Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Azerbaycan hız kesmemeli!..
18 Ekim 2020
00:06
17 Kez Okundu

yselim

Her konunun uzmanları televizyon ekranlarında hükümete yalakalık yapma adına Ermenilerin ekmeğine yağ sürüyor. Utanmadan, sıkılmadan başka ajans ve televizyonlardan çaldıkları görüntülerin üzerinden ahkam kesiyorlar. Oysa tarihten bu yana Azerbaycan ve Yukarı Karabağ meselesinin uzmanları da var canım memleketimde. Bu işe ömrünü veren akademisyen, asker ve gönüllülerin tesbitlerine yer verilmesi durumunda sadece Türkiye’ye değil Azerbaycan kamuoyuna da sağlıklı-doğru bilgiler motivasyonu artıracaktır. Bunlardan bir can dostum Gencehan Tunay’dır. Adı üzerinde “Gencehan…” Yüzlerce yıllık “Hanlık“larla yönetilen Azerbaycan’ın Gence şehrine uzanan geçmişi var. Gencehan’lığından gelir Tunay’ın ailesi. Ömrünü Türk Dünyasına adadığı için onunla ilgili “Kolonizatör Türk Dervişi” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Şimdi aynı doğrultu ve ülkü ile Global Savunma’nın yönetim kurulu başkanlığını yürütüyor. Türk Cumhuriyetlerinin Savunma Bakanları ile irtibat halinde… Başta Azerbaycan ve Kırgızistan olmak üzere Türk Coğrafyasındaki gelişmeleri takip ederken çözüm önerileri de üretiyor. Azerbaycan Savunma Bakanlığı’nın Ermeni kara propagandalarına karşı dünya ülkelerini günlük bilgilendirerek haklı davalarını anlatmak da eskisi gibi güçlük çekmediğinin altını çizerken, bu ortamda operasyonların hız kesilmeden devam edilmesi gerektiğini vurguluyor. Geniş bilgi için “kafkasam.com“da “Savaş halinde olan Azerbaycan topraklarını savunurken taktik değişikliğin ana sebepleri” başlıklı bir de makaleyi kaleme almış. Azerbaycan olayından “Siyasi rant” çıkarmaya kalkışanlara da tavsiye ederim.

Biz gelelim önceki yazımızda yönelttiğimiz soruların cevaplarına… Malumunuz herşeyi bildiğini iddia edenler; “Putin, turuncu devrim ile iş başına gelen Ermenistan yönetimini cezalandırıyor” diye eşyanın tabiatına aykırı sözler sarf etmeye devam ediyor. Oysa Putin’in birinci hedefi “Ön bahçesi Kafkasları” kontrol altında bulundurmak. Sonra da Avrupa’ya kadar uzanan enerji hattının geleceğini şekillendirmek… Aynı anda “Sıcak denizler” olarak nitelendirilen Akdeniz’deki dengede tahterevallinin ağırlığını belirlemektir… Suriye’den Libya’ya uzanan Akdeniz sularını ne ABD’ye ne de AB’ye bırakmaya niyeti yoktur. Kafkaslar’da her hangi bir ülkenin güçlenmesi yerine; bölünüp, küçülerek kontrol altında bulunmasını arzu eder. Çok değil 30 yıl önce Yeltsin’e diz çöktüren Cahar Dudayev’i öldürüp, Çeçen direnişini böldükten sonra bir nebze rahatlamıştır. Yıllarca şımarttığı Ermenistan ekonomik ve siyasi alanda fayda getirmediği gibi artık yük olduğunun farkında. Ermenilere karşılıksız yardım yaparken enerji alanında hisselerinin azalmasına da izin vermeye niyeti yok. NATO’ya girmeye niyetli Gürcistan’a müdahale ederek Karadeniz’de ağırlığını koruyan Putin, denize sınırı olmayan Ermenistan’a hak ettiğinden fazla değer vermesi beklenmemeli. Ne de olsa Ermenilerin ihtiyacı olan destek İran tarafından tamamlanmaktadır. Elektriğini, suyunu, doğalgazını, petrolünü neredeyse karşılıksız veren Rusya’nın Ermenilerden ekonomik alanda kazancı olmadığı gibi kaybı yerine Azerbaycan’ın üretiminden bir miktar daha pay kapması ve Avrupa’ya kadar uzanan hattan milyar dolarlarına milyarlar eklemesi ve dünya dengesinde belirleyici olması daha akıllıca değil mi? Ve bu arada petrol, doğalgaz dışında en büyük ihraç maddesi olan silah satışından gelen sıcak paranın yanında ABD’ye kafa tutma gücünü niye riske soksun ki…

Putin’i iyi tanımak şart… SSCB’nin “Demir yumruklarından Andropov” tarafından genç yaşta keşfedilip, özel eğitimden geçirilen Putin, dağılan SSCB’den sonra zor-bela bir araya gelen BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu)’nu Rusya’nın kontrolüne aldığı gibi çöken ekonomiyi ayağa kaldırmıştır. Üstelik Putin, bu gayretlerinde yalnız değildir. Andropov’un çocuk-genç yaşta özel yetiştirdiği ekibin içinde Dışişleri Bakanı Lavrov, Başbakan ve şu an Rusya’yı başarı ile yöneten ekip vardır.

Türkiye’yi hasbelkadar yönetenler; Uluslararası ilişkilerde “Mütekabiliyet” yani “Karşılıklı alış-veriş” ilkesini unutmasın. “Dostum Putin” demekle kriz yönetimi çözülmez. Putin sadece Rusya’nın dostudur… Ne Erdoğan’ın, ne Aliyev’in ne de Paşinyan’ın dostu olmadığı gibi, Rusya’nın çıkarlarını göze alarak kimse ile “Düşman” da olmaz! Putin’i anlamak için Rus tarihini bilmek, SSCB’nin dağılımı ile beraber son 30 yılı öğrenmek şarttır. Aksi halde muhatapları sınıfta kalır. Hayal kırıklığı yaşar… İlgililerine duyurulur…

Not: Özellikle cezaevlerinden gelen mektuplar birikti. Ancak gündem yoğun. En kısa zamanda “At izi, it izi” muhataplarının mağduriyetlerini yazmak üzere, umutla kalın!..

Yeniçağ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


7 − 7 =

FpsAgency