Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Ergenekon kararları Temyiz’de
11 Eylül 2013
00:34
1527 Kez Okundu

yalkuc

Akepe’den Bay Yazıcı & Bay Çiçek Yazarlar ve müebbedi bağlarlar

Artık daha net ve açık görüyoruz.

Bu bir kin meselesi değil, fazlasıdır.

Bu bir devr-i sabık yaratma, bir ancien régime ilanı değil, çok ötesidir.

Bu bir ceza yağdırma değil, düşman vurmadır.

Bu bir hukuksuzluk değil, devletin legalitesini yitirmesidir.

Ortaya çıktılar, Gümrük Bakanı Bay Yazıcı ve Meclis Başkanı Bay Çiçek, cüretle soyundular ve gerekçeyi atlayıp müebbetlerin temyiz kararlarını yazdılar.

Ya hiç korkmuyorlar ya da çok korkuyorlar. Pek bilemiyorum.

Büyük korku

Hürriyet Gazetesi, 26 Ağustos 2013, Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın bir konuşmasına, “eski tam ölmedi” başlığını uygun bulmuştu ve 5 Ağustos hükümlerinden yirmi gün sonra, “halkımız eskinin tam ölmediğini, yeninin ise tam doğmadığının farkına vardı” diyordu.

Deyişinde, yeni savaşlara işaret okuyoruz.

Demek ki ölmemişler.

Hükümlerin bazılarını hapse vurmak zor görünüyor, ancak yüz elli yıl makul bir hesaptır, yalnız bir buçuk yıllık cezalar da var.

Güzel, amma velakin bir mahkemede, 1,5 ile 150 yıl gösterebilen adalet terazileri tarihte ve dünyada hiç olmamıştır; gözdağı ve korkutma saymak durumundayız.

Peki, bu da güzel, yalnız önce Bay Erdoğan ve sonra Bay Yılmaz ve Bay Çiçek ile Bay Yazıcı’nın çıplak tespitlerinden, “korkmadılar”, “yılmadılar” sonucuna vardıklarını çıkarıyoruz.

Çıplak tespitler, bizatihi korku açıklıyorlar.

Bay Yazıcı’nın “ahtapot gibi el atan bir savcı” nitelemesi, hem devletin çöküşünü, hem yeni davaları ve hem de büyük korkuyu dışa vurmaktadır.

Ölçü dışılık aşikârdır. Görebiliyoruz.

Şeyhülislam Yazıcı

Hayati Yazıcı’nın bir tür “şeyhülislam” olduğunu, Ergenekon yargıç ve savcılarının buradan çıkan işaretlere baktıklarını ve Erdoğan’ın, “genelkurmay başkanım” yollu açıklamalarını, bir tür piar’ı, halkla ilişkileri olduğunu yazmıştım ve tekrarlamıyorum.

Yalnız, Bay Yazıcı’nın bu açıklamalarından önce Rize’de Tayyip Bey ile buluştuklarını herhalde biliyoruz.

Yine de tekrarlıyorum.

Milliyet’te Bay Yazıcı’nın, 28 Ağustos 2013 tarihlidir, ifşaatından şu paragrafi alıyorum:

“Ergenekon davası ile ilgili gerekçe yazılacak, gerekçe detaylı bir şekilde ortaya konursa, sonuçta Yargıtay süreci bittikten sonra gerçekten Ak Parti’yi kapatma davasına mesnet yapılmış, internet ortamında toplanmış belgelerin uydurma ve belli bir hedefe varmak için temin edilmiş belgeler olduğu ortaya çıkarsa, bu bizim ceza hukukumuzda bir iade-i muhakemedir.”

Güzel, Gümrük Bakanı Bay Yazıcı gerekçeli kararı yazıyor, “sipariş” ediyor da diyebiliriz ve “emrin olur“, bunu derhal ekleyebiliyoruz.

Tabii, Yargıtay’da müebbetlerin onanacağını kesin sayıyor, “bir iade-i muhakemedir” demektedir.

Emriniz olur, Gümrük Bakanı“, tekrarlamak durumundayım.

İmamın hatibi

Bay Çiçek‘e artık “İmamın Hatibi” diyebiliriz, ne kadar çok konuşuyor, Meclis Başkanları az konuşurlardı, o kadar i öyle ki, “ağır ol da, molla desinler” sözüne model olduklarını biliyoruz.

Güzel, 12 Eylülden sonra milletvekili olmak istemiş, Kenan Evren dahi veto etmişti, Adalet Bakanlığı yaptı, dgm/özel yetkili mahkemeler özel ilgi alanıdır.

Melih Gökçek ile eski, Haşim Kılıç ile yeni dostturlar.

Söz konusu ifşaatını tv’ler yayınladılar, fakat gazeteler çıkarmadılar, fazla ileri gittiğini düşünerek uyarıldıklarını varsayabiliriz.

Halbuki mühimdir.

Özese Mahkemesi’nin gerekçecileri

Çok kısa, görünmez ebatta bir özetini sadece, 26 Ağustos 2013, Aydınlık’ta bulabiliyoruz. Aydınlık, “Çiçek, Ergenekon davasında mahkemenin, AKP’nin kapatılma davasında sunulan delillerin kaynağı olan internet sitelerinin kara propaganda için kurulduğunu hüküm alana aldığını savundu” demektedir.

Yalnız, Bay Yazıcı böyle bir hükmün yazıldığını bilmiyor ve yazılmasını istiyor, gördük.

