Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
ABD’nin güvenlik uyarısını nasıl açıklamalı?
24 Ekim 2020
08:25
32 Kez Okundu

Barış Doster

ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği, İstanbul başta olmak üzere, Türkiye’nin diğer bölgeleri için yurttaşlarına güvenlik uyarısı yaptı. Büyük ofis binaları ve alışveriş merkezleri dahil, yabancıların toplanabileceği kalabalık alanlardan uzak durmalarını önerdi. Ankara, İstanbul, Adana ve İzmir’deki ABD misyonlarının görevlerinin, vize işlemleri dahil, geçici olarak askıya alındığını duyurdu.

ABD’nin bu uyarısını nasıl yorumlamalı? Bilgiye, istihbarata mı dayanıyor? Yoksa Türkiye’yi baskı altına almaya yönelik yeni bir hamle mi? Benzer uyarıları geçmişte de yapan, birkaç yıl önce, diplomatik misyonlarının faaliyetlerini, vize işlemlerini askıya alan ABD’nin bu hamlesi, 3 Kasım’daki başkanlık seçimiyle, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destekle, Ankara – Moskova ilişkileriyle ilgili olabilir mi? Tartışalım…

Sıklıkla vurgulamakta, anımsatmakta yarar var: ABD emperyalist bir devlettir. Gerek doğrudan gerekse IMF, Dünya Bankası, NATO gibi örgütler vasıtasıyla, başka devletlerin ekonomisi, siyaseti, diplomasisi, ulusal güvenliği üzerinde baskı kurar. Kimilerinin övgüyle selamladığı NATO, özünde ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtıdır. Üstelik “savunma ve güvenlik örgütü” olarak üye ülkelerin sadece ordularını, dış politikalarını değil, aynı zamanda iç politikalarını, bürokrasilerini, ekonomilerini, üniversitelerini, kitle örgütlerini, siyasi partilerini, enerji stratejilerini, sanayileşme politikalarını da şekillendirir.

Siyasetçilerimiz, ABD’yi ne kadar tanıyor? 

Siyasi parti kurmadan önce ABD’nin kapısını aşındıran, ABD’nin başkentinde görücüye çıkan siyasetçilerimiz, acaba ABD’yi ne kadar tanıyorlar? Beyaz Saray’ın, Kongre’nin, Dışişleri ve Savunma bakanlıklarının, istihbarat kuruluşlarının güçlerini ne kadar tartıyorlar? Müesses nizamı oluşturan diğer kuvvetleri, büyük sermayeyi, sanayi ve teknoloji devlerini, etkili lobileri, düşünce kuruluşlarını, bürokrasiyi, akademiyi ne kadar biliyorlar? ABD’nin baskılarına, taleplerine, tehditlerine, şantajlarına karşı ne kadar dirençliler?

Türkiye ile ABD arasındaki sorunların çokluğu, çeşitliliği biliniyor. Üstelik bu sorunların çok azı dönemsel. Büyük çoğunluğu yapısal. Tarihsel, toplumsal, kültürel, siyasal boyutları da var bunların. Dahası, doğrudan doğruya ülkemizin var oluşuna kasteden bir ABD var karşımızda. Türkiye için asıl beka sorunu, ABD’nin ülkemize ve bölgemize yönelik politikaları.

ABD, Türkiye’yi de Rusya’yı da yakın çevrelerinden kuşatmaya çalışıyor. Türkiye’yi de komşularını da (Irak, Suriye, İran) bölmeye çabalıyor. Türkiye’nin komşularıyla arasını bozmaya gayret ediyor. Türkiye’nin taraf olduğu uyuşmazlıkların hepsinde, karşı tarafı destekliyor. Rusya ve Çin’i tanımlarken “hasım devlet” tabirini kullanan ABD, Türkiye’yi de asla ortak, dost, müttefik olarak görmüyor. Fakat ABD’nin bu düşmanca tutumuna karşın ülkemizde siyasi yelpazenin sağı ve solu, ABD muhipleriyle dolup taşıyor. Ekonomik, politik, teknolojik bağımlılık, zihinsel, düşünsel bağımlılığı artırıyor. İdeolojik bulanıklığı besliyor.

Asıl sorunumuz da bu değil mi?

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


1 × = 3

FpsAgency