Kırmızı alarm!

Kırmızı alarm!

Rahmi Turan

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın televizyonlarda poz vererek yaptırdığı aşı ile Türkiye‘de salgına karşı aşılama başladı. “Hayırlı olsun” diyelim, fakat…

Elde sadece 3 milyon doz aşı var! Gerisi nerede? Yok! Ne zaman gelecek? Belli değil!

Sağlık Bakanı‘nın açıkladığı gibi 50 milyon doz aşı gelse bile maalesef yetmiyor! Ayrıca, verilen rakamlar ve tarihler de nedense hep yanlış çıkıyor!

Bakan Bey’in verdiği sözler doğru çıksaydı, aşılar gelmiş ve bugüne kadar 15 – 20 milyon insanımızın aşılanmış olurdu! Hepsi lâfta kaldı!

Diyelim ki, 50 milyon doz Çin aşısının tamamı geldi. Bunlar da yetmez ki…

Toplum bağışıklığı için en az 60, hatta 70 milyon insanımızın aşılanması şart. Bu durumda “120, hatta 130 milyon doz aşıya” ihtiyacımız var!

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sait Gönen’in “Alt yapımız iyi. Aşılamayı Avrupa’dan önce bitiririz, yeter ki Türkiye’ye gelsin!” sözleri de, durumun belirsizliğini gösteriyor.

Aşı konusunda 2021 böyle geçecek sanırım…

Aşı olabilenler olacak, geri kalan Mevla’ya sığınacak!

★★★

“Sorunun temelinde ne var?” diye ülkemizdeki aşı rezaletini incelerken elime ilginç bir kitap geçti. ADI: “Sağlıkta Kırmızı Alarm”

Yazarı: Coşkun BEL… CHP Sağlık Politikaları Genel Başkan Danışmanı…

Coşkun Bel, 5 yıl önce yayınlanan kitabında, aşı üretiminin bir ülke için hayati önemi olduğunu belirterek:

“AKP, 2011 yılında Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’ni kapattı. Bu çok yanlış bir karar oldu. Dünyayı saracak muhtemel bir salgında ulusça perişan olacağız!” diyor ve mealen şu sözleri ekliyor:

“Acilen ‘Ulusal Aşı ve İlaç Merkezi kurmalıyız. Türkiye bunu yapabilecek güçtedir. Aksi halde yabancı ülkelerden aşı bekler, oturup halimize ağlarız!”

★★★

Coşkun Bel, geleceği 5 yıl önceden bildi… AKP, stratejik bir kurum olan Hıfzıssıhha‘nın kapısına kilit vuracağına konunun uzmanı Coşkun Bel‘i dinleseydi bugün bu halde olmazdık!

Hıfzıssıhha Enstitüsü dünya çapında çok önemli bir kurumdu. Orada 1997’ye kadar 17 çeşit aşı üretiliyordu. Çin‘e bile çiçek aşısı göndermiştik. Şimdi Çin‘den aşı gelecek diye umutla bekliyoruz.

Hıfzıssıhha gibi değerli bir tesis tasfiye edilmeseydi, şu anda koronavirüsün aşısını kendimiz üretebilirdik.

Sağlık Bakanı Koca Bey şimdi Türkiye‘de de aşı çalışmaları yapıldığını söylüyor.

Diyelim ki aşıyı bulduk! Hangi tesiste üreteceğiz birader?

Labaratuvar ortamında üretilecek sınırlı sayıdaki aşılar 83 milyonun neresine yeter ki?

Yine yabancılara muhtaç olup onlara el açacağız!

★★★

Hıfzıssıhha‘yı kapatmasaydık, kendi aşımızı kendimiz yapacak ve bize aşı vermekte nazlanan ülkelere de ‘Canınız cehenneme’ diyecektik! Şimdi elimiz mahkûm…

AKP iktidarı her fırsatta “Yerli ve milli” edebiyatı yapıyor ya… Çok şaşırıyorum buna!

Ülkemizde “Yerli ve milli” mi bıraktılar? Hemen hepsi yabancılara satıldı! Satmadıkları Hıfzısıhha’nın da kapısına kilit vuruldu!

İktidarın “Yerli ve milli” edebiyatına acı acı gülüyor ve bu sözlere inananlara da çok acıyorum!

TEBESSÜM

Korona kazaları!

Adam telefonda:

“Alo doktor bey, biliyorsun bizim oğlan korona oldu!”

“Evet biliyorum. Dün gelip baktım. Onu kimseyle görüştürmeyin, karantinaya alacağız!”

“Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş…”

“Yaa, bu fena işte… Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalıyız.”

“Doktor bey, ben de hizmetçiyi öptüm!”

“Ooo, işler karıştı… Hastalık size de bulaşmış olmalı!”

“Fakat sonra karımı da öptüm!”

Doktor dehşetle bağırır: “Nee? Eyvah! Demek ki, ben de korona olacağım!”

GÜNÜN SÖZÜ

Parası pulu, malı mülkü az olan değil, sağlığı olmayan fakirdir!

Sözcü

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!