelerini salon dışında çengellere asıyor, rozetlerini takarak sivil giysileriyle içeri giriyorlar.

Bir kısmı tabii. Cüppelerini çıkarmayanlar var.

Fakat, Saray iradesini yerine getirecek sayı mevcut.

UYUM SON DERECE SAĞLAM

Mesele salt en yüksek yargı kurumlarıyla ilgili değil.

Tüm adalet sisteminde kurulan siyasi hiyerarşik düzene uyum son derece sağlam.

Saray, 7 yıllık takıntısı olan Gezi protestoları konusunda açılan davanın beraatla sonuçlanmasını hiç kabul etmedi. Teröristler diye saldırdı durdu. Orada Kavala da vardı! Ve bir üst mahkeme beraat kararını bozdu. Sonucun ne olacağını merak ettiğinizi sanmıyorum.

Bir ülke ve devlet yöneticisinin hoşlanmadığı herkese, gençlere, parti yöneticilerine terörist diye durmadan saldırması, bir ülkenin sağlıklı bir toplumsal ve siyasal ortamda yaşamasını tamamen olanaksız kılar.

Bu anlamda yargısız infazların ülkesine dönüştük. Adalet denen kuruma da ne yapacağını gösteren bir talimatlar atmosferi. Selahattin Demirtaş’a 53 insanın katili, terörist olarak siyaset erbabı saldırdıkça, ekranlardaki suretlerinden katmerli salvolar yağıyor toplumun üzerine…

Tabii yargının üzerine de.. Ne yapmaları gerektiğine ilişkin, birilerinin kendilerine suflörlük yapmalarına gerek var mı?

HİÇBİR ŞEY NORMAL DEĞİL

Henüz hakkında dava açılan önemli bir siyasetçinin ta tepelerden peşinen mahkûm edildiği bir ülkede hayat, kurumlar, ilişkiler, düzen normal olabilir mi?

Kin ve nefret tohumlarının girmediği delik kalmadı!

Bu ülkede her türlü ifadenin suç sayılabildiği, yargı ve mahkeme konusu yapılabildiği, dahası anayasal ifade özgürlüğünün terörist faaliyet sayıldığı, bu değilse her türlü suç kapsamına keyfi olarak hızla sokulabildiği bir ülkeyi yönetenler, acaba ne reformu yapacaklar?!

Tamam bir şeyler yapmak zorunda hissediyorlar kendilerini.

Çünkü bir de söz verdiler sağa sola, dolar tavan yaptığında. Söz verince aşağı indi!

GİTTİ YARISI REFORMUN!

Komik bir siyasi durum yaşıyoruz: Şu sıralarda ülkeye sıcak para girişini izliyorlar. Son açıklama bir ay içinde 15 milyar dolarmış. Sevinç büyük!

O zaman “gitti reformların yarısı” diyebilirsiniz!!! Espri bu ya 15 milyar dolar daha girince ülkeye, reform denilen şeyleri de yıl sonuna doğru iteklerler. O zaman bakarlar…

Yani reform ve içeriği paranın durumuna bağlı olarak serbest dolaşıma bırakıldı!

Yapacakları da kurulan yargısal düzenin kılına bile dokunmayacak.

Bu ülkede tek adam yönetimiyle birlikte şüphesiz ki yargı sistemi de değişecektir.

Cumhuriyet

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!