Demek, birlikte gerekçeleri yazıyorlar ve Özese Mahkemesi’ne yardım ediyorlar, buradayız.

Her zaman yazıcı ve yardımcıdırlar.

Bay Çiçek, “Yargıtay Ergenekon kararını onarsa, Ak Parti’ye kapatma davası tümüyle çöker” ifşaatı ile arkasından “Ak Parti’nin bu haksız yükten kurtulması hukukun bir gereğidir” buyurmaktadır.

Emrin olur, emrin olur, diyoruz.

Yalnız General Özel, Yargıtay’ın hakkaniyete uygun kararını bekliyor, olsuun, bu kadar bekledi, beklemeye alışmıştır, beklemenin bir zararını bimiyoruz.

Güzel, General Akar mı, beklememektedir.

Tashih-i karar

Bitiriyorum ve başlıyorum, iftarlı şûra’da “emekli edilenKoramiral Can Erenoğlu‘nu okuyorum.

Can Paşa, “dini istismar eden, aydınlıktan korkan, basiretsiz ve iğrenç kimselerin iftiraları ve ihanetleri sonucundatutsak edildiklerini söylüyor, “komplocularla işbirliği yapan hainlerin” varlığına işaret ediyor.

Yargılamadan söz etmiyor ve “Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli sıkıntılara girdiği ve karanlıklara çekilmek istendiği esaret günlerini de içeren bu süreç bir hukuk katliamı ve insanlık suçu olarak tarihteki yerini alacaktır” diyorlar.

Ben de Bay Çiçek, Bay Yılmaz ve Bay Yazıcı’ya, iade-i muhakemeden söz ediyorlar, “dönecekler” haberini veriyorum.

Tashih-i karar ile dönerler.

Peki, bu iyimserlik mi, hayır, güvendir.

Yalçın Küçük – Aydınlık

Yalçın Küçük hakkında:
"Ergenekon kararları Temyiz’de" yazısına 6 yorum yapılmış
  1.  
    kızıl-elma

    Bir doğrunun yanına beş yanlış katılarak sürdürülen “arkası yarın ” müsameresi!doğru olan özalın ölmesi !
    tabii, yüz yılda geçse özalın nasıl ve neden öldüğünü bizler hiç bir zaman bilemeyeceğiz (!) ama bir nevi oryantal “McCarthy ” dönemi tüm hızıyla devam ediyor !komünistlerin yerine “atatürkçüleri ve laik türk ulus devletini koy!
    “selma hanım özalı öldürdü” acaba gündemi değiştirir mi?
    bu kadar senaryo yazmayı başaranlar , tam teşekküllü bir psikiyatr servisinde kontrol altında tutulmalılar bence , hayır cidden halkın akıl ve ruh sağlığı için!
    bu kadarını cia nın hollywood senaristleri bile yazamaz !!

  2.  

    Bir şok haber de ben vereyim.
    Özal davası başladı. Başından beri ölümü Ergenekon ile ilişkilendirmek için çalışanlar konunun sanığı olarak Levent Ersöz’ü gösteriyorlardı.
    Sonun da tek sanıklı dava bugün başlamış. Sanık Levent Ersöz’ün katılmadığı dava da gizli tanık Selçuk’un ifadesi şoke etmiş.
    Selçuk’a göre Levent Ersöz ,Semra Özal’a bazı resimlerle şantaj yapmış ve Özal’ı Semra hanım öldürmüş.

    •  

      diyecek çok şey var ama hadi demiyelim.zaten herkes biliyor. semranımın her yıl ortaya attığı kocamı öldürdüler iddiasının mezar açılacağı zaman neden arkasında durmadığı,saçından örnek aldım demesişne rağmen neden saçlarına gerekli analizi yaptırmadığı falan bir sürü şey var. atrıca semranım hakkında bazı resimler olabileceği konusu da özel hayatındaki çalkantılar nedeniyle biliniyor. ama illede konuyu Ergenekona iliştirme ve Levent Ersçzü suçlamaksanki birilerini koruma yada uluslararsı bir cinayeti gözlerden uzak tutma gayretleri gibi geliyor.
      eğer öldürüldüyse bunca yıl sonra birden bire ortaya çıkmazdı. onca yıl ısrarla iddia et,sonra T.C. yi dönüştürme adına birden bire herşey çorap söküğü gibi gelsin. bu davada süleyman demirelin de adı geçiyor.
      du bakalım n’olcek?

    •  
      zalim

      Iste bu haber ilac gibi geldi. :) :) :)

  3.  

    hayati yazıcı gerçekten bu olaylarda en kesin sözü söyleyen kişi. seçimlerden öncede aday olan,haberal balbay ve alan için,boşuna aday oluyorlar,seçilselerde çıkamazlar demişti. ve öyle oldu.
    oysa sabahat tuncel pkk dan mahkemken aday olup seçildi ve ertesi gün serbest bırakıldı,o gün bugün mecliste T.C. meydan okuyor. ama diğer m.vekillerini bırakmadılar. hayati yazıcı akp iktidarın en ilginç bakanlarındann.

  4.  
    zalim

    Korkmuyorlar degil, aksine cok korkuyorlar Yalcin Hoca.
    Yargitaydaki hakimleri ve Ordunun basindakileri istedikleri kadar elegecirsinler. Sonucta bunlarin sonu ayaklanan Türk Halki’nin elinden olucak.

Cevap Yazın


3 × 8 =

FpsAgency