MEMLEKETİN BİRİNDE HOPTİRİNAM”

MEMLEKETİN BİRİNDE HOPTİRİNAM”

Leyla Tavşanoğlu

Bu karmakarışık siyasi ortama bakıyorum. Neler olup bittiğini anlamak mümkün değil. Neredeyse dakika dakika değişip gelişen olayları izledikçe içim kararıyor. Biraz kafayı dağıtmam lazım. Ne okusam? Birden aklıma Aziz Nesin’in 23 masaldan oluşan “Memleketin Birinde Hoptirinam” kitabı geliyor.

Ancak bu kitapla sinirlerim gevşer, biraz gülerim, diye düşünüyorum. Sayfaları karıştırırken çok sevdiğim “Bir Ödül Hikayesi” isimli masala rastlıyorum. Bunu sizinle paylaşmak isterim. Bakalım, sizleri de güldürmeyi başarabilecek miyim? Özetle aktarıyorum:

“Memleketin birinde büyük bir kıtlık baş göstermiş. Padişah bakmış ki kıtlık halkı kırıp geçirecek, bunu önleyici bir yol aramış. Çığırtkanlar padişah fermanını şöyle bağırırlarmış:’Duyduk duymadık demeyin. Her kimin devlete bir hizmeti, vatana bir yararlılığı olmuşsa koşup saraya gelsin. Padişahımız onlara nişan verecek.’ İnsanlar açlığı, yokluğu, derdi, borcu, harcı unutup padişahtan nişan alma sevdasına düşmüşler. Padişahın nişan dağıttığını duyan bir inek de ‘Nişan asıl benim hakkım’diyerek koşa koşa sarayın kapısına gelmiş. Kapıcıbaşıya,’Padişaha haber verin’demiş. İneği huzura kabul eden padişah ‘Böğür bakalım, ne böğüreceksin?’ diye sormuş.

“İnek de,’Sultanım duydum ki nişan dağıtıyormuşsunuz. Ben de nişan almak istiyorum,’demiş. Padişah, ‘Hangi hakla?’ diye bağırmış. ‘Memlekete nasıl bir yararın dokundu ki sana nişan verelim?’ O zaman inek:’Efendimiz, bana nişan verilmesin de kime verilsin? Etimi yersiniz, sütümü içersiniz,derimi giyersiniz, gübremi bile bırakmaz kullanırsınız.’ Padişah ineğin isteğini haklı bulmuş. İneğe ikinci derece bir nişan verilmiş. Boynunda nişanı, inek sevinçten oynaya oynaya saraydan dönerken katırla karşılaşmış.

“Katır:’Nedir bu sevincin? Nerden gelirsin böyle?’ İnek her şeyi bir bir anlatmış. Padişahtan nişan aldığını da söyleyince katır da coşmuş. O coşkunlukla doğru sarayın yolunu tutmuş. Padişah sormuş: ‘Sen ne yaptın ki nişan istiyorsun?’ ‘Aa, hükümdarım, savaşta topunuzu, tüfeğinizi sırtında taşıyan ben değil miyim? Barışta çoluğunuzu çocuğunuzu sırtında götüren ben değil miyim?’ Katırı haklı bulan padişah ona da bir nişan vermiş. Katır sevinçle saraydan dönerken eşekle karşılaşmış. Katır başından geçenleri anlatınca eşek:’Dur öyleyse ben de gider bir nişan alırım,’diye dört nala saraya koşmuş.

Saray koruyucuları deh demişler, çüş demişler ama eşeği kabul eden padişah,’Ne dilersin ey kulum’ deyince eşek dileğini bildirmiş. Padişah canı burnuna gelip kükremiş:’İnek etiyle, sütüyle, derisiyle, gübresiyle bu memlekete, bu millete hizmet etti. Katır desen savaşta, barışta yük taşıdı, bu vatana hizmet etti. A eşek, sen ne iş gördün ki bir de kalkmış eşekliğine bakmadan nişan istersin?’

O zaman eşek keyifle sırıtarak:’Aman padişahım efendim,’demiş.’Size en büyük hizmeti eşek kullarınız yapmıştır. Eğer benim gibi binlerce, milyonlarca eşek kulların olmasaydı hiç bu taht üstünde oturabilir miydin?Saltanat sürebilir miydin? Dua et biz eşek kullarına ki bizim gibi eşekler var da sen de böyle saltanat sürüyorsun.’Padişah karşısındaki eşeğin öyle her eşek gibi teneke nişanla gözü doymayacağını anlamış.’Ey eşek kulum, haklısın. Senin sayende ben bu makamdayım,’demiş. ‘Senin bu çok yüksek hizmetini karşılayabilecek bir nişanım yok. Sana ölünceye kadar beylik ahırından her gün makarna, bulgur, üzüm hoşafı ve kış aylarında da kömür bağladım. Ye, ye!Saltanatım için durmadan anır.’”
.
YURT GAZETESİ

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!